12 Haziran 2009 Cuma

Trt 1'den St Pauli'ye bakmak

İçimden St. Pauli tribünleri hakkında bir şeyler karalamak geldi bende yazayım dedim :)
Öncelikle Pusula ekibini Trt 1 gibi kanalda böyle bir program yapabildiği için tebrik ediyor,belli başlı diğer yabancı takımlar ve taraftar grupları içinde devamını bekliyorum.Yine ağzımız açık bir şekilde keyif alarak izleyeceğimiz bu tip belgeseller çıkacağına eminim.




Dün akşam Trt 1'de ki pusula programında St. Pauli tribünleri hakkında hazırlanmış olan bir belgesel vardı.Çoğu tribüncü için,belli bir görüşe sahip olan tribüncü için dün Kurtlar Vadisi pusu'dan daha bir ön plandaydı :) her ne kadar anlatılan takım St.Pauli olduğu ve kendilerine uymadığı için bakmadan gülüp geçen insanlarımız bir hayli fazla olsa da izlemek isteyen potansiyel de bir o kadar fazlaydı.

Uzun zamandır bir şeyi izlerken bu kadar keyif almamıştım.Bu programdan önce de adını,şanını duyduğum,internetten mümkün olduğu kadarı ile yaptıklarını,görüşlerini,kulüp bilgilerini,özgeçmişini,taraftarını takip etmeye çalıştığım bir tribündü St.Pauli. Ama bu programdan sonra aklımda ne nedir,nasıldır diye hiç bir şüphe kalmadı.



Sembolleri olan kuru kafaya değinmeden geçmek istemem..Bu sembolü taraftarlar kendileri beğenip kullanmaya başlamışlar.O zaman ki kulüp yönetimi bunun kaba olacağını düşünerek en başlarda engellemeye çalışmış fakat taraftar bunu çok benimsediğinden dolayısı ile çokçabuk yayıldığından daha sonra başkan da bunu kabul etmek zorunda kalmış.Amblemin kuru kafa olmasının sebebi ise kendilerini kapitalist düzenin karşısındaki korsanlar olarak görmelerinden doğmuş.



Avrupa'da endüstriyel futbola karşı ayakta durmaya çalışan son kalelerden St.Pauli. Hem de çok sağlam bir kale.Endüstriyel futbola yenik düşersek ruhumuzu kaybederiz diyorlar.İki tane iyi oynayacak futbolcu alalım diye klübün ruhunu satmayız diyorlar.Taraftarından yöneticisine,başkanına kadar bu düşünce içerisindeler.

Belgeselde gördüğüm ve görünce 'vay be böyle topçular,başkanlar da varmış' dediğim,o manzarayı görünce aşırı derecede keyiflendiğim olay ise sezon sonunda taraftar ve futbolcunun,yönetimin,başkanın sezon bitimini meydanda yanyana,biraları içerek,şarkılar söyleyerek,birbirleriyle her konuda muhabbet ederek kutlaması oldu.

Tabi bunda semtin kulübe aşırı derecede sahip çıkması da St. Pauli'yi St.Pauli yapan unsurdur.Buna en basitinden verilecek örnek taraftarın t-shirt satışından 1,5milyon euro kazanç sağlayarak bu miktarla kulübün borcunu kapatmasıdır.O semtte çalışan fahişeler bile vergi gibi zorunlu değil,isteyerek kulübe bağış yapıyor :)



St.Pauli'li olmak için ırkçılığa,faşizme ve kapitalizme karşı olmak yeter :)

3 yorum:

Tebe-Volimo dedi ki...

Irkçılığa,faşizme ve kapitalizme karşıyım ama Adana Demirsporluyum... :)

lepermessiah dedi ki...

Ne tesadüf abi bende :)
Belkide bize yakın olduğu için yazmak istemişimdir :))

CanCan dedi ki...

Harbiden mükemmel bir programdı.Keşke daha'da uzun sürseydi.Eline sağlık lepermessiah :)