8 Mart 2012 Perşembe

Nereye Gitti Bu Paralar?

Yaşanan süreçte para sıkıntısı iyice ayyuka çıktı. Yönetimin hamlelerinden sonra futbolcular da olaya müdahil oldular ya da müdahil edildiler. Son yaşanan buluşmada belediye başkanı Demirspor'a aktarılan paralardan söz etti. Ufak tefek sayılacak meblağlarda değil hani. Belediye başkanı konuşmada para miktarı bunlar dedi ve gerektiğinde yönetim bu paraların nereye gittiğini açıklar tarzında bir şeyler dedi. Yönetim kendinden emin bir şekilde genel geçer ifadelerde paralara neler olduğunu bir kaç sözle anlattı peki tatmin olduk mu? Tabi ki hayır. O zaman artık yönetim üstüne düşeni yapmalı ve paraların nereye-nerelere gittiğini detaylı bir şekilde açıklamalı yalnız yanlış anlaşılmasın bu bir istek değil zorunluluktur!

Kadın..

emeğiyle ve onuruyla yaşayan tüm emekçi kadınların günü.

kutlu olsun; şan olsun!

kavganın, uçurumlardan yükselen yeni bir dünyanın en yabanları ve evrenin en vazgeçilmezleri; siz olmasanız şuracıktık, yoktuk. kaşınız, gözünüz, dudağınız, alnınız, kirpiğiniz, saçınız, yanağınız, boynunuz, burnunuz, göğsünüz, göbeğiniz, eliniz, kolunuz, ayağınız, yedi ceddi konuşan diliniz, tarihler ve soylar kuran emeğiniz, savaşlar alt eden direnciniz, çocuğumuzun anası, ahh çocuğumun anası, ve varlığımızın en doyulmaz güzelliği, o emeğiniz iktidar olacaktır elbet, olacaktır elbet! işte bir güvercin güzelliği seherin çığlığında, dünyanın en onmaz yerlerinden yükseliyor; kıta kıta, ülke ülke; kardeşim ol daya yüzünü yüzüme. alt edilecektir bu uğursuz ilenç kadınım! inan olsun.

"bayramın kutlu olsun kadınım
unuttum telefonda söylemeyi bu sabah
sesini duydum mu dünyayı unutuyorum
nice nice bayramlara güzelim..."

şeni tavi mikvars. şeni çiri me!!! şeni tavi mikvars lamazi gogo...
lenineli

6 Mart 2012 Salı

Şaka !

Demirspor bize yine kendine has bir yıl yaşatıyor.. Her yıla damga vuran bazı özelliklerimiz var. Mesela geçen yılı dışarıda sadece 3 galibiyetle kapatmış ve içerdeki galibiyetlerle ayakta kalmıştık.

2. Ligde bir takım nasıl şampiyon olurun klasik cevabıdır; İçerde 3 puan dışarıda 1 puan. Bizim bu yıl ki sonuçlar ise ortada. Mantıklı düşünen hiç kimse şu soruya doğru düzgün cevap veremez; Nasıl oluyor da içerde düşme potasındaki takımlara bu kadar puan dağıtıyorsun deplasmanda Kırklareliyi, Bandırmayı onu bunu yenebiliyorsun? Demirspor bize yine olağan şakalarından birini yapıyor. Bu olayın benim nezlimde hiç bir mantıklı açıklaması yoktur. 2. Ligde senin, binlerce taraftarının önünde sonuncu takımlara puan verme lüksün yok arkadaş! Hiç kimsede benim bu fikrimi değiştiremez koşullar ne olursa olsun binlerin önünde sen öyle saçma sapan top oynayamazsın.

Ve son olarak rahat olsunlar Demirspor'da kimsenin parası kalmamıştır!

Kanalın intikamını Manş'tan alan adam..

Adana'nın su kanallarında yüzmeyi öğrenen Erdal Acet, havuzlardan sonra Manş'ı da rekor bir dereceyle geçti. Bugün Adana'da bir taksi durağında çalışıyor...
Yüzme sporunda uluslararası düzeyde esamisi okunmayan Türkiye’nin geçmişte dünyanın sayılı yüzücülerinden birini çıkardığını biliyor muydunuz? Peki Adana Demirspor’un futboldan çok havuzlarda başarılara imza attığını? İşte o efsane yüzücü Erdal Acet de 13 yıl hiç yenilmeden rekorlar kıran yüzme ve sutopu takımlarına imza atan Adana Demirspor’un bir sporcusudur.

Acet 4-5 yaşlarındayken, yanındaki ağabeyi Mustafa Adana’da birçok çocuğa mezar olan su kanallarından birine düşer.

Dönemin belediye başkanının babası o sırada oradan geçmektedir. Mustafa’yı kurtarır ve büyük korku yaşayan Erdal’la birlikte babalarına götürür; “Bunlara yüzme öğret, yoksa boğulacaklar” der. Ertesi gün su kabakları yapılır, koltukaltlarına konulur, kanalda hayatta kalma dersi verilir... Ve o gün yüzmek en büyük tutkuları olur iki kardeşin. Bir gün kanalda yüzerlerken, kulüpten biri onları görür. “İki çocuk gördüm, balık gibi yüzüyorlardı” diye anlatır. Yetenek avcısı antrenör, “Niye getirmedin, yarın müsabakalar var. Bir denerdik” diye sitem ettiğinde, geleceğin iki büyük yüzücüsünden bahsetmektedir. Sabah ağabeyiyle birlikte kendilerini hocanın karşısında bulurlar. Tek mayoları vardır. Önce Mustafa giyer, atlar havuza. Sonra Erdal... Ve Manş’a kadar uzanacak hikâye de burada başlar.

Şampiyonluklar ardı ardına gelir. Artık havuzlar ona yetmez olduğunda, İstanbul’da uluslararası yüzme maratonlarına katılır. Uluslararası yüzücülerin de katıldığı bu yarışlardan birinde büyük dalgalar çıkar. Sadece bir kişi bitirebilir: Erdal Acet...

Bununla yetinmez. 3-4 yaşındayken kendisine büyük korku yaşatan kanalın intikamını büyük denizlerden almaya niyetlidir. “Manş’ı geçeceğim” der.

1976 yılının 30 Ağustos’unda Türkiye bir ‘zafer bayramı’nı kutlar ve Manş’ta antrenmanlar yapan Erdal Acet’e haber gönderilir. 30 Ağustos’u 1 Eylül’e bağlayan geceyarısı, “Kar suyundan da soğuk olan Manş”a girer. Kıyıya yakaştığında, en yakın yüzücü kilometrelerce geridedir. Son kulaçları atarken, kılavuz teknede bulunan fotoğrafçı Faruk Zabcı bağırır “Rekor, Rekor!” 9 saat 2 dakikalık bir zamana imza atmıştır. Evet, tüm zamanların en iyi derecesidir! Bu derece hâlâ, 100 yılın en iyi 15 derecesinden biridir.

Acet’i hatırlatan belgesel

Bugün unutulan, yeni kuşakların bilmediği bu hikâyeyi, Murat Ayman’ın ‘Erdal’ın Kanalı’ adlı belgeseli sayesinde hatırladık. Datça’da Lefter’e adanan yüzme maratonunun konuğu Acet. Bugün ne mi yapıyor? Adana’da taksi durağı işletiyor.
Havuzlardan uzak kaldığı için sitem etmedi kimseye, “Çalıştığım işi bırakamazdım” dedi. “Peki bu ülkede neden yüzmede başarı hikâyeleri bu kadar az?” diye soruyoruz safça, “Deniz mühim değil, havuz olması lazım. Bizde havuz yok. Çok yetersisiz. Avrupa’da neredeyse her köyde bir havuz var” diyor.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1080703&CategoryID=77

5 Mart 2012 Pazartesi

ALTYAPIDA BU HAFTA

http://soylu-kavgam.blogspot.com'dan takip ettiğim kadarıyla bu hafta her yaşta galibiyet almışız. Hepsinin ayağına sağlık, tebrik ediyoruz.
U17 Maçı
Adana Demirspor 2 - 0 İskenderun Demir Çelikspor

U16 maçı
Adana Demirspor 2 -1 İskenderun Demir Çelikspor

U15 Maçı
Adana Demirspor 2 - 0 Mersin İdman Yurdu

U14 Maçı
Adana Demirspor 4 - 0 Mersin İdman Yurdu

Özellikle U14 ve U15'de alınan net skorları görünce ister istemez yüzümüz güldü ve biraz moral oldu. İçinde Demirspor sevgisini barındıran çocuklarla, gelecekte başarıyı yakalamanın hiçte zor olmayacağını düşünenlerdenim, yeter ki elimizdekilere sahip çıkıp kaybetmeyelim.
Demirspor'un has çocuklarını tebrik ediyoruz. Helal olsun sizlere.

3 Mart 2012 Cumartesi

Coca-Cola Akademi U18 Ligi Final Grubu

Açıkçası U18, playofflar, finaller, alt yapımızın yaptığı işler vb. haberleri takip edebildiğim sadece Ankara Tayfası yazdığı süreceydi. Bundan sonra biraz daha yakından takip etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Konuya dönmek gerekirse, gençlerimiz U18 Kademe Grubu maçlarında Anadolu Grubu'nda Gençlerbirliği'nin ardından ikinciliği elde ederek final grubuna kaldı. U-18 Ligi Final Grupları belirlenmiş.
Rakiplerimiz : Altay, Beşiktaş A.Ş., Fenerbahçe A.Ş., Gençlerbirliği, Kayseri Erciyesspor, Trabzonspor A.Ş., Turgutluspor
0 puandan başlayacak final grubunda maçlar çift devreli lig usulüne göre oynanacak.
Final grubunda ilk 4 sırayı alan takımlar bir torbada, klasman gruplarını lider tamamlayan 4 takım diğer torbada olmak üzere kura çekimi yapılacak. Bu 8 takım, Coca-Cola Akademi U18 Ligi şampiyonu olabilmek için Play-Off maçları oynayacak.
İlk maçımızı 10Mart'ta Fenerbahçe A.Ş. ile oynuyoruz maç İstanbul Dereağzı Spor Tesislerinde 14:45'te.
Eğer arma için bir yerlere gitmek istiyorsak, buyrun Demirspor'un has çocuklarını desteklemeye gidelim. Armaysa, o da arma.

28 Şubat 2012 Salı

Hoca ve Yönetim Arasında Geçen Diyalog

Biz taraftarların da, her şeyi bilmesi gerektiğini düşünerek hoca ile yönetim arasında geçen mevcut diyaloğu, Güney arkadaşımdan aldığım izinle kendisinin yazdığını buraya aktarmak istiyorum. Bunu burada paylaşmamın sebebi ne birine taraf olmak, ne de birini savunmaktır. Sadece olayların gelişimini görmek içindir. Hani Tam Bağımsız Demirspor diyoruz ya, ne bileyim.
"
Bizzat diyaloğu söyleyim ;

Hocaya dediler ki, hocam bu sonuçlarla olmuyor bir kan değişikliği olsa iyi olmaz mı diye...

Hocada biraz şaşkın ve garip bir ifadeyle aynı şu lafı söyledi : Elbette neden olmasın , 5 aydır bizi maymuna çevirdiniz, 2 milyarlık prim sözünü bile ödeyemediniz , tesise 5 ayda 1 kere bile gelip futbolcunun halini hatrını sormadınız , verdiğiniz prim sözünüde ödemediniz üstüne tribünlere de çok güzel bağlama çektiniz şimdi de beni seyirci önüne attınız. En başta yönetim olmak üzere bu takımda kan degişikliğinin şart oldugunu bir kez daha anladım. Ben bırakmayacaktım ama bu sözleri duyunca artık istesenizde bırakıyorum... Allah yolunuzu açık etsin.

Sonra hoca Gökoğlu'nu aradı olayları anlatıp kendisininde en mantıklı olarak istifa etmesinin oldugunu belirtti. İkili görüşmek için ofiste toplandılar ve gökoğlu'da bırakma kararı aldı.. hoca bu aksam adana da kalacak yarın toplantı düzenleyecek."

Kongre Kararı Alındı

Tek cümleli bir haber gireceğim.
Belediyeden Spor fonu kesilince Adana Demirspor yönetim kurulu kongre kararı aldı.
Bu kulübü belediyenin eline mahkum edenin,tek çare gösterenin,kapısında dilenenin ve dilendirtenin, geleni de yiyenin...
Bu saatten sonra taraftarlar olarak yüksek sesle söylememiz ve arkasında durmamız gereken tek düşüncenin şu olduğunu düşünüyorum; YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ ADANA DEMİRSPOR

İlaveten belirtmekte fayda var, mevcut yönetim istifa etti olarak algılanmamalı, kongre kararı aldılar.

Anlaması O Kadar Zor Mu?

27 Şubat 2012 Pazartesi

ALKIŞLI’YORUM’

Alıntıdır. Diyecek bir şey bırakmamıştır.
Adıyaman, Eyüp, Ünye…

O zaman Beypazarı Şeker ile Altınordu’nun günahı neydi. Yazık değil mi onlara. Niye ayrım yapıyorsunuz güzel kardeşim?

Hadi Beypazarı Şeker’i telafi edersiniz. 5 hafta sonra onlarla oynuyoruz. Teknik direktörleri şimdiden odasındaki tahtaya 3 puanı yazmıştır yazmasına da, Altınordu ne olacak? Son haftaya kadar düşerlerse adamların hakkını nasıl ödeyeceğiz?

Artık elinize fikstürü alın hesabını siz yapın. Ben biraz uğraştım ama çıkamadım işin içinden. Yine de sıkışırsanız bir alo deyin, bakarız çaresine. 100 yılı aşkın süredir ayakta kalan bu köklü kulübe de bir şekilde gerekeni yapmak boynumuzun borcu gibi geliyor.

Yalnız bir ayıp da Mardinspor’a yaptık gibi geliyor. Lisans çıkarmalarına yardımcı olsaydık keşke. Sahi neden atladık o konuyu? Zaten altyapımızda da doğru düzgün kimse yetişmiyor (!). Verirdik birkaçını onlara. Tamam, söylemeyin hatırladım. Yönetime aday olduğunu açıklayan şahıs (!) yüzünden kafamız epey karışıktı o günlerde öyle ya.

Aslında lisans işlerini halletseydik, taraftara bir otobüsü çok gören (!) bazıları yardımcı olurlardı Mardinspor’a da. Hani fena da olmaz, hayır dualarını alır, 3 puanla uğurlardık onları da.

O değil de, sizlerin bu vurdumduymaz tavrına rağmen, bir Pazar günü olan taraftarlar niye maça geliyor acaba anlam verebildiniz mi? Peki kar kış demeden, yurdun dört bir yanından, saatlerce yolda kalma pahasına, hatta kaza geçirme riskini bile göze alarak deplasman maçlarına gelenlere ne demeli? Öyle ya yöneticisi bile; “buraya kadar niye geldiler anlam veremedim!” diyebiliyorsa, haftalarca ortada görünmeyen Başkanı Türkiye Kupası maçı öncesi, hem de ulusal basına; “Uzun yıllardır Adanamız ve Adana Demirspor taraftarı Galatasaray’ı şehrimizde misafir etmenin özlemini taşıyor” diyorsa, sen nasıl anlayacaksın taraftarın hangi sevdanın peşine düştüğünü…

Aslında Türkiye’nin diğer şehirlerinde olduğu gibi, maç sırasında tedariksiz kalmayayım diyerek yedek çekirdek paketini de alan ve 90 dakika büyük bir gayretle çekirdek yiyen 50-100 kişilik taraftar topluluğuna layıksınız hepiniz ama ah şu forma ve arma aşkı olmasa…

Bu arada maçtan sonra şöyle bir fikstürü inceledim ve turizm şirketlerinin Antalya için Mayıs ayında sundukları erken rezervasyon kampanyalarına baktım. Şimdiden yer ayırtırsak fiyatlar fena değil hani. Buldum bir şirket, aradım ve telefonda karşıma çıkan görevliye; “Bana ailecek kalabileceğimiz bir yer ayırır mısınız? Yalnız Mardan stadı yakınlarından olsun ki maça kolay gidip geleyim” dedim. Karşımdaki görevli; “beyefendi yoksa Adana Demirspor taraftarı mısınız” yanıtını verince şaşırdım kaldım öylece. Benim gibi arayan çok mu fazla oldu, yoksa yıllardır her Mayıs ayında bizlerin oraya akın etmesine mi alıştılar artık bilemiyorum. Zaten böyle giderse Demirspor taraftarları için özel paket turlar da düzenlerler yakında.

Herneyse o sözü duyunca birden telefonu yüzüne kapattım. Utandığımdan falan yapmadım bunu sakın yanlış anlamayın. Milyon kere dünyaya geleceksin seç bakalım dünyanın istediğin yerinden bir şehir ve takım deseler, bir an bile tereddüt etmeden “milyon kere Adana, milyon kere Demirspor” derim! Oysa kim istemez İspanya’da doğup Barcelona veya Real Madrid taraftarı olmayı… Ya da İngiltere’de Manchester United’lı veya Liverpool’lu olmayı… Veya Arjantin’de Boca Juniors taraftarı olmak da fena değil aslında… Başkasını bilmem ama kalıbımı basarım bir tane bile Demirspor taraftarı bulamazsın böyle hayal kuran. Bize göre dünyanın en asil rengidir mavi ve lacivert ve yine en büyük takımıdır Adana Demirspor.



Neyse konuyu dağıtmayayım güzel kardeşim. Peki, neden yaptın bunu derseniz söyleyeyim; sizlerin bu takımı play off’lara bile taşıyacağınıza zerre kadar inanmıyorum artık.

Herşey bir yana, ne söylesek boş biliyorum bilmesine de, son olarak şunu da ekleyip sözlerime son vereyim…

“Ya çıkın doğru düzgün oynayıp formanın hakkını verin, ya da bugünden tezi yok çekin gidin ve gözümüzde daha fazla küçülmeyin!”…

Alpaslan KUŞVURAN