8 Mayıs 2011 Pazar

| Ahmet’i öldüren ağaç..

Tümünü YaslaYine bir Emrah SERBES hikayeciği... Kaynak: afilifilintalar.com
-------------------------------

Ahmet, hayatımda tanıdığım en iyi çalım atan adamdı. Karşı takımdaki herkesi çalımlamadan gol atmak istemediğinden topu kaleye değil de taç çizgisine doğru sürdüğü bile olurdu. Annesi hastaydı. Bir gece öldü. Ertesi gün bütün arkadaşlar kendi annemiz ölmüş gibi ağlamaya söz verdik. Çünkü Ahmet’in bu acı olay nedeniyle futbolu bırakmasını istemiyorduk. O gün Ahmet’le beraber herkes ağladı ama ben bir türlü duyguya girip ağlayamadım. Ortalıktan kayboldum, ağlamış süsü vermek için kızarana kadar gözlerimi kaşıyıp geri döndüm. Ahmet sonraki günlerde de ağlamaya devam etti. Biz de gözlerimizi kaşıdık. Bizim çocuklara da göstermiştim bu numarayı. Ahmet, annesinin öldüğü günlerde ne zaman bizi görse gözlerimiz ağlamaktan kızarmış gibiydi. Bir yalanı söylemek kolaydır, sürdürmek maharet ister.

Ahmet’i yıllar sonra Ankara’dan kurban bayramı tatili için geldiğimde gördüm. Bir Kartal SLX almış, önümde patinaj yaparak durdu, sarıldık. “Atla Çınarcık’a gidelim,” dedi. Atladım. Arabayı da top oynadığı gibi kullanıyordu; solluyor, sağlıyor, makas atıyor, yolun ve emniyet şeridinin bütün imkânlarını kullanarak bir şekilde geçiyordu önündeki aracı. Koruköy’de arabayı manzaraya çektik, Ahmet ot sardı, ben de tekelden bira aldım. Kafayı iyice bulduktan sonra Kale Disko’ya gittik ama damsız almadılar. Ortak bir kız arkadaşı aradık. Geldi bizi içeri soktu. İkimiz birden kıza yazmak zorunda kaldık çünkü çok çirkindi. Acıma duygusu uyandıracak kadar çirkin. Çok durmadı gitti zaten, kendisine mecburen yazdığımızı anlayacak kadar temiz kalpliydi. O gittikten sonra dedim ki, “Ahmet, biz o zaman yalandan ağlamıştık.” Ne demek istediğimi anlamadı. Annesi öldüğünde bizim kendisiyle beraber ağladığımızı unutmuş. Onun böyle bir şeyi nasıl unutmuş olabileceğini de ben anlamadım. “Ahmet,” dedim. “Büyük bir fedakârlık ve sahtekârlık vardı orada. Sadece sekiz yaşındayken aynı anda fedakâr ve sahtekâr olabilirsin. Ondan sonra çözerler seni, hiçbir yamuğun kaçmaz gözlerinden. Bak kız da gitti, niye gitti, kendimizi borçlu hissettiğimiz için ona yazdığımızı anladı çünkü.”

Üç sene önce çirkin kız duygusal bir muhasebeciyle evlendi. Ahmet de Samanlık yolunda öldü. Öndeki aracı yine geçmiş ama direksiyon hâkimiyetini kaybedince yol kenarındaki asırlık ağaçlardan birine toslamış.

Geçen yaz eski arkadaşlarla sahilde oturuyorduk. Ahmet’in annesi öldüğünde yalandan ağlayan arkadaşlar. “Kalkın gidelim,” dedim. “Ahmet’i öldüren ağacı keselim.” Bahçe malzemeleri satan bir arkadaştan elektrikli testere aldık. Mühendis bir arkadaş da, ağaç üstümüze ya da yola değil de kenara düşsün diye, hangi açıyla nereden nereye doğru kesmemiz gerektiğini gösterdi. Ama elektrikli testere sesine yakınlarda oturan insanlar uyandı. Meseleyi çaktılar. Jandarmayı aradıklarını söylediler, biz de kaçtık.

Ahmet’i öldüren ağaç hâlâ orada. Ahmet 130’la girdi, biz kenarından yonttuk, biraz yamuldu ama hâlâ inatla duruyor. Önünden her geçtiğimde buruk bir öfkeyle bakıyorum o ağaca. Ne zaman bir ölüm haberi alsam, ne zaman bir şeyleri düzeltmeye çalışırken daha beter etsem, ne zaman kendimi bok gibi hissetsem aklıma o ağaç geliyor. İyi çalım atan bütün çocuklar için, çirkin ve temiz kalpli bütün kızlar için, bir gün o ağacı indireceğiz.

"Anne" ... Yetmez mi?

Fotoğraf 27 Temmuz 2010'dan kalma.

Kayseri'de Futbol İl Temsilciliği'nce düzenlenen ‘Miniminikler Ligi'ndeki Demirspor'un ‘10' numaralı formasını giyen 9 yaşındaki Ebubekir Sain, maçın 27'nci dakikasında sakatlanıp, kendini çim zeminin üzerine attı.

Karşılaşmayı Sümer Stadı tribününden izleyen anne Fadime Hatun Sain ile büyük kızı Neslihan ve küçük kızı Betül Sain sahaya girdi. Anne Fadime Hatun Sain, “Oğluma kim tekme attı? Yazık değil mi ?” diyerek hakeme şikayet etti.

Karşılaşmayı yöneten kadın hakem Kadriye Yılmaz'ın yanına gelen öfkeli anne, “Hakem hanım oğluma kim faul yapıp, tekme attı? Böyle olur mu ?” diyerek itirazda bulundu. Minik futbolcu Ebubekir ayağa kalkınca, anne Fadime Hatun Sain ile kızları, görevlilerin uyarısıyla, geldikleri tribüne gönderildi. Karşılaşmayı öfkelenen annenin oğlunun yer aldığı Demirspor 5-1 kazandı. Yerel Spor Gazetesi ‘Tempo'nun foto muhabiri Semih Çakır'ın objektifine böyle yansıdı. Anneler Gününüz Kutlu Olsun !

7 Mayıs 2011 Cumartesi

6 Mayıs 2011 Cuma

ADS TV'deyiz...

| Süregelen mutluluklarımıza bir yenisi daha eklendi. Akdeniz TV bünyesinde ortak yayın yapan ADS TV'nin 7 Mayıs Cumartesi günü saat 13:30'daki konuğu İstanbul Tayfası mensuplarından Onur arkadaşımız olacak. İstanbul Tayfası ve İstanbul'da Demirsporlu olmak konularının işleneceği proğramın izlenebilmesi dileği ile.

İnternet üzerinden izleyebilmek için : www.akdeniztelevizyonu.com

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Gurur, Mutluluk ve Mayıs..

İstanbul'un metropolite ve göz önünde olan bir şehir olması İstanbul Tayfası olarak bize de yapmak istediklerimize olanak sağlıyor. Böylesine büyük bir şehirde, Türkiye'nin göz önünde renkler birbirine girmiş vaziyette, birbirleri ile sarmaş dolaş olmuş, birbirleri ile kardeşlik bağı ile bağlanmış ve ortak amaç doğrultusunda hareket etme kabiliyetleri doğmuş bir anda... Ve bu anda BİZİM ÇOCUKLAR da oradaydı... özlenen Mayıslar hep istenilen gibi olsun !Fotoğraflar : Leppermessiah

30 Nisan 2011 Cumartesi

Göztepe


Amatöre düştüklerinde "ıssız kuydu köşelerden and olsun ki döneceğiz" demişlerdi ve döndüler.. Belkide onları en iyi biz anlıyoruz.. Bugün play off a kalmamıza sevindiğim kadar onların şampiyon olmasına da sevindim. Göztepeye bank asyada başarılar diliyorum iyi ki döndünüz! İnşallah bizde play off dan gelirizde sağlam maçlar yaparız.

Play-Off'a Kalan Takımlar

Kırmızı Grup:
Konya Şeker
Eyüpspor
Sakaryaspor
Adana Demirspor

Beyaz Grup:
Bandırma
Bugsaş
Yeni Malatya
Beypazarı Şeker

29 Nisan 2011 Cuma

İstanbulda da Demir Gibiler

Adana Demirspor’un İstanbul Tayfası, önceki gün bir araya gelerek kuruluşlarının ikinci yılını kutladılar.

Adana Demirspor’un İstanbul Tayfası, önceki gün bir araya gelerek kuruluşlarının ikinci yılını kutladılar. Beşiktaş’ta bir kebapçıda memleket özlemlerini giderirken bir yandan da Adana Demirspor sevgisi ile gurbette de nasıl demir gibi olduklarını tekrar gösterdiler.

İstanbul’da yaşayan kimisi memur, kimisi işçi, kimisi öğrenci ancak ortak paydaları Adana Demirspor olan taraftarlar bundan iki yıl önce bir araya geldiler ve İstanbul Tayfa’yı kurdular. Takımlarına, yaptırdıkları pankart ile “Son İstasyon ZAFER Olacak” diye seslenen Tayfa, cumartesi günü özel bir kutlama için buluştu. Kebapların yenilip, şalgamların içildiği akşam, Adana Demirspor tezahüratları İstanbul sokaklarında bir kez daha yankılandı. İnternet üzerinden tebevolimo.blogspot.com adresinden takip edebileceğiniz Adana Demirspor İstanbul Tayfası, Türkiye’nin dört bir yanında yaşayıp Adana Demirspor’a gönül veren her bir taraftar gibi yani “Gurbette de Demir Gibi”.

Kaynak : gazetekent.com

27 Nisan 2011 Çarşamba

1 MAYIS


1 Mayısta İstanbul Tayfası olarak taksime çıkıyoruz. Pazar günü saat 9 da metrobus mecidiyeköy durağında buluşuyoruz. Atkıları formaları unutmayın!

26 Nisan 2011 Salı

Spor-Sen | Emekten yana taraftar gruplarına 1 Mayıs çağrısı!


Uluslararası işçi sınıfının birlik, mücadele, dayanışma günü 1 Mayıs yaklaşıyor…

Türkiye işçi sınıfı ve emek dostlarının uzun yıllar sürdürdüğü kararlı mücadeleler sonucu Taksim 32 yıl sonra işçi sınıfı ve dostlarına açıldı. 1 Mayıs “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kabul edildi. Spor emekçileri ve “Direnişin olduğu her yerde emekten yana tribünler onlarla birlikte” diyen emekten yana taraftarlar da bu mücadelede ve kazanımlarda yer aldılar.

İşçi sınıfı ulusal ve küresel ölçekte emek ve hak mücadelesini yükseltirken, toplumsal mücadelede ki öncü rolünü yaşamın içinde yeniden hissettirmeye başladı... Ortadoğu halklarında başlayan toplumsal uyanış tüm dünyayı sarstı. Bu gelişmeleri durdurmak, yönünü değiştirmek isteyen emperyalizm emekçi halklara karşı yeni saldırılar düzenliyor. Japonya depremi nükleer felaketin ve insanlığın sonunun ne kadar yakın olduğunu bir kez daha gösterdi. Japonya halkı bu insanlık ve doğa felaketine karşı büyük bir özveriyle mücadele ederken, sermayedarlar bu felaketi kârlarına kâr katmak için değerlendirmenin yollarını arıyor...

Bizler, spor alanında yaşanan emek karşıtı-gerici-ırkçı gelişmeleri de belirleyen bu emek düşmanı-sınıflı sömürü düzeni olduğunun bilincinde olarak, tüm bu gelişmeler ışığında yaklaşan 1 Mayıs’ta, tüm çalışanların ve spor emekçilerinin iş ve gelecek güvencesini savunmak, yeni çıkan “Sporda Şiddet Yasası”na karşı taraftarların tepkisini dile getirmek, yaşam hakkımıza sahip çıkmak, kitlelerin eşit ve özgür spor hakkını haykırmak için Spor Emekçileri ve Emekten yana Taraftarlar birlikte yürüyoruz…

Spor Emekçilerini ve Emekten yana Taraftarları kendi renkleri-formaları-atkılarıyla dayanışmamızı yükseltmeye ve 1 Mayıs’ta birlikte yürümeye çağırıyoruz…

Davetimiz tüm emek dostlarına, tüm yaşamı üretenleredir… Gelin, bugünümüzü ve yarınımızı birlikte örelim, birlikte kuralım…


SPOR EMEKÇİLERİ SENDİKASI