6 Şubat 2013 Çarşamba
Şimşekler Grubu Konya'ya gidiyor..
ŞİMŞEKLER GRUBU olarak pazar günü oynanacak olan Konyaspor deplasmanına organizasyon yapılacaktır. Tamamen kendi imkanlarımızla yapacağımız bu deplasmana gelmek isteyen herkes yarından itibaren DEMİRSTORE ye isim yazdırıp 30 TL otobüs ücreti vererek kayıt yaptıracaktır. Kayıt yaptırmayanlar pazar günü otobüslere binemeyecektir..... Toplanma saati: pazar 06.00 Demirstore önü
Hareket saati: 06.30
3 Şubat 2013 Pazar
Lokomotif ilerliyor..
Kendi evimizde ağırladığımız Denizlispor'u 2-1 yenerek büyük bir galibiyete imza attık. Bu galibiyetin; hem takıma, hem tribünlere katmış olduğu enerji gözardı edilemez. Gözardı edilmemesi gereken bu galibiyetin de, Demirspor'un maçlarının %80 inde olduğu gibi rahat bir maç izleyememe durumu vardı.
Demirspor'un maçlarının son dakikalara endeksli oluşu; taraftarları bir hayli heyecanlandırıyor. Futbolcularımızdan ricam, hiç değilse son dakikalarda "Gol yemeyelim." düşüncesini bizlere yerleştirmeyin. En az 2 fark ile yenin. Lütfen !
Şener'in performansını değerlendirecek kadar futbol özürlüsü olanlar dahi var bu memlekette. Eline, yüreğine sağlık ŞENER !
Erçağ'ın boş alan bulup veya boş alan yaratıp, hücuma yönelik tehlikeli ataklar yapmamız bir hayli güzel gözüküyor. Yanında bir de Juninho ve Eduardo ikilisinin anlaşması ve birbirini tamamlaması ki; Rizespor maçında organize attıkları golü de gördük, bu forma için ter döktükleri anlaşılıyor.
Kerem'in sürekli şut çalıştığını biliyorduk ve denemelerini görüyorduk. Denizlispor karşılaşmasında bu denemesini 12'den vurarak tamamladı ve hepimizi sevindirdi.
Teknik heyet ve futbolcularımıza bize yaşattıkları mutluluk için teşekkür ederiz. Karekterli insanlara bu kulüpte o kadar çok ihtiyacımız vardı ki, hoşgeldiniz !
Bu galibiyetleri ve takım oyununu "TAŞERON YÖNETİM" üzerine almaya çalışsa da; biz neyin ne olduğunu çok iyi bilenlerdeniz. Siz Lawal'ı satmayı bile beceremeyen beceriksizler, 20 Milyon TL'ye yakın borcun ne kadarını kapatabildiniz sorusuna cevap veremeyecek kadar karektersizler !
Bu kulübü ve iyi niyetleri sizlere bırakmayacağız. Er yada geç; elinizden oyuncağınızı alacağız ! Kimse almasa da biz alacağız...

1 Şubat 2013 Cuma
O MUYUZ BU MUYUZ
Adanalım hep şunu söyler; "Komünist bu Demirspor !"
Düşündüm... O ne ya yeniyor mu dedim...
Aklıma iki seçenek geldi. Birincisi,
Unvan verilmez alınır. Demek ki biz bu unvanı hak ettik, peki ne yaptık da böyle bir isim aldık. Birbirimize kenetlendik, sevdik, saydık bundan dolayı mı ? Ya da unutmuyorduk mesela...Henüz 16 yaşındaki Gizem'i unutmuyorduk mesela... Küçük yaşında lösemiye yenildi kalbi. Sonra Müslüm babamız vardı, Ölüme direniyor vücudu adına yakışan şekilde. Onu da unutmamıştık... Emeğinin karşılığını alamayınca yasal hakkı olan Grev hakkını kullanarak işi durduran işçinin de yanındaydık. Balcalı hastanesinin yolları bilir ihtiyacı olan hastalara uyduğunu öğrenir öğrenmez gidip kan verdiğimizi... Evimizden yüzlerce km uzaklıkta bir köydeki ilkokula kulübümüzün adı veriliyorsa bir anlamı vardır elbette... Şimdi biz işçinin, öğrencinin, sanatçının, hastanın, muhtacın yanında durduk ya... Bunlar bize komünist dedi bu sebeplerden dolayı... Biz Adanalılar pek sosyoloji bilmeyiz. Düz mantık olarak bunları yapanlar komünist oluyormuş demek ki biz de böyle adlandırılıyoruz, diye aklımdan geçti...
Tabi bir de ikinci bir seçenek var !
İnsanı tarih sahnesinde var eden sınıf savaşlarıdır. Efendi ve köylü, tanrı-krallar ve köleler, yönetenler ve yönetilenler. Şimşekler grubu da bu zıtlıkların çatışmasıyla meydana gelmiş bir oluşumdur, çekirdektir, partidir. Ve yönetenler ikinci bir güç odağını bu tür provokasyonlarla mümkün olan en mikron seviyeye çekmek istiyor. Böl, parçala ve yut... Ne kadar ufak o kadar zararsız.
"Kızım bunlarla maç mı izlenir.", "Komünistin maçına gidilmez.", "İçip içip sövüyorlar günahkarlar bunlar." "Kuru tantanacılar işte." Gibi laflar hep sarf edildi.
Bu konu çok su götürür en iyisi bu özeti şöyle sonuçlandıralım...
Biz Demirspor'luyuz !!!
Bayrağımız kızıl değil masmavidir,
Kurt'a, kuzuya değil armaya inanırız,
İnançları turnikede bırakırız, günahlarımız varsa kendinize dert edinmeyin bunları.
Herkes Demirspor'u farklı görebilir bu bizim kimliğimizin renkli olduğunu gösterir, gururumuzdur...
Bizi bölmeye çalışanlara şunu söyleme hakkımız var sanırım.
Siz istediğinizi söyleyebilirsiniz, BİZ HALKIN TAKIMIYIZ, her zaman HALKIN ve MAZLUMUN yanındayız... Arma üstümüzde olduğu sürece farklılıklarımızın hiçbir önemi yoktur. Bu farklılık ne din, ne ideoloji, ne de aristokratik temelli olmuş hiç önemli değil. Komünistin Mehter Marşı, ülkücünün ise Çav Bella söylediği tek oluşumdur Demirspor. 3 temel karakterimizden biri saygıdır ki bunu unutmamalıyız hiçbir zaman.
Sevgi, Saygı, Bağlılık
İnançlarımızla !
Arif KIZILYALIN ile bir araya geldik.
Adana ve Adana Demirspor hakkında bir hayli muhabbetin bol olduğu ortamda, Adana Basını ve Ahlak üzerine de değerlendirmelerde bulunuldu.
Adana Basını'nın günümüz koşullarına ayak uyduramadığını ve diğer Yerel Basınlara nazaran bir hayli geri kaldığını dışarıdan bir göz olarak Arif KIZILYALIN dahi teyit etti.
Bir hayli güzel fikir alışverişi oldu aramızda. Umarım en kısa sürede fiziki olarak hayata geçer.
Arif KIZILYALIN: Adana Demirspor Taraftarlarının, takımına olan sevgisi bir hayli ilginç ve muhteşem.
30 Ocak 2013 Çarşamba
İsmail KAVUNCU ziyaretimiz.
Adana Demirspor İstanbul Tayfası olarak; Eyüp Belediye Başkanı, sayın İsmail KAVUNCU'yu ziyaret ettik.
26 Ocak 2013 Cumartesi
Haber Görünüm Yorum...
Bir Lawal paradoksudur gidiyor gündemde.. Önce gelişi ve az biraz takımın üstünde performansıyla, sonra da ilk yarının bitmesiyle beraber ortadan kaybolmasıyla ve şimdi de satıldı mı yoksa kulübümüzde mi kaldı sorularıyla tam bir sır küpü oldu.. "5N1K" nın tamamını soruyoruz yönetime... Aslında bu tip muammalar bu yönetimle normal.
Mesela mı ?
Transferin genel bir amacı vardır futbolcu bazında o da mevcut kadronun üzerine takviyeler yapılarak zayıf noktaların minimize edilmesidir. Tabi bu Adana Demirspor için geçerli değil !!! Bizde işler nasıl yürüyor kısaca bahsedelim... Geçen yıl play-off' lar sonucu 1. lige çıktıktan sonra "Şampiyon takım" bir nevi feshedildi. Sonra alınanlar ve geri gönderilenler, kaçanlar... Tabiki bu karmaşada Teknik Direktörümüz Ercan Albaylı'yı da kaybettik... Ve yakın bir zamanda Emre Hasan Balcı'da kulüpten ayrıldı... Şimdi burada önemli olan şahıslar değil...
Amacım yönetimi karalamak değil, zaten görünen köy kılavuz istemiyor. Medyanın önemli bir amacı vardır o da görünmesi gerekeni görünmez yapmak. Yönetim burada medya aracılığıyla psikolojik manipülasyon uygulayarak taraftarın ilgisini sadece bir futbolcuya çekmeye çalışıyor. Peki neden ?! Biz lawal'ın gitmesiyle, gelmesiyle, kaçmasıyla uğraşırken yönetim saman altından ne yürütüyor olabilir. "650 kişi ve onlarda 13-18 yaş arası çocuk" dediği gruptan saklamaya çalıştığı nedir ? Neden bizden çekiniyor, neden yolumuzdan kaçıyor ?
Amacım yönetimi karalamak değil, zaten görünen köy kılavuz istemiyor. Medyanın önemli bir amacı vardır o da görünmesi gerekeni görünmez yapmak. Yönetim burada medya aracılığıyla psikolojik manipülasyon uygulayarak taraftarın ilgisini sadece bir futbolcuya çekmeye çalışıyor. Peki neden ?! Biz lawal'ın gitmesiyle, gelmesiyle, kaçmasıyla uğraşırken yönetim saman altından ne yürütüyor olabilir. "650 kişi ve onlarda 13-18 yaş arası çocuk" dediği gruptan saklamaya çalıştığı nedir ? Neden bizden çekiniyor, neden yolumuzdan kaçıyor ?
Evlat bir yanlış yaptıysa babayla yüzleşmekten kaçar. Öyleyse bu yönetici tayfası -Asla kulübün sahibi değil, beceremiyor ama olsa olsa çobanıdırlar ancak..- lig tatildeyken futbol menajerleri dışında kimlerle, neden görüştü ?
Tabi bunların cevapları çoktur ama sorulacak soru bir tanedir o da "Bu kulübün menfaati uğruna somut düzeyde hangi adımı attın ? " Armaya gönül vermiş tüm kardeşlerime ve ağabeylerime sesleniyorum... Tarih bize bir şey öğretmiştir o da gördüğüne inanmamak. İnsan değerlerini eleştirebildiği düzeyde insandır. Medyada çıkan haberlere doğru pencereden bakmaya çalışalım... Biz halkın takımıyız güçlüyüz evet ama gücümüzün farkında olabildiğimiz kadar güçlüyüz. Hiç kimseye bu takımı gözü kapalı teslim etmemeliyiz..
.
Mavi düşlerin Lacivert gölgesiyiz...
İnançlarımızla !
24 Ocak 2013 Perşembe
Gurur ve Hüzün
İkinci yarının ilk maçı başladı ve taraftar her zamanki gibi yerlerindeydi... Ama nasıl olduysa sahadan 3 puanla ayrılamadık. Futbol eleştirmeni olsak; oyunun çok vasat ve tekdüze olduğunu, ileride çok büyük bir boşluk olduğunu, orta sahada yığılmalar olduğunu, takım oyunu değil de bireysel bir oyun havasında geçtiğini söyleyebiliriz belki de...
İlk maçı evimizde kaybettik.
Biz taraftarların tek sorunu bu değildi elbette ! Şimşeğe yakışır bir maç olmalıydı bu... Oldu da !
Maçı sunan spikerin sürekli tribünlerden bahsetmesi ki bu kolay bir şey değildir. Bununla beraber hayatını kaybeden Gizem ÇINAR kardeşimizin hatırasını unutmamamız elbette ki.
Maçta en çok hoşuma giden yer burasıydı. Nasıl anlatmalı ki bunu... Hiç görmediğin birini kurtarmak için seferber oluyorsun, kan veriyorsun, ailesiyle üzülüyorsun, iyileşmesi için dua ediyorsun... Şimşekler grubu her zaman ki gibi memlekete insanlık dersi vermişti. Birileri yıkarken hala biz yapıyorduk. Birileri Gizem'i gazete kenarlarında okuyup, okuduğu biter bitmez unuturken biz hep onunlaydık...
İnsanın doğru yerde olduğunu hissetmesi çok güzel bir duygu.
Tabii ki de kusurları da vardı taraftarın... Birbirine giren bir grup vardı tribünde, çevik kuvvet girip ayırdı. Hiç hoş bir manzara değildi, Yakışmadı bu taraftara bu görüntü...
Oysaki küçüklüğümüzden beri Göksel Ağabeyimizden kaç kere dinledik Atatürk parkında bu olayların olmaması gerektiğini. Anlaşılan bu konuşmaları dinlemeyen şimşekler de var şaşırdım doğrusu...
Bu iki sorundan birinciydi; İkincisi maç öncesi sahada sürekli bize yakışmayan müzik örnekleri, bize ait olmayan bestelerin ritmleri çalındı. Acaba bu bir provokasyon olabilir mi bilmiyorum ama çalan her müzikte oynamamamız lazım, bizim bir adımız ve yerimiz var...
Evet sahada hezimet yaşadık ama tribünlerde Spikerin sürekli bizden konuşmasını sağlayarak, Gizem'i unutmamamızla olmasını gerekeni yaparak geçer not aldığımızı umuyorum. Tek kusur çıkan arbedelerdi.
Maçı 3-0 kazansaydık ama Gizem'i anmasaydık aynı gururu yaşar mıydım emin değilim...
Yüreklerde ışıksın, ışıklar içinde uyu GİZEM !!!
Sevgi, Saygı, Bağlılık.
İnançlarımızla !
İlk maçı evimizde kaybettik.
Biz taraftarların tek sorunu bu değildi elbette ! Şimşeğe yakışır bir maç olmalıydı bu... Oldu da !
Maçı sunan spikerin sürekli tribünlerden bahsetmesi ki bu kolay bir şey değildir. Bununla beraber hayatını kaybeden Gizem ÇINAR kardeşimizin hatırasını unutmamamız elbette ki.
Maçta en çok hoşuma giden yer burasıydı. Nasıl anlatmalı ki bunu... Hiç görmediğin birini kurtarmak için seferber oluyorsun, kan veriyorsun, ailesiyle üzülüyorsun, iyileşmesi için dua ediyorsun... Şimşekler grubu her zaman ki gibi memlekete insanlık dersi vermişti. Birileri yıkarken hala biz yapıyorduk. Birileri Gizem'i gazete kenarlarında okuyup, okuduğu biter bitmez unuturken biz hep onunlaydık...
İnsanın doğru yerde olduğunu hissetmesi çok güzel bir duygu.
Tabii ki de kusurları da vardı taraftarın... Birbirine giren bir grup vardı tribünde, çevik kuvvet girip ayırdı. Hiç hoş bir manzara değildi, Yakışmadı bu taraftara bu görüntü...
Oysaki küçüklüğümüzden beri Göksel Ağabeyimizden kaç kere dinledik Atatürk parkında bu olayların olmaması gerektiğini. Anlaşılan bu konuşmaları dinlemeyen şimşekler de var şaşırdım doğrusu...
Bu iki sorundan birinciydi; İkincisi maç öncesi sahada sürekli bize yakışmayan müzik örnekleri, bize ait olmayan bestelerin ritmleri çalındı. Acaba bu bir provokasyon olabilir mi bilmiyorum ama çalan her müzikte oynamamamız lazım, bizim bir adımız ve yerimiz var...
Evet sahada hezimet yaşadık ama tribünlerde Spikerin sürekli bizden konuşmasını sağlayarak, Gizem'i unutmamamızla olmasını gerekeni yaparak geçer not aldığımızı umuyorum. Tek kusur çıkan arbedelerdi.
Maçı 3-0 kazansaydık ama Gizem'i anmasaydık aynı gururu yaşar mıydım emin değilim...
Yüreklerde ışıksın, ışıklar içinde uyu GİZEM !!!

Sevgi, Saygı, Bağlılık.
İnançlarımızla !
17 Ocak 2013 Perşembe
Hasret bitiyor !
Zaman bazıları için çabuk geçer... Bazıları için de sıkıcıdır elbette. Ama bazen bu insanın kendi içinde de ruh haline göre değişiklik gösterebiliyor. Nasıl mı, açıklayayım...
Uzağa değil kendimize bakalım. Mesela biz Demirsporlular 5 Ocak'ta olduğumuz anlar zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Ama diğer zamanlarda zaman duruyor, nefes alamıyoruz sanki atmosfer basıncı üstümüze çökmüş de yerimize çakılmışız gibi. Beyhude geçiyor günler hatta saatler... İşte böyle geçti bir ay. Zevksiz, amaçsız, heyecanı sönmüş bir şekilde...
Ama artık kapandı o fasıl ! Çünkü bu hafta sonu yer çatlayacak, gök ayrılacak ve şimşek 5 Ocak semalarında bugüne kadar hiç olmadığı derecede masmavi parıldayacak. Kor olmuş yürekler bu hafta yeniden alevlenecek. Bu hafta sevenlerimiz ve sevmeyenlerimiz görecek ki biz hala buradayız. Sürgün bitti ve mülteciler topraklarına, tribünlerine, geri döndü... Biz bu sevdaya henüz doymadık, aşkına açlığımız hala dinmedi. Ve sayende içtiğimiz sudan, soluduğumuz havadan zevk alıyoruz. Sen olmasan biz ve elbette ki biz olmasak sen olmazdın.
Vardık, varız, var olacağız... Ayık olsunlar !!!
Uzağa değil kendimize bakalım. Mesela biz Demirsporlular 5 Ocak'ta olduğumuz anlar zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Ama diğer zamanlarda zaman duruyor, nefes alamıyoruz sanki atmosfer basıncı üstümüze çökmüş de yerimize çakılmışız gibi. Beyhude geçiyor günler hatta saatler... İşte böyle geçti bir ay. Zevksiz, amaçsız, heyecanı sönmüş bir şekilde...
Ama artık kapandı o fasıl ! Çünkü bu hafta sonu yer çatlayacak, gök ayrılacak ve şimşek 5 Ocak semalarında bugüne kadar hiç olmadığı derecede masmavi parıldayacak. Kor olmuş yürekler bu hafta yeniden alevlenecek. Bu hafta sevenlerimiz ve sevmeyenlerimiz görecek ki biz hala buradayız. Sürgün bitti ve mülteciler topraklarına, tribünlerine, geri döndü... Biz bu sevdaya henüz doymadık, aşkına açlığımız hala dinmedi. Ve sayende içtiğimiz sudan, soluduğumuz havadan zevk alıyoruz. Sen olmasan biz ve elbette ki biz olmasak sen olmazdın.
Vardık, varız, var olacağız... Ayık olsunlar !!!
İnançlarımızla !!!

16 Ocak 2013 Çarşamba
Sevgi, Saygı, Bağlılık...
Sevgi...
Peki eksik şey neydi ?!
Şehrin asi çocukları
İnsanı yaratan sevdayı verdi önce kalplere. İnsanlar birbirini sevdi önce ve böylece yeryüzünü bir bahar havası sardı. Nesiller geçti ve yaratan kalplere gönderdiği sevgiden memnundu. Yarattıkları memnundu çünkü...
Ama bir gün öyle bir şey oldu ki insanlar sevgisini kontrol edemez oldu. Maşuk aşığının aşkının ölçüsüzlüğünden sıkılmıştı. Hayatını kısıtlıyordu çünkü. Mutsuzluk sarıyordu dünyayı. Yaratan bunu gördü ve dedi ki -eksik bir şey var.
Peki eksik şey neydi ?!
Saygı...
İnsanı yaratan saygıyı verdi sonra kalplere. İnsanlar birbirine saygı duydu, sınırlarını korudu ve bir bahar havası sardı tekrar dünyayı. Onlarca nesil geçti yine ve yaratan kalplere gönderdiği saygıdan memnundu. Yarattıkları memnundu çünkü...
Ama bir gün öyle bir şey oldu ki kıskanır oldu insan. Birini seviyorken diğerini de sever olmuştu aşık. Mutsuzluk sarıyordu dünyayı. Yaratan bunu gördü ve dedi ki -eksik bir şeyler daha var.
Peki geriye kalan eksik şey neydi ?!
İnsanı yaratan saygıyı verdi sonra kalplere. İnsanlar birbirine saygı duydu, sınırlarını korudu ve bir bahar havası sardı tekrar dünyayı. Onlarca nesil geçti yine ve yaratan kalplere gönderdiği saygıdan memnundu. Yarattıkları memnundu çünkü...
Ama bir gün öyle bir şey oldu ki kıskanır oldu insan. Birini seviyorken diğerini de sever olmuştu aşık. Mutsuzluk sarıyordu dünyayı. Yaratan bunu gördü ve dedi ki -eksik bir şeyler daha var.
Peki geriye kalan eksik şey neydi ?!
Bağlılık...
İnsana önce sevgi verildi. Sevmeyi öğrendi ve sevilmeyi elbette. Saygı verildi sonra sevgisini kontrol edebilmesi için, sevdiceği de memnundu bu durumdan. Ve sonra sevdasına sahip olması için, kırmaması için bağlılık verildi.
Ve Yaratan insanları mutlu görüyordu. Sevgi-Saygı-Bağlılık !!! İşte bu 3 değer, 3 özlem, 3 evren...AŞK dedi buna yaratan, buna tutunun dedi. Bu erdemlerden uzaklaşmayın dedi.
İşte bizler bu değerlere sarıldık. Denizin dalgaları kadar MAVİ, gökyüzünün en berrak olduğu an kadar LACİVERT... Bırakmadık bu erdemleri hiçbir zaman...
Uğruna ülkeyi boydan boya geçiyorsak SEVGİmizdendir,
Bizi üzdüğün anlar olsa da sırt çevirmiyorsak SAYGImızdandır,
Yensen de yenilsen de peşine düşmüşse bu canlar BAĞLILIK'ımızdandır...
Uğruna ülkeyi boydan boya geçiyorsak SEVGİmizdendir,
Bizi üzdüğün anlar olsa da sırt çevirmiyorsak SAYGImızdandır,
Yensen de yenilsen de peşine düşmüşse bu canlar BAĞLILIK'ımızdandır...
Şehrin asi çocukları
İnançlarımızla !
15 Ocak 2013 Salı
Üstadın Gölgesinde 111 Yıl...
Üstadın Gölgesinde 111 Yıl...
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine..."
"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine..."
Nazım Hikmet RAN
Evet bu dizeler adını hepimizin sıkça duyduğu bir şaire, Nazım Hikmet'e ait ! Ne güzel anlatmış değil mi kendi içindeki tekdüzelikle, dışarıdaki yaşamın entegre edilişini...
Ben hep Adana Demirspor'umun taraftarlarını anımsarım bu dizelerde...
Ben hep Adana Demirspor'umun taraftarlarını anımsarım bu dizelerde...
Neden mi ?
Mavi-Lacivert tribüne dolduğu zaman ne ırk, ne din, ne siyaset... Herkes omuz omuzadır kardeşçesine o sandalyelerde. Ne yaş, ne cinsiyet, ne eğitim seviyesi... Herkes birbirine tanıdık gözlerle bakar mavi düşlerin lacivert gölgesinde !
İşte bu dizeler bana bu yüzden Demirspor'umu hatırlatıyor. Bütün farklılıkları turnikelerde bırakıp gol sevincini kardeşçesine beraber yaşayabildiğimiz için, her şeye inat bağlarımızı koparmadığımız için, bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeş olabildiğimiz için...
Üstad da böyle istiyordu... Farklılıklarımızı bir köşeye koymak, önce insan olabilmek istiyordu. Bu onun idealindeki dünya idi.
Ve zaman artık kardeşliğimizi gösterme zamanıdır... Dünyada hâlâ inanan insanların olduğunu, siyahı beyazdan ayırmayanların olduğunu gösterme zamanıdır.
Bunun için ulaşabildiğimiz her yüreğe diyoruz ki; bu hafta sonu oynanacak Adana Demirspor'umuz - Boluspor maçı için size de bir yerimiz var. İnanan insanları, onlarca farklılıklarına rağmen omuz omuza yan yana ve yürek yüreğe haykıran insanları göreceksiniz. Orada umudu, aşkı, heyecanı göreceksiniz. Dünyada yapılan onca ihanete ve zulme rağmen ayakta kalmayı başarmış binler karşılayacak sizi orada.
Umut; Binbir ayaklı,
Umut; Güneşte saklı.
Umut; edenler haklı,
Umut; insanın hakkı.
İşte bu dizeler bana bu yüzden Demirspor'umu hatırlatıyor. Bütün farklılıkları turnikelerde bırakıp gol sevincini kardeşçesine beraber yaşayabildiğimiz için, her şeye inat bağlarımızı koparmadığımız için, bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeş olabildiğimiz için...
Üstad da böyle istiyordu... Farklılıklarımızı bir köşeye koymak, önce insan olabilmek istiyordu. Bu onun idealindeki dünya idi.
Ve zaman artık kardeşliğimizi gösterme zamanıdır... Dünyada hâlâ inanan insanların olduğunu, siyahı beyazdan ayırmayanların olduğunu gösterme zamanıdır.
Bunun için ulaşabildiğimiz her yüreğe diyoruz ki; bu hafta sonu oynanacak Adana Demirspor'umuz - Boluspor maçı için size de bir yerimiz var. İnanan insanları, onlarca farklılıklarına rağmen omuz omuza yan yana ve yürek yüreğe haykıran insanları göreceksiniz. Orada umudu, aşkı, heyecanı göreceksiniz. Dünyada yapılan onca ihanete ve zulme rağmen ayakta kalmayı başarmış binler karşılayacak sizi orada.
Umut; Binbir ayaklı,
Umut; Güneşte saklı.
Umut; edenler haklı,
Umut; insanın hakkı.
Azı mutlu, çoğu mutsuz ama hepsi UMUTLU şehrin asi çocukları Üstada selamlarını sunar...
Saygı, Sevgi, Bağlılık
İnançlarımızla !
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)