24 Ocak 2013 Perşembe

Gurur ve Hüzün

 İkinci yarının ilk maçı başladı ve taraftar her zamanki gibi yerlerindeydi... Ama nasıl olduysa sahadan 3 puanla ayrılamadık. Futbol eleştirmeni olsak; oyunun çok vasat ve tekdüze olduğunu, ileride çok büyük bir boşluk olduğunu, orta sahada yığılmalar olduğunu, takım oyunu değil de bireysel bir oyun havasında geçtiğini söyleyebiliriz belki de...
 İlk maçı evimizde kaybettik.
 Biz taraftarların tek sorunu bu değildi elbette ! Şimşeğe yakışır bir maç olmalıydı bu... Oldu da !
Maçı sunan spikerin sürekli tribünlerden bahsetmesi ki bu kolay bir şey değildir. Bununla beraber hayatını kaybeden Gizem ÇINAR kardeşimizin hatırasını unutmamamız elbette ki.
Maçta en çok hoşuma giden yer burasıydı. Nasıl anlatmalı ki bunu... Hiç görmediğin birini kurtarmak için seferber oluyorsun, kan veriyorsun, ailesiyle üzülüyorsun, iyileşmesi için dua ediyorsun... Şimşekler grubu her zaman ki gibi memlekete insanlık dersi vermişti. Birileri yıkarken hala biz yapıyorduk. Birileri Gizem'i gazete kenarlarında okuyup, okuduğu biter bitmez unuturken biz hep onunlaydık...
İnsanın doğru yerde olduğunu hissetmesi çok güzel bir duygu.
 Tabii ki de kusurları da vardı taraftarın... Birbirine giren bir grup vardı tribünde, çevik kuvvet girip ayırdı. Hiç hoş bir manzara değildi, Yakışmadı bu taraftara bu görüntü...
 Oysaki küçüklüğümüzden beri Göksel Ağabeyimizden kaç kere dinledik Atatürk parkında bu olayların olmaması gerektiğini. Anlaşılan bu konuşmaları dinlemeyen şimşekler de var şaşırdım doğrusu...
 Bu iki sorundan birinciydi; İkincisi maç öncesi sahada sürekli bize yakışmayan müzik örnekleri, bize ait olmayan bestelerin ritmleri çalındı. Acaba bu bir provokasyon olabilir mi bilmiyorum ama çalan her müzikte oynamamamız lazım, bizim bir adımız ve yerimiz var...
 Evet sahada hezimet yaşadık ama tribünlerde Spikerin sürekli bizden konuşmasını sağlayarak, Gizem'i unutmamamızla olmasını gerekeni yaparak geçer not aldığımızı umuyorum. Tek kusur çıkan arbedelerdi.
 Maçı 3-0 kazansaydık ama Gizem'i anmasaydık aynı gururu yaşar mıydım emin değilim...

Yüreklerde ışıksın, ışıklar içinde uyu GİZEM !!!


Sevgi, Saygı, Bağlılık.
İnançlarımızla !

17 Ocak 2013 Perşembe

Hasret bitiyor !

Zaman bazıları için çabuk geçer... Bazıları için de sıkıcıdır elbette. Ama bazen bu insanın kendi içinde de ruh haline göre değişiklik gösterebiliyor. Nasıl mı, açıklayayım...
Uzağa değil kendimize bakalım. Mesela biz Demirsporlular 5 Ocak'ta olduğumuz anlar zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Ama diğer zamanlarda zaman duruyor, nefes alamıyoruz sanki atmosfer basıncı üstümüze çökmüş de yerimize çakılmışız gibi. Beyhude geçiyor günler hatta saatler... İşte böyle geçti bir ay. Zevksiz, amaçsız, heyecanı sönmüş bir şekilde...
Ama artık kapandı o fasıl ! Çünkü bu hafta sonu yer çatlayacak, gök ayrılacak ve şimşek 5 Ocak semalarında bugüne kadar hiç olmadığı derecede masmavi parıldayacak. Kor olmuş yürekler bu hafta yeniden alevlenecek. Bu hafta sevenlerimiz ve sevmeyenlerimiz görecek ki biz hala buradayız. Sürgün bitti ve mülteciler topraklarına, tribünlerine, geri döndü... Biz bu sevdaya henüz doymadık, aşkına açlığımız hala dinmedi. Ve sayende içtiğimiz sudan, soluduğumuz havadan zevk alıyoruz. Sen olmasan biz ve elbette ki biz olmasak sen olmazdın.

Vardık, varız, var olacağız... Ayık olsunlar !!!

İnançlarımızla !!!

16 Ocak 2013 Çarşamba

Sevgi, Saygı, Bağlılık...

Sevgi...

İnsanı yaratan sevdayı verdi önce kalplere. İnsanlar birbirini sevdi önce ve böylece yeryüzünü bir bahar havası sardı. Nesiller geçti ve yaratan kalplere gönderdiği sevgiden memnundu. Yarattıkları memnundu çünkü...
Ama bir gün öyle bir şey oldu ki insanlar sevgisini kontrol edemez oldu. Maşuk aşığının aşkının ölçüsüzlüğünden sıkılmıştı. Hayatını kısıtlıyordu çünkü. Mutsuzluk sarıyordu dünyayı. Yaratan bunu gördü ve dedi ki -eksik bir şey var.

Peki eksik şey neydi ?!

Saygı...

İnsanı yaratan saygıyı verdi sonra kalplere. İnsanlar birbirine saygı duydu, sınırlarını korudu ve bir bahar havası sardı tekrar dünyayı. Onlarca nesil geçti yine ve yaratan kalplere gönderdiği saygıdan memnundu. Yarattıkları memnundu çünkü...

Ama bir gün öyle bir şey oldu ki kıskanır oldu insan. Birini seviyorken diğerini de sever olmuştu aşık. Mutsuzluk sarıyordu dünyayı. Yaratan bunu gördü ve dedi ki -eksik bir şeyler daha var.

Peki geriye kalan eksik şey neydi ?!

Bağlılık...

İnsana önce sevgi verildi. Sevmeyi öğrendi ve sevilmeyi elbette. Saygı verildi sonra sevgisini kontrol edebilmesi için, sevdiceği de memnundu bu durumdan. Ve sonra sevdasına sahip olması için, kırmaması için bağlılık verildi.

Ve Yaratan insanları mutlu görüyordu. Sevgi-Saygı-Bağlılık !!! İşte bu 3 değer, 3 özlem, 3 evren...AŞK dedi buna yaratan, buna tutunun dedi. Bu erdemlerden uzaklaşmayın dedi.
İşte bizler bu değerlere sarıldık. Denizin dalgaları kadar MAVİ, gökyüzünün en berrak olduğu an kadar LACİVERT... Bırakmadık bu erdemleri hiçbir zaman...

Uğruna ülkeyi boydan boya geçiyorsak SEVGİmizdendir,
Bizi üzdüğün anlar olsa da sırt çevirmiyorsak SAYGImızdandır,
Yensen de yenilsen de peşine düşmüşse bu canlar BAĞLILIK'ımızdandır...

Şehrin asi çocukları
İnançlarımızla !

15 Ocak 2013 Salı

Üstadın Gölgesinde 111 Yıl...

Üstadın Gölgesinde 111 Yıl...

"Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine..."
Nazım Hikmet RAN

Evet bu dizeler adını hepimizin sıkça duyduğu bir şaire, Nazım Hikmet'e ait ! Ne güzel anlatmış değil mi kendi içindeki tekdüzelikle, dışarıdaki yaşamın entegre edilişini...
Ben hep Adana Demirspor'umun taraftarlarını anımsarım bu dizelerde...

Neden mi ?

Mavi-Lacivert tribüne dolduğu zaman ne ırk, ne din, ne siyaset... Herkes omuz omuzadır kardeşçesine o sandalyelerde. Ne yaş, ne cinsiyet, ne eğitim seviyesi... Herkes birbirine tanıdık gözlerle bakar mavi düşlerin lacivert gölgesinde !
İşte bu dizeler bana bu yüzden Demirspor'umu hatırlatıyor. Bütün farklılıkları turnikelerde bırakıp gol sevincini kardeşçesine beraber yaşayabildiğimiz için, her şeye inat bağlarımızı koparmadığımız için, bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeş olabildiğimiz için...
Üstad da böyle istiyordu... Farklılıklarımızı bir köşeye koymak, önce insan olabilmek istiyordu. Bu onun idealindeki dünya idi.
Ve zaman artık kardeşliğimizi gösterme zamanıdır... Dünyada hâlâ inanan insanların olduğunu, siyahı beyazdan ayırmayanların olduğunu gösterme zamanıdır.
Bunun için ulaşabildiğimiz her yüreğe diyoruz ki; bu hafta sonu oynanacak Adana Demirspor'umuz - Boluspor maçı için size de bir yerimiz var. İnanan insanları, onlarca farklılıklarına rağmen omuz omuza yan yana ve yürek yüreğe haykıran insanları göreceksiniz. Orada umudu, aşkı, heyecanı göreceksiniz. Dünyada yapılan onca ihanete ve zulme rağmen ayakta kalmayı başarmış binler karşılayacak sizi orada.

Umut; Binbir ayaklı,
Umut; Güneşte saklı.
Umut; edenler haklı,
Umut; insanın hakkı.

Azı mutlu, çoğu mutsuz ama hepsi UMUTLU şehrin asi çocukları Üstada selamlarını sunar...

Saygı, Sevgi, Bağlılık

İnançlarımızla !

14 Ocak 2013 Pazartesi

Tayfa buluştu..

Adana Demirspor İstanbul Tayfası olarak bugün (13.01.2012) Beşiktaş'ta, tayfamızın içinde olan bazı sıkıntıları gidermek için bir araya geldik. Bu vesile ile yaptırdığımız atkıları dağıttık. Adanalılık ve Adana Demirsporluluk konularını birlikte konuştuk ve bazı noktalarda kararlar aldık.
50 kişiye yakın kardeşimizin katıldığı buluşmamız yaklaşık 2,5 saat sürdü ve çok güzel fikirler ortaya çıktı. Adana Demirsporluluk kavramına yakışmayan bazı noktalar eleştirildi. Yönetimsel faaliyetler ile alakalı gerekli bilgiler verildi. Tartışıldı. Yararlı bir toplantı yaptığımızı umarak ayrıldık. Fotoğraflar için İsmail arkadaşımıza teşekkür ederiz.



7 Ocak 2013 Pazartesi

Hani Yapamazdık !

Adana Demirspor İstanbul Tayfası olarak , tatlı bir heyecanın içindeyiz ... Çünkü bizler gurbetteyken çok fazla bir şeye heyecanlanamıyoruz ... Adana, Adanalı ve tabi ki Demirspor'umuzdan uzak bu pek de mümkün olmuyor bizde ... Hepimiz farklı bir sorunla da mücadele etmiyoruz aslında ... Herkes'de bu özlemler olduğu için burda bir Adana yarattık , ama burda ki Adana'da çürük portakal yok ... Biz küçük Adana'dan bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ... Hiç bir sey yapamazsak bir kaç kişi toplanıp kebap yemeye gidiyoruz ... Ama büyük Adana'da hiç bir şey yapmayanlar her gün kebap yiyor galiba ... Adana Demirspor taraftarları olarak biz aslında Türkiye'nin her yerinde bir küçük Adana yarattık kendimize ... Ama büyük Adana'da yaşayan zengin ve üç büyüğün derdine düşmüş ,ya da her hangi bir takım taraftarı Adanalı abilerimizde büyük bir Adana yaratamadılar kendilerine ... Hiçbiri şehrin gerçek gücünün farkına da varamadılar da yani ... Adana Demirspor ve onun onurlu taraftarı bu şehri sırtına alacak güç artık ... Biz açık söylemek gerekirse yaşadığımız acılarla kendi devrimimizi kendimiz yaptık ... Artık öyle büyük bir orduyuz ki , herkes Adana Demirspor menfaati için adeta kendince pusuda ... Kimisi hakim,kimisi öğrenci,kimisi polis,kimisi doktor,kimisi hamal,kimisi pazarcı,kimisi işçi,kimisi işsiz,çoğu mutsuz azı mutlu ama hepsi umutlu bir ordu artık Adana Demirspor için pusuda ... Yani biz artık baya büyüdük ve kendi göbeğimizi kendimizin keseceği dönemlere az kaldığının farkındayız ... Artık herşeyin farkındayız ve bu ordunun Adana Demirspor'una herşeyiyle sahip çıkmasına az kaldı ... Bekleyin..! Bekleyin derken birşey paylaşacağım sizlerle ... Belki de bu büyük şehire ilk geldiğimizde çok gerilmiştik ... Küçük bir Adana yaratmadan tek tek hepimiz ve de ayrı ayrı birer Adanaydık... Bir araya geldik , ve sonra neler oldu neler ...
Deplasmanlar oldu , Buluşmalar , Dostluklar , Hasretler , Sohbetler ... Ağlamalar oldu , Gülmeler oldu ... Ama hiç umutsuz olunmadı ... Hep umut vardı ! Hem maviydi hem lacivertti ... Şimdi bir de polarımız oldu üzerine giyen herkese şeref,onur ve gurur veren renkleriyle hem de ... yakında !

17 Aralık 2012 Pazartesi

Açıklama !

"Demirspor Platformu" isimli sitede yer alan "Adana'dan Göztepe maçına gelen taraftarlar ile İstanbul Tayfası arasında yumruk yumruğa kavga" haberi ile alakalı söyleyecek sözümüzü aslında saklı tutmayı düşünüyorduk. Ancak; gelen mesaj ve telefonları bir nebze de olsun azaltmak için cevap veriyoruz:

Adana Demirspor İstanbul Tayfası; herhangi bir Demirsporlu'ya elini kaldırmayacak kadar şeref ve gurur kavramlarını üzerine almış bir oluşumdur. Her kim böylesine yalan haberi sunmuş ve bunu yazmışsa, amacının ve niyetinin ne olduğu aşikardır. Göztepe deplasmanında, maç öncesi ve maç sonrası Adana Demirspor İstanbul Tayfası ile alakalı en ufak bir sorun yaşanmamıştır. Hakeza; tribünde 90 dakika hiç susmadan, omuz omuza takıma destek verilmiştir. Bu mesnetsiz haberi sitelerine taşıyan "tasmalı" arkadaşları kınıyor ve Demirsporluluk ruhuna bir nebze de olsa sahip olmalarını diliyoruz. Gerçek Demirsporlular'a saygılar !

Adana Demirspor İstanbul Tayfası

6 Aralık 2012 Perşembe

Tavşanlı Deplasmanı Organizasyonu.

Adana Demirspor İstanbul Tayfası, Kütahya'ya gidiyor. Pazar sabahı yola çıkılacak. Bu yıl ki; Adanaspor maçını saymaz isek ilk deplasmanımız olacak. Gelmek isteyen arkadaşlar. "İstanbul Tayfası" facebook sayfasına bakabilir ve oradan iletişime geçebilirler.

Rastgele !

2 Aralık 2012 Pazar

"BUGÜN SUSANLAR, YARIN KONUŞAMAZLAR"

Kulaklarınız çınlıyor mu?

İki gün önce hiç tanımadığım, Adanalı dahi olmayan bir arkadaşın sözleri beni oldukça şaşırttı:
"Ben sadece altligleri takip ediyorum. Alt Liglerde de Adana Demirspor'u tutuyorum. Allah var, çok güzel top oynuyorlar. Güzel top oynamayı da geçtim, böyle bir taraftar kitlesi Türkiye'de yok."
Asıl önemli olan bundan sonra ki söyledikleri oluyor:
"Taraftar yönetimi istemiyordu ilkbaşlarda. O kadar küfür edildi yönetime, yine de istifa etmedi yönetim. Demek ki; ya çok seviyorlar Demirspor'u, yada sağlam para var bu işte. Çok sevmeleri ihtimali biraz uzak bana göre. İkinci şık daha ağır basıyor. Bence Adana Demirspor yönetimi, günü kurtarma peşindeydi, şimdilikte kurtarıyor."
Adanalı dahi olmayan birisinin, kulüp yapısını çözmesine ramak kalmış. Kurduğu cümleler tek tek analiz yapıldığında, ortaya çıkan sonucu herkesin kendi vicdanında muhasebe edecek kadar Demirsporlu olduğuna inanıyorum.
***
Yönetimin mağlubiyeti var mı?
"Takım çok iyi gidiyor, ortalığı karıştırmayın." paranoyası içinde kıvrananlar var etrafda. Takımın iyi gitmediğini söyleyen yok zannedersem. Peki; Adana Demirspor Taşeron Yönetimi iyi gidiyor mu?
Yıllardır bilindik uygulamalar; para geliyor ve gidiyor. İki gün önce futbolculara verilmesi gereken pirimin yetişmemesini ve ödenmemesini açıklasın zihniyeti bozuklar. Takım hakkını veriyor formanın lakin; takımın hakkı neden verilmiyor? Yönetim şakşakçılarına giden paradan artmıyor mu hiç?
Ben, Adana Demirspor Taşeron Yönetimine kızmıyorum. Onlar kişiliklerinin ve zihniyetlerinin gereğini yapıyorlar.
Bugün sırf takımın iyi bir performans sergilemesine bağlı olarak ses çıkarmayanlar; gelen hacizlere, temliklere, faizlerle alınan ganimetlere nasıl ses çıkartacaklar? Futbolcu parasını alamadığı için oynamama noktasına geldiğinde, belediye kapısında çanak yalayanların durumuna düşüldüğünde nasıl ses çıkaracaklar? Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Çok çarşambalar, perşembeler geldi yıllarca. Eğer ders almadıysak halâ; "sular"da bir cafede, bir bardak su içebiliriz.
***
Zihniyet aynı, fikriyet aynı...
Bizim asıl sorunumuzun zihniyet meselesi olduğunu anlamak istemeyen bazı satılmış kalemler ve yönetim şakşakçılarının arasında döndüm dolaştım, belirteceğim konu ile alakalı bir düşünce göremedim.
2010 ve 2011 yılları arasında, Adana Demirspor banka hesabına bloke konulduğu için; o zaman ki yönetim kurulu 3 farklı karar alarak, TFF'nin kulüp adına yatırdığı parayı, bazı alındı ve bağışları, kulüp bünyesinde çalışmakta olan bir şahsiyete ait banka hesabına aktardığı, Savcılığın üst yazısında "Evraklardan anlaşılmış olup" ibaresi ve "TCK 155/2 Md. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma suçundan dolayı cezalandırmaları" hususunun yer aldığı görüldüğünde, ne derece doğru zihniyetler ile karşı karşıya bulunduğumuzu anlatmaya gerek yok sanırım.
Gömleğin en alltaki düğmesi yanlış vurulursa, tüm düğmeler yanlış vurulur.
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler...

16 Kasım 2012 Cuma

Esas duruş !

Adana Demirspor, Bucaspor karşısında ilk dakikalardan itibaren defansif ve kötü oyun sergileyince mağlup olmaktan kurtulamadı. Adana Demirspor belli ki; Buca'ya "Galibiyet" için gitmemiş. Beraberliğe razı olan bir takım silüetine sahipti görünürde. 

Mustafa UĞUR'un dediği gibi olur umarım. "Oyuncularım, kötü oynama haklarını kullandılar."Bu hafta oynayacağımız1461 Trabzon maçının önemi, Bucaspor mağlubiyetinden sonra daha çok arttı. Şimdilik seyircisiz oynanacak olan 1461 Trabzon maçında; yıllar önce taraftarların büyük bir gururla uygulamaya koyduğu "Dışardan Destek" hususu tekrar gündeme gelir umarım. 

 ***
 ...hoşgeldiniz ama boşgeldiniz 

Ben Adana Demirspor'u tribünlerinden kaynaklı sevdim. Kendi evinde 20.000 taraftara oynadığı anlardan daha çok; Kasabalara deplasman yapan yürekli taraftarını görünce, yukarıdan yağmur gibi taşlar yağarken "Canım feda olsun sana" bestesi ile stadı teslim alan gençleri görünce, dışarıda tek bir taraftarın dahi kalmaması için maçın başlamasını umursamayan ağabeyleri görünce, alınan onca mağlubiyete rağmen maç sonunda "Demirsporluluk" ruhunu yaşatanları görünce sevdim. 

Son günlerde "İyi gün dostları" peydahlanmaya başlamış gördüğüm kadarı ile. Ben, "İyi bir Demirsporluyum." demekten utanırım, iki büklüm olurum. 30-40 senelik Demirsporluların yanında ben kimim? Haddime mi? Demirspor için, taşın altına elini değil bedenini koyanların yanında biz kimiz? 

Bu tribünlerin duruşunu ve çizgisini ayaklar altına almaya çalışan, günün en büyük Demirsporlusu olarak görünmeye soyunan bazı arkadaşları "Demirsporluluk duruşu" adına uyarmak istiyorum. 
-Adana Demirspor Taraftarları, herhangi bir internet ortamında hesap sormaz ve sordurmaz.
-Adana Demirspor Taraftarları, hiçbir işte bireysel hareket etmez. Bu hareketin bütün Demirsporluları etkileyeceğini bilir.
-Adana Demirspor Taraftarları, başka bir takım taraftarı ile mecbur kalmadığı sürece uğraşmaz.
-Adana Demirspor Taraftarları, savunma hakkını her zaman saklı tutar. İlk ateşi yakan Demirspor Taraftarı olmaz. 

Uyarılar şahsi düşüncelerim değil, bu tribünün varoluş felsefesidir. Bu noktada, uyulması zorunlu davranışlardır. Hata ve yanlış içinde olan kim varsa, umarım daha dikkatli ve duyarlı davranır. Aksi halde zararın diyetini hem yanlış yapan, hem de yanlışa göz yumanlar öder. 

Adana Demirsporluluk ruhu, Demirsporluların vicdanlarıdır...