31 Ekim 2011 Pazartesi

30.10.2011 Halısaha / Kebap ..

Adana Demirspor İstanbul Tayfası'nın ne zamandır gerçekleştirmek isteyipte; gerçekleştiremediği Halısaha organizasyonunun belini kırmış bulunmaktayız. Sahanın büyük olması nedeni ile 8'e 8 oynadık. Dışarıda çok sayıda tayfa mensubumuzun kaldığını söyleyelim :)

Fotoğraf makinası unutma alışkanlığım sürdüğü için sadece telefon ile yetinmek zorunda kaldık. Kusurumuza bakmayın. Halısaha organizasyonlarının devamının geleceğini belirtiyor, gelenlerin ayaklarına, yüreklerine sağlık diyoruz...

Maçın akabinde İstanbul'da bulamadığımız damak tadımızı gerçekten son anda bulduk. Adana Kebapçıları ile paralel çizgide gibi duruyordu. Tat ve servis olarak gerçekten Adana'yı aratmadı. Bu arada bizlere hasret giderme noktasında yardımcı olduğu için Orhan abiye teşekkür ederim.
Biraz uzak olmasına rağmen İstanbul'da Adana Kebabını başka yerde yemem bundan sonra herhalde...
İstanbul Tayfası'nın potansiyel ve organizasyon olarak kendini bulduğu anların içerisindeyiz galiba :)

Türkiye - Hırvatistan

Adana Demirspor İstanbul Tayfası olarak 11 Kasımdaki Türkiye - Hırvatistan maçına gidiyoruz. Biletler bugün itibariyle saat 11 de satışa çıktı. Biletlerimizi Pegasus Kale Arkası alt tribününden alıyoruz ( Kuzey Kale Arkası diye de geçiyor)

30 Ekim 2011 Pazar

1 Galibiyet daha !

Önemli bir maç, önemli bir skor, önemli bir başlangıç...
Önemli bir haftanın içerisinde oldu tüm güzellikler...
29 Ekim 2011 tarihli bir maça çıktı Cumhuriyetin çocukları...
Ardından Van'a yürekler yollandı, derinliklerden. mesajlar verildi en delikanlı olanından...
Ve ardından gelen galibiyetin mutluluğu bir başka oldu.
Öncelikle gelen galibiyetin bizim için anlamının büyük olduğunu düşünmeyen yoktur sanırım. Ancak; bu galibiyetin getirdiği mutluluğun, yaşanılanları unutmamak kaydı ile bir köşede saklamamız gerektiğine inanıyorum. Bir seriye başladık diye düşünüyorum. İnşallah yanılmam. Bu başladığımız serinin gidişatını belirleme noktasında hassas davranmamız gerekecek.

2 Hafta önce argoların içinde boğulan ben. Şu anda sükut içerisinde beklemekteyim. Şimşekler Grubu'nun şu anda izlemiş olduğu yol; bana göre en doğru yoldur. Bu tribünlerin mahremiyeti vardır. O mahremiyetleri de herkes öğrenemez. Bilen zaten biliyordur. Bu yüzden "yaşanılanları unutmayın" diyerek bir stres oluşturmak, bu noktada yersizdir. Zamanı geldiği vakit nelerin yapılacağı konusunda inancım tamdır...

Bu arada değinmek istediğim ve ne zamandır fırsat bulamadığım bir konuyu dile getireyim.
Şu anda "Adana'nın sporda sanal haber" noktasında sadece bir öneride bulunmak istiyorum. Demirspor bazında şu anda yapıcı ve bilinçli yayın yapan www.sporcukurova.com adresinden haberlerimizi takip ediniz. Herhangi menfii bir düşünce değil sadece şahsi düşümcemdir. Malum site tarzında sitelerin yaptıkları yayınlar bu kulübe zarardan başka bir sonuç getirmemiştir...

29 Ekim 2011 Cumartesi

Devam , Devam , Devam





Tuana, dallarına karlar yağıyor tuana
Ay, yüreğine ayaz vurur da
Sen üşürsün oralarda
Uyan, artık uyan
Kara gülüm zaman yok, kara gülüm
Mekan yok
Tut, asırlık umutlarla acılarla
Tut, bırakma peşini hayatın ateşini gel
Ah, akıp gider oyun akıp gider
Devam eder hayat
Ah, uyan da gel tuana
Yüreğim kan ağlıyor
Sana söz yine baharlar gelecek
Sana söz ışık sönmeyecek
Ölüm yok ki tuana uyan
Şimdi yaşanacak..


Sana söz yine baharlar gelecek.
Çiçekler tekrar kışı görecek olsa da , bahar için açmaya değer.
Saldırın !

28 Ekim 2011 Cuma

Deprem Bölgesine Yardım


Levent Özverenin açıklamasına göre cumartesi oynayacağımız 1461 Trabzonspor maçının gelirleri deprem bölgesine gönderilecekmiş. Bizede yakışan buydu..

Futbol, takım elbiselilerin oyuncağı olmuş!


Tayfamız mensubu,aynı zamanda sporx.com yazarı olan Serkan AKKOYUN'un yazısı. Ben çok beğendim, umarım sizler de beğenirsiniz!


Biz ne ara farklı takımları tutan, Türkiye’nin en büyük kulüplerinin taraftarlarını aynı statta maç izleme zevkinden mahrum bırakacak kararlar alma cüretini bulduk kendimizde?

Belki de hayatımın en cesur yazısına girişiyorum. Bu yazıda ünlü Alman düşünür ve siyasetçi Karl Marx'ı ve Portekizli diktatör Salazar'ı fiziken olmasa da düşün dünyasına verdikleri ile karşıma alacağım. Haddime bakın! Bu ne cüret…*

Üzerinde yaşadığımız 783 bin küsur kilometre karelik toprakların doğusunda, acının tarifsiz hissini art arda yaşadık. Önce yolun yarısına 15 kala yaşta olan genç çocuklar şehit düştü, ardından doğanın bize en büyük hainliklerinden birisi neticesinde yüzlerce insan başlarını sokmak için girdikleri evlerinin tabutları olmasına dayanamadı, can verdi. Bu iki olay arasında bağ kurmaya çalışan deve kuşu beyin-göz ilişkisine sahip insanlar ise sosyal medya aracılığı ile akıttılar faşist irinlerini.

Depremin açtığı yaraları sarmak için verilen çabanın, sayfamıza konuk olan kısımları taraftarlar, her takımdan olmak üzere ellerinden geldiğince baş aktörü oldular. Sana söz, bir gün sen düşersen ben de seni kaldıracağım mesajını alınca bir sözlük yazarı, kalan milyonlarımızın gözleri doldu. Çünkü o yıkılan betonlar altında bedenler ruhlarına özgürlük kavuştururken insanlığın dimdik ayakta kaldığını gördük. Beşiktaş forması ile göçük altından çıkarılan Vanlı kartal, oradaki depremzedelere Konyaspor, Beşiktaş atkıları, formaları gönderen taraftalar diledi ki Tanrı'dan; barış gele tez gele ve hep beraber gülelim.

Nasıl yekvücut olabilecekleri böylesine ortada olan bir güruha yılların televizyon üstadı İlker Yasin'in "Zaten taraftarlar holigan gibi davranma niyetiyle geliyorlar maçlara, iyi oldu" minvalinde cümleler etmesine vesile olan ve az kalsın gerçeğe dökülecek saçma kararın yorumlaması: Şaka gibi…

Şimdi bunları aklımızda tutup, tarihte çok örneği olduğunu takdir ederek fakat bu satırların yazarının da bulunduğu bir maça, 4 Mayıs 2008 tarihli Adanaspor – Adana Demirspor maçına şöyle bir baksak ya...
http://www.sporx.com/img/2011/10/27/adana234.jpg

Adana 5 Ocak Stadı, eskilerin Taksim Stadı'nda Galatasaray – Fenerbahçe maçını izlerken anlattıkları gibi yarı yarıya bölünmüştü o gün. Yarısı mavi-lacivert, yarısı turuncu-beyaz olan stadı şehrin asi çocukları ile turuncuları kaplamıştı. Babalarımızın bin dokuz yüz bilmem kaç diye başladıkları hikâyeleri milenyumdan 7 sene sonra medeniyetlerin beşiği Çukurova'da görmek çok da abes değil, ancak Marx'ın afyonlaştırdığı, Salazar'ın halkı oyalamak için dayadığı futbolun kardeşlik türküsü söyleniyordu orada. Maça ellerinde beyaz güvercinler ile çıkıp uçuran Adana Demirsporlu futbolculara nispet yapar gibi çiçekleri taraftarlara fırlatırken gördük Adanasporluları. 3 sene içinde ne değişti de 2010 Avrupa Kültür Başkenti, 2012 Avrupa Spor Başkenti İstanbul'un en eski ve yaşanabilir ilçeler sıralamasında ikinciliği bulunan Beşiktaş'ta iki futbol takımı taraftarları aynı stadyumda maç izleyemeyecek duruma geldi?

Geçmişte yaşanan yüzümüzün katran karası olayları reddetmiyorum ancak futbolu taraftarsız, taraftarı da rakip taraftarsız bırakmak için bir makam sahibi olmak yeterli olmasa gerek.

Kullanmayı dahi bildiğinizden emin olmadığın twitter'daki tepkileri görünce mi caydınız kararınızdan yoksa?

Kızını karşısına alıp yaşadığı muhafazakâr çevrenin durumunu anlatmak yerine bir erkek arkadaşı var diye odalara kilitlemeye çalışan babadan ne farkınız vardı?

Banu Yelkovan'ın dediği gibi insanlar mısınız yoksa siz? Bir an önce hızlıca bir sonuca varmak için kalitesiz yapılar diken müteahhit gibi "Aman yarın bunlar birbirine girer yasaklayın deplasman seyircisini" diye karar mı verdiniz o an?

Yoksa Trabzonspor – Fenerbahçe... Yok artık!

Rekabet sarı-lacivertle siyah-beyaz, yeşil-beyazla kırmızı-siyah ve onların taraftarı arasındayken sizler formalılarla-takım elbiseliler arasında mı olsun istiyorsunuz artık?

Bu bambaşka renkteki insanları dünyanın en zalim fiili olan ölümün simsiyah tek renge bürüdüğü bir hayatta nasıl oluyor da ayırabileceğinizi zannediyorsunuz?

Akşam pişirdiğiniz yemeği sabah çöpe döktünüz. Bir öyle konuşuldu bir böyle, ancak sonunda kazanan yine taraftar oldu. Çünkü unutulmasın bu oyun topsuz da oynanır, yeşil sahasız da, kale direksiz de ama taraftarsız bir hiçsiniz.

Mahalle maçlarında bile kızlar izlemeye gelince coşan çocuğu hatırla…

Taraftarı karşınıza almayın kravatlılar.

Ez cümle:

Yahu koca koca adamlarsınız hiç mi oyun oynamadınız çocukken de bizim afyonumuza bulaştınız, oyuncak ettiniz?

* Yazar bu işaretli paragrafta, Arif Erdem'in alamadığı penaltılar kadar açık ve net ironi yapmaktadır. Bilginize.

http://twitter.com/#!/akkoyunserkan

27 Ekim 2011 Perşembe

Duyuru !

30.10.2010 Pazar günü saat 20.00 da Zeytinburnu Metro durağı yanından ki Halısaha da maçımız vardır. Adana Demirspor İstanbul Tayfası'nın tüm fertlerini saat 19.30 da Zeytinburnu Metro durağı'nda bekliyor olacağız. Herkes malzemelerini getirsin. Oynayamayacak halde olanlar yine de gelsin. Yeni yaptırılan az sayıdaki sweat lerin kalmama ihtimali var. Ayrıca Tayfayı ilgilendiren önemli konular konuşulacaktır. Eğer katılım beklenilen gibi gerçekleşmez ise İstanbul Tayfası'nın faaliyetleri biraz durağanlaşabilir... Bilgilerinize !

(Not : Zeytinburnu Metrobüs-Tramvay-Metro durakları yanyana)

26 Ekim 2011 Çarşamba

Havuzlardayız !

Bir fotoğrafta havuzlardan geliyor... Havuzda yüzmedik yer bırakmayın !
Adana Demirspor Yüzme Takımı (Yenilmez Armada)

Yüzeceğiz umutlara !

Daha önceleri de belirttiğimiz gibi; Adana Demirspor Yüzme Takımı (Yenilmez Armada) tekrar faal duruma gelmişti. Takımın kara antremanlarına devam ettiği haberleri veriliyor. Umarım eskiyi geri buluruz karşımızda...

Yıllar var ki bizler sizi özledik
Muharrem'in ruhuyla sizi bekledik
Yenilmez armada, yüz umutlara
Gururla taşıyın bizi aydınlıklara...

Kara antremanından bir fotoğraf ... Yaşa, Varol !

25 Ekim 2011 Salı

Pazartesi Sendromu

Haftalardır pazartesi sendromu bende farklı bir şekilde vuku buluyordu. Demirsporun haftalardır oynadığı kötü futbol ve alamadığı 3 puanlar neticesinde pazartesinden itibaren haftamız hep berbat geçiyordu. Bu sefer ise öyle olmadı..

Demirspor yine bildiğini okudu tam umutlarımızın köreldiği yerde yeniden bizi umutlandırdı. Demirspor işte bildiğiniz gibi. Biz ise onun ardından her daim umut etmeye devam edeceğiz..

Maçın bir bölümünü radyodan dinlediğim ve Demirspor sağlı sollu geliyordu bunun neticesinde 3-1 galip geldik. Fakat yine net pozisyonları cömertçe harcadığımız bir maç oldu. Umarım bu galibiyet gelip geçici bir heves değildir. Futbolcular tepkimizi iyi bir şekilde anlamışa benziyorlar, umarım biran öncede unutmazlar.

Trabzon maçıyla beraber az çok bazı şeyler netleşmeye başlayacaktır. İnşallah gülen taraf biz oluruz ve galibiyeti bol golle alırız !