29 Mayıs 2011 Pazar

Kilikyada Ermeni İzleri


(Van Denizi'nin ortasındaki Ahtamar Kilisesi ve Vanlı Nouneh Sarkissian)


İçinde bizlerden de birşeyler bulunduran bir haber..


ONLAR GİTTİ, BİZ EKSİK KALDIK...

İki haftalık otobüs turu Adana Kozan’dan başlamıştı. 1909’da Ermenilere dönük ilk kitlesel kıyımların yapıldığı bu eski Kilikya kasabasında otobüsten inmek için bir neden bulamadık maalesef. Kozan’da ‘geçmişin izleri’ öylesine net kazınmıştı ki Adana yolundaki tarihi Ermeni kalesine nasıl çıkıldığını öğrenmemiz bile zaman aldı. Adana’da Çukurova Genç İşadamları Derneği ile toplantıya bu ilk hayal kırıklığıyla gittik ve orada da bizi çok parlak olmayan bir manzara bekliyordu. Adanalı işadamları önce görüşmenin kaydedilmesini istemediler. Nedenini kendileri de tam olarak bilemiyordu. Sonra bir siyasi terennümü tekrarladılar: Olayları tarihe bırakalım, biz ticaret yapalım… Peki… “Sınır protokolleri neden askıya alındı” diye sordu Boris Navasardian. “Büyüklerimizin bir bildiği vardır” mealinde bir yanıt aldık. Sonra ‘Üyelerinizin Ermenistan’la ticareti var mı’ diye sorduk. “Bilmiyoruz” dediler. Peki... Ticari ilişkinizin olup olmadığını bilmediğiniz başka bir komşu ülke var mı? Bu kaçınılmaz soru rahatsızlık yaratmış olmalı. Tarihe bırakalım denen konuya dalıyoruz maalesef. ‘Sizin 24 Nisanınız var, bizim niye bir anma günümüz yok’ diye soruyorlar… Nereye varmak istedikleri anlaşılmıyor, ama gerginleşiyor sohbet. Sonra neyse ki Başkan Hakan Çelik, ev sahibi olduğunu hatırlıyor da ortamı rahatlatıyor.

Türkiye için kötü bir başlangıç. Ama Diyarbakır’da ümit verici bir atmosfer bekliyor bizi... Belediye Başkanı Osman Baydemir’in odasında, 2 haftalık programın en sıcak, en samimi ve en ümit verici görüşmesini yapıyoruz. Kırmızı karanfillerle karşılıyor Baydemir bizi: “Bu çiçekler, coğrafyamızın alın teri ve sevgisiyle yetiştirildi. Görev süremin en heyecan verici günlerinden birini yaşıyorum. 8 bin yıldır yaşamın kesintiye uğramadığı bu çok dilli, çok kültürlü kentimiz, çok büyük acılar çekerek önemli bazı zenginliklerini, büyük değerlerini kaybetti. Ermeniler büyük acı yaşadı; biz geri kalanlarsa kaybettik. Onlar gittikten sonra biz de barışı bulamadık. Bugünkü nesil geçmişiyle yüzleşmek ve mümkünse telafi etmek istiyor. Bu kent aynı zamanda bir Hıristiyan kentidir, sivil mimarisiyle bir Ermeni kentidir. En büyük hayallerimden biri gerçekleşiyor: Surp Gregos Kilisesi’ni restore ediyoruz. Çan ve ezan sesi yeniden birlikte duyulacak.”
Baydemir’in sözleri bir umut dalgası yayıyor. “Ermeni dostlarımız, belki bir gün geri dönerler, kapılarımız tüm hemşerilerimize sonuna kadar açık” diyor. Benzer bir ilgiyi Sur Belediyesi’nde ve Van’da da göreceğiz. Ama onlarda, ‘artık geriye bir Ermeni kalmamış olması’nın rahatlığı dikkat çekiyor. Sur Belediyesi’nin 2 bin tane bastırdığı Ermenice çocuk kitabı elden ele dolaşıyor. Fakat o kitabı okuyabilecek çocukların sayısı belki 10 bile değil! İnsanlar sormuyor mu bu Ermeniler nereye gitti diye? Soranlara ne diyorsunuz? Başkan Abdullah Demirbaş iyi niyetle yanıtlıyor sorularımızı, ama Ermeniler soyu tükenen bir kültür varlığı gibi anılmak istemiyorlar. Kendilerinin de acılarının da kökleri ‘burada’. Bu acıların anlaşılmasını, bilinmesini istiyorlar. Elbette geleceğe bakmak ve yeniden dostluk, açılmış sınırlar, açığa çıkarılmış kültürel miras önemli. Ama ‘hiçbir şey olmamış’ gibi yapmak doğru değil. Bu trajediyle yüzleşme belki de en çok Türkiye için iyi olacak.


Nouneh Sarkissian’ın ailesi 1915’te Van’dan Erivan’a kaçmış. Otobüste Nouneh’nin önünde oturuyordum. Tatvan’a girdikten hemen sonra başlayan sessiz, içli ağlaması saatlerce sürdü. Eski Van’daki kazı bölgesinde uzun süre gözden kayboldu. Ailesinin yaşadığı ve bugün bir kazı alanı halinde yeniden gün ışığına çıkmayı bekleyen topraklara ayak basıyordu. Urartu Kalesi’nin güneyindeki kazıda bir Ermeni kilisesi dün itibariyle tamamen açığa çıktı. Ancak kazı yapılan alanın karşısındaki eski Ermeni okulu, belki de toprak altında kalmadığı içindir(!), daha şanssız... Üstünde sarı brandadan bir pankart var: As Emlak’tan satılık! Bu emlak işini Erivanlı konuklara açıklamak zorundayız. Nouneh’nin hüznü artıyor. Neyse ki bir gün önce Ahtamar Kilisesi’ni görmüşüz. O bir teselli. Ama daha çok iş var... Bu coğrafyanın kalıcı barışı için daha çok restorasyona ihtiyaç var.

Belki bizim oralarda da bir gün "geçmişin izleri" ortaya çıkar..

Kaynak: Radikal

Altyapı


Geçen yazdığım konuyla ilgili bir haber gözüme çarptı bir sitede burada da paylaşmak istedim..

Adana Demirspor altyapına kayıtlar devam ediyor. Adana Demirspor altyapı sorumlusu Rasin Gürcan altyapıda kayıtlarımız sürüyor. “Altyapımıza rağbet çok, bizlerde altyapıya gelen küçük futbolcular arasında seçmeler yapıp onlarla çalışacağız. Bizlerin gayesi A takıma sporcu yetiştirmek. Umarım yeni gelecek olan Teknik Direktör Altyapıya sıcak bakar. Biz bu yıl altyapı branşların da hep başarıyı yakaladık. U18 de Penaltılarla Galatasaray’a yenilerek Türkiye 4. olduk bu da başarı. Diğer branşlarda hep final oynadık” dedi. Adana Demirspor altyapı sorumlusu Rasin Gürcan, “Mutlaka A takımda altyapıdan gelen 3–4 futbolcu olmalı. Ben Adana Demirspor’a transfer olduğum yıl 4 dış transfer yapıldı. Takımın çoğunluğu Adanalı futbolculardan oluşan bir ekibimiz vardı. Çok iyi mücadele yapıyorduk. Altyapıdan gelen futbolculara A takımında şans verilmeli. Bu gençler şanslarını iyi kullanırlar. Altyapıdan gelen futbolcular A takımın güvencesi olur” dedi..

Kaynak: Spor01

29 Mayıs 1453 !

Letüftehanne’l Kostantıniyyete, ve le ni’mel emrü zâlike’l emr, ve le ni’mel ceyşü zâlike’l ceyş.

Kostantiniye, bir gün fetholunacaktır, Onu fetheden asker ne güzel asker, onu fetheden komutan ne güzel komutandır.

26 Mayıs 2011 Perşembe

Ooooo Yeşil !

Beşiktaş Çarşı'nın beyin takımının düşünüp, faaliyete geçirmeye çalıştığı bir proje için start verilmiş. Benim çok hoşuma gitti. Fikrim Çarşı ile aynı doğrultudadır. Umarım istenilen bu proje hayata geçer ve Binaların o can alıcı salyalarından bir nebze olsun kurtulan olur. Buyrun Çarşı ile beraber Ooooo 1 2 3 Yeşil....

“Yüzyılın Derbisi!
Saha: Ali Sami Yen

Hakem: Devlet

...Şişli Ölmesin !

Bir: Yükselen binalar ve residencelar yüzünden hava sirkülasyonu sıfır olan, cehennem sıcaklığında, kirli gazların solunduğu, binaların gölgesinde, güneşin yüzünü dahi göremeyen ilçe sakinleri için, kurtarıcı bir “AKCİĞER” olacağıdır.

İki: Binaların % 70’ inin yıkılacağı söylenen; beklenen İstanbul depreminde, bir karış dahi, boş alanı olmayan ilçede insanların güvenle sığınabilecekleri; ilkyardım çadırlarının kurulacağı; arama – kurtarma ekiplerinin koordine olacağı bu bölge “ OLAĞANÜSTÜ DURUM TOPLANMA MERKEZİ ’’olması açısından çok çok önem taşımaktadır.

Üç :Şişli İlçesinde bir karış yeşil alan kalmamıştır.Çocuklarımızı sanal dünyadan kopartacak, doğa ve güneşle buluşturarak,sosyalleşecekleri, çocuk bayramlarında gösteriler yapabilecekleri,engelli kardeşlerimizin stres atabilecekleri, yaşlılarımızın soluklanacağı,sohbet edecekleri, Şişli İlçesi sakinlerinin yürüyüş, spor yapabilecekleri, bisiklete binebilecekleri,evcil hayvanları ile gezebilecekleri, sosyal aktivitelerin, konserlerin, açık hava etkinliklerinin yapılabileceği bir parka ihtiyaç vardır.
(ki Ali Sami Yen Stadı varken, Şişli’liler sabahları burada spor, koşu ve yürüyüş yapar,çocuk bayramlarında gösteriler olurdu.)

Dolayısı ile, ŞİŞLİ ALİ SAMİ YEN DOĞAL PARK’ nın yapılması, Şişli İlçesi ve çevresinde yaşayanların, psikolojileri, sağlıkları ve sosyalleşmeleri açısından önem taşımaktadır.
Yukarıdaki sebepleri çoğaltmak mümkün; bu sebepten Ali Sami Yen ve Likör Fabrikası arazisindeki yapılaşmaya kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Bu Vatanın evlatları olarak, doğaya ait olması gereken alanlara, gelecek nesiller adına sahip çıkacağız. Yatırım odaklı politikaların, günümüzde artık prim yapmadığı,bütün dünyanın yaptığı gibi doğaya sahip çıkmak, betonlaşmaya daha fazla müsaade etmemek, İNSANLIK GÖREVİMİZDİR.

Ali Sami Yen ve Likör Fabrikası’ nın altının otopark, üstünün doğal park haline getirilmesi için yapacağımız mücadeleye, 29 Mayıs 2011 pazar sabahı saat 11’de ŞİŞLİ MEYDANI , ŞİŞLİ CAMİİ ÖNÜ’ nde toplanıp ALİ SAMİ YEN’e kadar yürüyerek, start vereceğiz. ‘

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Transfer Politikası Üstüne

Bir sezon daha umutlandık ve yine umutlanmamızla kaldık. Ama ne yalan söyleyeyim malatya maçındaki sevinç yetti bana. Sezon bitti. Şimdi yine Demirspor klasikleri dizisi başladı. İlki kongre.. Kongrede neler olacak bilmiyoruz en azından ben bilmiyorum her kafadan bir ses çıkmakta birileri güven oyu için diyor birileri daha güçlü bir yönetim kadrosu için diyor birileri ise ne olacağı belli değil diyor. Kongremiz 6 Haziranda o gün bu soruların cevabı belli olacak. Kongreden sonra transferlere geçilir. Ali Güneş kaldı mı gitti mi ne yaptı belli değil. Resmi birşey yok ortada. Zaten ortada açıklama yapma gereği duyan kimsede yok. En son duyduğumuz kadarıyla başkan Tuncel Antalyada tatildeymiş çok yorulmuş. Sürekli maç öncesi ve maç sonrası konuşan Kandemirde yok ortada. Velhasıl şuana kadar herkes kayıp..

Transferlere gelince inşallah yine sil baştan bir kadro yapılmaz. Bu sezon 50 küsür futbolcu geldi gitti elimize ne geçti koca bir hiç. Bu kadar saçma bir şey olur mu nerde görülmüş başarı hedefleyen bir takıma bu kadar topçunun gelip gittiği hee şu da bir gerçek bazı kişiler bu olaydan ceplerinin sağlam doldurdu. Geçen bir sitede 7-8 yıl öncesine ait renktaşlarımın yorumlarını okudum yorumların yüzde 80 ninin ana düşüncesi gençlerdi. Genç takımlarımızdaki oyuncuların A Takıma monte edilmelerini istiyorlardı çözümü orda görüyorlardı. Aradan 7-8 yıl geçti hala bu düşünceyi dile getiren bir sürü taraftarımız var keza bende. Yav arkadaş o kadar yıl içinde bir takımda bu konu hakkında hiç mi ilerleme olmaz hep mi yerinde sayar! O gençlerle başarı gelmese bile hiç yoktan bizim çocuklarımızdı deyip otururuz yerimize. Bence takıma bir kota uygulaması getirilmeli en az 10 genç futbolcumuz A Takım kadrosuna alınmalı. Bakın Sakaryanın bu yıl play off u kazanan takımının kadrosuna ne kadar çok genç ve kendi öz evlatları var;

TD ŞABAN YILDIRIM 1970 SAKARYA

BATUHAN MATUR 1991 SAKARYA
BERAT ÇETİNKAYA 1991 SAKARYA
BERAT ALİ GENÇ 1993 SAKARYA
BÜNYAMİN DEMİR 1991 SAKARYA
CÜNEYT ÇELİK 1987 SAKARYA (KALECİ)
GAZANFER AYDIN 1988 SAKARYA
HAKAN ÇALIŞKAN 1992 SAKARYA
İBRAHİM ÇAĞLAR ÜRDEM 1992 SAKARYA
İLKAY DEMİR 1987 SAKARYA
KANİ ÇEVİK 1982 SAKARYA
KEREM ERYILMAZ 1990 SAKARYA
METEKAN YILMAZ 1984 SAKARYA
MUHARREM EFE 1990 SAKARYA
ONUR DEMİR 1989 SAKARYA
SALİH DURSUN 1991 SAKARYA
SELÇUK KÖYTEPE 1986 SAKARYA
SELİM ÇATALBAŞ 1978 SAKARYA
ŞABAN ÖZEL 1988 SAKARYA
TOLGAHAN ŞEN 1994 SAKARYA
UĞUR ER 1991 SAKARYA
YASİN GÖRKEM ARSLAN 1988 SAKARYA
GÖKHAN KÖK 1981BULANIK
HARUN AVGIN 1981 GAZİANTEP (KALECİ)
LEVENT DEMİRAY 1979 BERLİN
MESUT MORGÜL 1984 RİZE
YUNUS AKMAN 1985 VAN
ZAFER AYDOĞDU 1983 TRABZON

Bunun için bizede mi bazı cezalar ve kısıtlamaların gelmesi lazım ? Gelin bu yıl bazı değişikliklere gidelim şuan ki kadromuzda olan bazı iyi futbolcuları tutatım(Bence kalması gerekenler; Metin Aktaş,Murat Akça,Adem Dursun,İlhan Aydoğdu,Onur Çubukçu, Ertan Koç, Burhan Çoşkun). Kendini kanıtlamış iyi futbolcu olan bir kaç futbolcu transfer edelim. Bunların yanlarına da genç takımlarımızdan, öz evlatlarımızdan 10 oyuncu çıkaralım. Olma ihtimali ne kadar düşük bir düşünce değil mi..

24 Mayıs 2011 Salı

Mutlu yıllar Gencay !

Vienes quemando la brisa
Con soles de primavera
Para plantar la bandera
Con la luz de tu sonrisa
-----------------------
rüzgarı yakarak gelirsin
bahar güneşleriyle..
gülüşünün ışığıyla
bayrağı dikmek için

İyi ki doğdun gencay, iyi ki kardeşimiz oldun... Bayrakları beraberce dikebilmek ümidi ile !

23 Mayıs 2011 Pazartesi

'Aybaba'

Samet AYBABA'nın Teknik Adam olarak takımımızın başına geçeceği duyumlarının üzerine; şahsi olarak ben kendisini "Seviyorum." deyip başlayayım... Adana'lı olması, bizleri anlama zorunluluğunu kendisine yükleyebilir...
Gördüğüm kadarıyla karakter olarak, izlediğim kadarıyla da mücadecele ve taktiğin bir arada yürütülmesinde fikir beyan eden bir teknik adam.
Ankaragücü, Bursaspor, Gençlerbirliği, Gaziantepspor, Bucaspor gibi kulüplerde görev aldı. Gençlerbirliği; tarihinde 2.Kez Türkiye Kupası'nı Samet AYBABA döneminde kazandı. 2002-2004 yılları arasında Trabzonspor'da görev aldı. İlk senesinde Türkiye Kupası'nı alan Samet AYBABA; ikinci yılında kulübün kendisine verdiği para cezasını protesto ederek, görevinden ayrıldı. Son olarak Bucaspor'u çalıştırdığını biliyorum.
Hayırlısı olsun ne diyelim...

21 Mayıs 2011 Cumartesi

Basketbol & Adana Demirspor

| "Adana Demirspor, futboldan ibaret değildir."

11.04.1973 Tarihli Milliyet Gazetesi'nin 4.Sayfasında yer alan bir başlık şu şekilde "Türkiye Basketbol Liginde Yeni Bir Takım ADANA DEMİRSPOR"



Ardından fotoğrafın altında;
Nihat GEVEN Adana'dan bildiriyor.

Adana Demirspor basketbol takımının grubunda şampiyon olup, 1.lig'e terfi etmenin sırrı, "birlik ve beraberlikten kuvvet doğar" sözüne dayanıyor...
2.Ligde iki yıllık bir mazisi bulunan mavi-lacivertli basketbolcuların bu başarısını ve başarıya giden yolu, antrenör Demir Sayılır'dan dinleyelim...

Geçen sezon kılpayı ile Karşıyaka'ya kaptırdığımız grup birinciliğine ne pahasına olursa olsun bu yıl ulaşmak istiyorduk. Ancak sezon başında önümüze çıkacak bir engel vardı... O da para idi. Bu imkandan yoksun olarak bu işi nasıl götüreceğimizi planlamak zorunda kaldık. Ve basketbolcu arkadaşlarımı eylül ayı başlarında bir dondurma bahçesinde topladım. Sonunda bu işe bütün gücümüzle devam edeceğimize dair karar aldık. Sezon başındaki kadromuzda Tolunay, Orhan, Bekir, Süha, Selek ve Amerikalı Catching vardı. İlk maçımızı İzmir'de Karşıyaka ile yaptık ve yenildik. İkinci gün Altay'ı yendik... Daha sonra Kurtuluş'la karşılaştık, eksik kadromuza rağmen maçı kazandık ve potaya girdik. İkinci yarı başında Kayhan Cumhur'u da kadorumuza dahil edip daha da güçlendik... Ve şampiyon olduk."

19 Mayıs 2011 Perşembe

...Bravo...Teşekkürler...Sağolun...Varolun...

Ben Mito. İnsanları kırmak, insanlara kötü söz söylemek, yapılan kötülüğe karşılık; kötülükle cevap vermek bana göre insan vasıfları arasında yer almaz. Bugün beni insanlığımdan çıkaran, insan olma sınırlarımı zorlatan; değerli Yönetim ve Futbolcularımıza teşekkürü bir borç bilir, saygılarımı sunarım...

Allah aşkına ne istiyorsunuz bizden, ne bekliyorsunuz? Bizim sizden beklerimizin yanında, sizin bizden beklediklerinizin lafını edebilecek misiniz? Hayallerimizin önüne bir duvar örmek bu kadar şerefli mi sizce? Umutlarımızı yarı yolda bitirmek onurlu bir davranış mı peki? Bu sorulan cevabına karşılık "ŞANSSIZ BİR GÜNDÜ." cümlesini yapıştırmak ne kadar haysiyetli bir ruhu ifşa eder?

Bugün beni en kötü günümle başbaşa bıraktınız, sahipsiz ve yapayalnız... Sanaldarbe1940 bir şiir yazmış, sonunda da "Sen sahada gez, biz tribünde ses, etmeyelim pes" şeklinde bizleri net bir şekilde anlatan bir tasvir oluşturmuş. Diline sağlık kardeşimin...

Bugün kötü konuşacağım hakkınızda, hiç iyi düşünmeyeceğim, gözümün önüne sizleri hiç getirmeyeceğim... Ali GÜNEŞ istifa edecek, yine şampiyonluk mavraları atılacak, yeniden taraftar stada çağrılacak, bu sene yeniden oynayacağız naraları atılacak.Ama ben size birşey diyeyim mi?

"Bundan sonra Allah'ın bir kulu "Taraftarlarımızı yanımızda görmek istiyoruz" lakırdısı yapmasın... Gidin; delikanlı gibi oynayın, kupayı alın gelin Adana'ya, biz sizi İstasyon Meydanı'nda bekleriz..."

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Asla!

Yılmak yok! Gerisi halledilir. Geçmiş varsa gelecek de var, gelecek varsa umut da var. Gerisi fasa fiso...