25 Ekim 2010 Pazartesi

ŞİMENDİFER'İN SPORTİF YÜZÜ

Ölü yaprak vuruşunun sahibi Michel Platini “ Bir futbol takımı, bir varoluş şeklini, bir kültürü simgeler” diyerek futbol kulüplerinin ve onlara karşı olan karşılıksız sevginin temelini tarihsel köklere bağlar. Galiba milyarlarca insanın bu basit oyunun peşinden böyle bir ihtirasla koşmasının, ortaçağ orduları gibi topluca aynı renkleri giyip bir meydanda toplanmasının sebebi bu kökler. Ancak her zaman etnik kökenlere dayanan bir kökten de bahsetmiyoruz. Modern dünyanın kimlikleri olan toplumsal sınıflar da bu köklerin en derine inenlerinden. Tıpkı demiryolları kuruluşlarında alın teri döken işçi gruplarının ki gibi.

Kapitalist düzenin temellerinin atıldığı sanayi devrimi, üretim gücünden sonra dağıtım ağına ihtiyaç duymuş, ucuz bir seyahat ve ulaşım olan trenler tüm dünyada demirbaş haline gelmiştir. İngiltere’ de ilk deplasmanlı liglerin trenler ve onların ucuz seyahat olanağı ile gerçekleşmiş olması, Kara Tren’ in Yeşil Saha üzerindeki etkisine en iyi örnektir. Giderek vahşileşen kapitalizm ve sömürgecilik sayesinden zenginleşen batı, sınıf ayrımlarının etkisini iyiden iyiye hissetmeye başlamıştı. Fakirin zengini “dövebileceği” tek alan ise yeşil sahaydı. Bu ortamda sadece bir top ve birkaç adam gerektiren, oynayanın fakir, zengin, siyah, beyaz olduğuna bakmayan tek oyun futbol her vardiya değişiminde şantiyelerin, fabrikaların değişmez oyunu olmuştu. 1850’ den itibaren başlayan klüpleşme sürecinde tüm sınıflar kendi kültürlerine ait takımları kurmuş, gerçek yaşamdaki mücadeleyi herkesin eşit olduğu tek yer olan çimlere taşımışlardı.

Avrupa’ da bu tür takımlara yüzlerce örnek verebiliriz. İngiltere’ de Darlington, Harrogate, Doğu bloğu ülkelerindeki Lokomotif Moskova, Debrecini, Alman Lokomotive Leipzig, Rumen CFR Cluj gibi takımlar demiryolu işçilerinin takımlarıdır.

Ülkemizde ise durum biraz daha farklı. Futbol 20. yüzyılın başında imparatorluk coğrafyasında bulunan gayrimüslimlerin tekelindeydi. Cumhuriyet öncesi kurulan birçok takım sınıf çatışmaları sonucunda değil; yerli halkı birleştirme ekseninde kurulmuştu. Cumhuriyet sonrasında, 29 haziran 1938’ de Beden Terbiyesi Kanunu’ na eklenen 3530 sayılı madde ile 500’den fazla işçi çalıştıran tüm kuruluşlar spora yatırım yapmak zorunluluğunda kaldılar. Yurdun dört bir tarafını demir ağlarla örerek cumhuriyet devrimini yurdun her köşesine taşıyan demiryolları da Demirspor’ ların, temel besin maddesi şeker ve hammaddesi pancar üreticisi devlet kuruluşları Şekerspor’ ların, ağır sanayi hamlesinin simgesi olan Demir-Çelik fabrikaları Demir-Çelikspor’ ların temellerini bu madde sayesinde attılar.

Dönemin Türkiye’ sinde tüm alanlarda insanın başını döndürecek değişimler yaşanırken, Demirspor’ lar spor alanında bu değişimin en önemli rollerinden birine sahipti. Ulaşım ağı neredeyse olmayan bir ülkenin ticari, sosyal ve siyasi açıdan rayına oturması için demiryolları şarttı. Devletin yatırımcı sınıfın eksikliğinden dolayı tüm ekonomik hayatı yeniden yapılandırma sürecinde, devlet kuruluşlarının spora yaptıkları yatırımın halkı spora yönlendirmedeki etkisi tartışılamazdı. Özellikle Demirspor’ ların. Türkiye Futbol Federasyonu kayıtlarına göre ülkemizde toplam 38 tane Demirspor bulunmakta. Bunların üçü (Adana, Nusaybin, Ankara) halen profesyonel liglerde alın teriyle mücadele ediyor.

Çalkantılı bir politik geçmişe sahip Türkiye’ de, bir devlet kuruluşunun takımı olmak her baba yiğidin harcı değildi. Kadrolaşma ve özelleştirme yağmalarıyla diğer KİT klüpleri gibi hırpalanan Demirsporlar’ da tek tek kapılarını kapatıyordu. Bu klüpler arasında en önemlisi herkesin aklına geleceği gibi Adana Demirspor. 1940 yılında kurulan kulüp başına gelecekleri anlamış olacak ki, 1969 yılında kuruluşla tüm bağlarını kopardı. Artık sadece kulübün ambleminde ve renklerinde kalan bir gönül bağlılıkları var TCDD ile aralarında. Adana Demirspor’ un Türk spor tarihindeki yerini sadece futbol ile kısıtlamak, bu köklü kulübe haksızlık olur. Adana Demirspor İstanbul, Ankara ve İzmir takımlarından sonra profesyonel futbol liglerinde mücadele etmiş ilk Anadolu takımı olmasının yanında, su topu liginde 17 yıl üst üste olmak üzere 29 şampiyonluğu bulunan bir takıma sahipti. Ayrıca Manş Denizi’ ni tüm zamanların en hızlı derecesi ile yüzme rekorunu 1976’ da kıran Türk yüzücü Erdal Acet’ de Adana Demirspor’ un yüzücüsüydü.

Demirspor’ ların memlekete kazandırdıkları burada sayarak bitiremeyeceğimiz kadar çok. Hangimiz şampiyon güreşçi Hamza Yerlikaya’ nın Haydarpaşa Demirspor’ lu olduğunu, eski milli futbolcular Gündüz Kılıç’ ın Ankara Demirspor’ da oynadığını , Basri Dirimlili’ nin Eskişehir Demirspor’ da yetiştiğini, 1500 metre Balkan Şampiyonu Zeki Öztürk’ ün Sivas Demirspor’ da koşmaya başladığını biliyor.

Yaşlıların deyimi ile Şimendifer (Fransızca chemin de fer), anlayacağınız adıyla demiryolları işletmeleri zamanında devletin yüklediği sporun lokomotifi olma misyonunu başarıyla yerine getirmeleri, inişi, çıkışı, virajı çok olan siyaset yollarında kaza yapmalarını engelleyemedi. Bu kazadan çıkan enkaza ise amatör branşlarda halen memleketin birçok ilinde spora hizmet ettiği için kocaman bir teşekkür borçluyuz.

24 Ekim 2010 Pazar

UPS'ye GOL !

UPS işçilerinin haklı mücadelesine 10 Ekimde verilen uluslararası destekten bir hafta sonra bu kez futbolsever taraftar grupları ve işçi örgütleri UPS işçileriyle dayanışma eylemi gerçekleştirdiler. Sloganlı, alkışlı, tezahüratlı yürüyüş Galatasaray’dan Taksim’e kadar devam etti.

Eyleme katılan taraftar gruplarından “GS Tek Yumruk”, “BJK Halkın Takımı”, “Beleştepe”, “FenerbahCHE”, “Adana Demirspor İstanbul Tayfası”, “Forza Livorno” ve Spor Emekçileri Sendikası yürüyüş boyunca UPS işçilerini destekleyen tezahüratlarda bulundu. Tekel ve Brillant işçileri de sınıf dayanışmasına ortak oldular.

( Resimler tarafımdan çekilmiştir.)








23 Ekim 2010 Cumartesi

Almanya'da Demirsporlar

Almanya özellikle bölgesel bazda çok sayıda Demiryolu kökenli takım var. Şimdilik isim bazında da olsa adlarını anmakla yetinelim. Daha sonra belli başlı olanlarını inceleyebiliriz.

İnternet üzerinde araştırma yaparken Demirsporların bir dernek altında örgütlendiklerini gördüm. Derneğin internet sitesinden de derneğe üye kulüplerin listesini aldım. Bu arada sitenin adresi http://www.vdes.org/. Bu kulüplerin hepsi değil ama çok büyük çoğunluğu futbol branşında faaliyet gösteriyorlar. Sitedeki bilgilere göre futbol ile uğraşan Demirspor sayısı 142 ! Türkiye'nin üç katından fazla. Üye kulüplerin listesine şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz : http://www.vdes.org/index.php?modul=suchen . Alt taraftaki "sportart" kısmından "Fußball" seçeneği ile kulüp listesini elde edebilirsiniz.

Kulüplerin isimleri bizdeki "... Demirspor"a benzer olarak büyük oranda "ESV" ön adı ile başlıyor. ESV'nin açılımı Eisenbahner (Demiryol(c)u) Sport (Spor) Verein (Kulübü). Bunun yanı sıra "Lokomotive" adını yalnız veya ESV ile kullanan kulüpler de var.

Bir çoğunun internet sitesi bulunmakta. Yerel amatör kulüpler olarak faaliyet gösteriyorlar ancak Türkiye'deki benzerlerinden çok daha aktif görünüyorlar. En azından sitelerden edindiğim izlenim bu.

Renk konusunda ise tek tiplik yok. Yalnız şurası göze çarpmakta ki, isimlerinde Lokomotive ibaresini taşıyanların çok büyük çoğunluğu kırmızı - siyah. Diğerleri arasında mavi - beyaz, lacivert - beyaz ve sarı - siyah daha revaçta. Yine de Türkiye örneğindeki gibi mavi - lacivert benzeri bir yönelim yok. İşin bana ilginç gelen kısmı ise tespit ettiğim renkler arasında demiryollarının evrensel sayılabilecek renklerinden olan yeşil - kırmızı'ya neredeyse hiç rastlamamak oldu.

Vardığım bu sonuca tek tek kulüp sitelerini gezerek varmadım. Zira çok uzun bir çalışma olurdu. Bunun yerine http://www.vereinswappen.de/ sitesinin arama motoruna "ESV" ve "LOKO" yazarak çıkan logoları ve renkleri incelemekle yetindim. En azından başlangıç seviyesinde bilgi sahibi olmaya yetiyor.

Kale..


Son yıllarda kalede yaşadığımız sorunların bu yıl başında artık son bulduğunu düşünmeye başlamıştım fakat artık yanıldığımı düşünmeye başladım..

Genç kalecimiz Emrah Tuncel sezon başında gösterdiği performanstan uzaklaşmakta.. Umarım kalecimiz biran önce kendini toparlar..Kalesini gole kapar ve basit goller yemez..

Hücum hattındaki problemleri çözmeye başladığımız bugünlerde kalede sıkıntı yaşamayalım..

14 Ekim 2010 Perşembe

yetmez ama EVET !


Öncelikle geçmişten bugüne kadar bizlere acı çektiren, bizleri üzen, bizlere cefayı layık gören kişi ve kurumlara saygılarımı sunarım (!)
Herşey tersi ile bilinir mantığı ile hareket etmenin bu kadar göz önünde olmasını hayranlık ve şaşkınlıkla izliyorum. Arkasında bulunan bunca taraftarın büyük hayallerine karşı; küçük işler yapmaya çalışan zihniyeti alnından öpüyorum. Bu taraftar ne kadar büyük düşünürse düşünsün, biz yine kendi küçük dünyamızda abesle iştigal ile uğraşacağız deyip; kara kutularının içine sığınan sığ insanların icraatlarına karşı EVET diyorum...

Yıllarca bizlere izlettirdiğiniz kötü futbol yetmez daha fazlasını yapın...
İğrenç yönetim anlayışınız yetmez daha fazlasını yapın...
Taraftarı müşterileştirme çabanız yetmez daha fazlasını yapın...
Onursuzca hareket etmeniz yetmez daha fazlasını yapın...
Bu takımı canından çok sevenelere köstek olmanız yetmez daha fazlasını yapın...
Formayı sadece 90 dakika üzerinize giydiğiniz paçavra olarak görmeniz yetmez daha fazlasını yapın...
.
.
. Bizleri kör bir kuyuya atarcasına can çekiştirmeniz yetmez daha fazlasını yapın...
Bizleri daha fazla yerle bir edin, daha fazla üzün, daha fazla yerin dibine sokun...
Madem ki bu zamana kadar yazdıklarımızın, çizdiklerimizin, söylediklerimizin tersini yaptınız... Lütfen yine yazdıklarımızın tersini yapın... Bu kadar yetmez... Daha fazlasını yapın...

(Yazımın muhattabı sahada aslan gibi mücadele eden veya mücadele etmeye çalışan futbolcu kardeşlerim değildir. Yazımın muhattabı bu takıma 1 TL dahi olsa nasıl kalıcı gelir elde ettirebilirim düşüncesi ile hareket eden yönetici değildir. Yazımın muhattabı RUHSUZ, ONURSUZ, DEMİRSPORlu olmayan zihniyettir.)

9 Ekim 2010 Cumartesi

Susalım... Haykıralım !

Bazen susmak en güçlü haykırmaktır...

Sanal ortamın bu kadar baskı kuran bir meta haline gelmesinin olumlu veya olumsuz birçok etkisinin ardından bakakalmamak elde değil. Reel yada reel olmayan birçok düşüncenin, olayın, olaylar hakkında ki yorumların bu kadar dışa vurulması; Adana Demirspor tribün yapısını nasıl etkilediği konusunda büyük endişelerim bulunmakta. Belki yazdıklarımdan önce birçok yazı yazılmıştır, bir çok kelam edilmiştir ancak yazılan yazıların, edilen kelamların bir kulaktan girip; diğer kulaktan çıktığı aşikar...

Demirsporluluk duruşunu yaşamaya çalışan onca ağabey ve kardeşlerimizin yanında bu duruşa ayak uyduramayan veya bu duruşu yaşamaya gayret göstermeyen kardeşlerimiz ne hikmetse Facebook, Forumlar, Çeşitli internet siteleri v.b ortamlarda kendilerini yüceltme konusunda hassasiyetle hareket ediyorlar. Argo cümlelerin kullanımının azami derecede nüksetmesinin bizim açımızdan ne denli tehlikeli olduğunu hala anlamayanların artık kendilerine çeki düzen vermeleri gerekmektedir...

Başka takım taraftarları ile dostluk, kardeşlik, düşmanlık v.b konularında iletişime geçip; sonuçlarında tüm Adana Demirspor taraftarlarının etkileneceğini unutup, duruşumuza yakışmayacak şekilde tarafımıza ithaf edilen düşüncelerin karşısında pejmürde bir şekilde duran ve bu konuda herhangi bir şekilde savunma pozisyonu yaratamayan bir anlayışın ivedilikle yok olması bu konuda hassasiyetlerimizin anlaşılması gerekmektedir. Aksi takdirde sonuçlarından tüm renktaşlarımız etkilenecektir.

Gelin hep beraber susalım... Hep beraber yaptıklarımızla, projelerimizle, organizasyonlarımızla, duruşumuzla, vizyonumuzla konuşalım... Gelin hep beraber susalım... Gelin hep beraber haykıralım... Artık kendimize çeki düzen verip, başkalarının bizi çekiştirmesine izin vermeyelim... Sadece susalım ve haykıralım... LÜTFEN !

8 Ekim 2010 Cuma

Sakaryasporu Tanıyalım


1965 yılında kurulmuştur.Renkleri Yeşil-Siyahtır.

Türk Futboluna çok önemli oyuncular kazandırmış bir takımdır.Uzun yıllar Süper Ligde oynadılar.2006-2007 sezonunda Süper Ligden düştüler.Son iki sezondur 2. Lig de mücadele etmektedirler.Geçen yıl Grupta kötü bi sezon geçirdiler fakat Klasmanda çok iyi bir çıkış gerçekleştirerek ligi T.Linyitin ardından 2. sırada bitirdiler.

1988 yılında Türkiye Kupasını kazanma başarısını göstermişlerdir.

İç saha maçlarını 14.800 kişilik Sakarya Atatürk Stadında oynamaktadırlar.
Teknik Direktörleri Murat Bölükbaşıdır.

Şuana kadar ligde yaptıkları maçlarda deplasmanda hiç yenilgileri yok.Dardanelspor ve Tarsusu yenip Belediye Vanla berabere kaldılar.
Sakaryaspor 10 golle Ligin en çok gol atan ekiplerinden.Kalelerinde ise 7 gol gördüler.En golcü oyuncuları 6 maçta 4 golle Mesut Morgüldür.

Ligin iddialı takımlarından Sakaryaspor,geçen haftaki yenilgilerini bizden alacakları galibiyetle unutmak istiyorlar.

Bence çok zorlu bir maç olacaktır.3 sonucada açık bir maç, hangi sonuç çıkarsa çıksın kesinlikle şaşırmayacağım bir maç ama inşallah takımımız kendini toparlayıp bu maçta çok önemli bir galibiyet alacaktır.

SALDIR MAVİ ŞİMŞEĞİM!

4 Ekim 2010 Pazartesi

Kötü !

Günler öncesinden gidilecek mi, gidilmeyecek mi soruları üzerinde gezinirken; bir taraftan da Kocaelispor'un ligden düşürülme ihtimallerini bekledik. Olmasın istedik, düşmesinler, kapatılmasınlar istedik. Pazar günü gidiliyordu 10.40 Haydarpaşa-Adapazarı treni ile... Bu noktadan sonra hafiften KÖTÜ'ye sarmaya başlıyordu hikaye...

Yaklaşık 30-35 kişilik DEMİRSPORLULUK RUHU'nu yakalama ciheti içerisine girmiş taraftar ile beraber binilmiş trene, tezahuratlar, etrafa bakmalar, yorumlar, eğlence v.b renktaşların bir araya gelipte mutlu olabilecekleri herşey konuşuluyor. Birkaç tane Kocaelispor'lu taraftarlarda geliyor bulunduğumuz kompartmana... Biz sizi götürürüz diyorlar ve bestelerimize eşlik ediyorlar...

Özeleştiri-1- : Adana Demirspor taraftarının bir toplu taşıma aracında, kendilerinden başka insanların da bulunduğu bir araçta küfür etmesi, küfürlü tezahurat girmesi ne bizlere yakışıyor ne de ruhumuza... Söylenecek o kadar çok bestemiz var ki !


"İşte burası" deyip iniyoruz trenden... Bekleyenlerimiz var orada... Mavi-Kırmızı renkleri ile emniyet görevlileri tarafından karşılanıyoruz... Megafondan "kaldırımdan yürüyün" sesleri eşliğinde sonunda varıyoruz stada... Ankara Tayfası erkenden yeri almış ardından Adana Demirsporlular Derneği gözüküyor. Bizde bu arada köfte-ekmek çıkışında iddaa bayisinde soluğu alıyoruz... Maç saati yaklaşıyor, gişelerin önünde toplanıyoruz tekrar...

Özeleştiri-2- : Adana Demirspor taraftarı artık malum takımlara küfür edecek seviyeden çok çok yukarıdadır... Biz onların adını ağzımıza alacak kadar küçülmüyoruz; tam tersine BÜYÜYORUZ !

Derken stada giriyoruz... Şimşekler Grubu geliyor ardından... "Sensiz Bir Lig Olmaz Olsun KOCAELİ" pankartı gölgesinde kalıyoruz önce sonra yağmurun daha sonra güneşin... Ne olduğumuzu anlayamıyoruz, kafalarımız iyi oluyor. İlk yarı 0-0 biterken futbolcular ne düşünüyordu merak ediyorum... İkinci yarı başladı.

Özeleştiri-3- : Eğer ki bir maça bağrılmak için gidilmişse ve ben Kocaelispor maçına bağrılmak için gidildiğini düşünüyorum. O maçta bağırılır; bağırılmıyorsa dahi sadece alkış ile tempo tutulur. Ancak bunu da yapmayıp kenara geçip oturmak AYIPTIR !


1-o yeniliyoruz... 69.Dakika da Bekir ÇINAR'ı anıyoruz ama uyandıramıyoruz futbolcuları sonra 2-0 rüyalara dalıyor futbolcular... Oturuyoruz olduğumuz yere... Aralık 2009 dan beri galibiyet yüzü görmeyen bir takıma galibiyeti tattırıyoruz. Biz harbiden sevindirmeyi çok iyi biliyoruz... Sağlık olsun !

ancak biz "YAĞMURDAN DOLAYI DEĞİL, TERDEN DOLAYI ISLANAN FORMAYI GÖRMEK İSTİYORUZ."

*Maçta, gidişte, gelişte taraftarlar arasında herhangi bir olumsuz bir durum olmadığını belirtmek istiyorum !

Fotoğraflar için : TIKLAYINIZ.

2 Ekim 2010 Cumartesi

| Devam... 3 te 3

İstanbul'un Demirspor'u bir galibiyet daha alarak namağlub ilerliyor... Görüşürüyoruz, konuşuyoruz, mesajlaşıyoruz... Demirsporluluk ruhunu en içlerinde yaşadıklarını hissediyoruz...

Maçlarına gitme gibi bir düşüncem vardı ancak uyku-deplasman-çalışma üçgeninde bu isteğim gerçekleşmedi... Ancak vicdani sorumluluk çerçevesinde illaki mesaj atacaktım 3.Hafta sonrası Kalespor'u tek gol ile geçip o tek golün sahibine mesaj atmışım... Şu anda ne yazdığımı unutmuşum, uyku sersemliği sonrası hatırlayamadım... Demek ki güzel birşeyler yazmışım ki bir nebze de olsa etki edebilmişim Demir Yüreklilere...

Umarım namağlub devam ederler ve hayal ettikleri yerlerde kendilerini bulurlar...

Demir Yürekli Çocuklar siz bu yolda devam edin, biz ise sizin peşinizden devam edelim...

İstanbul Demirspor 1-0 Kalespor ( Gol : dk 47 Can )

1 Ekim 2010 Cuma

Tren kalkıyor !


Adana Demirspor İstanbul Tayfası için "mutluluk günü."

Bu haftanın gelmesini bekledik, iple çektik desek yeridir... Bir deplasmana tren ile ortak olmak, tren ile varabilmek istediğimiz yere... Zannedersem bir Demirsporlu'nun en mutlu olduğu andır...

Evet 03/10/2010 Pazar günü Kocaeli'ne hareket ediyoruz; hemde tren ile...

Haydarpaşa Garı'ndan saat 10.40 da kalkacak trenimiz... (Biz saat 10.00 civarı oralarda filizlenelim.) Derince istasyonunda ineceğimiz saat 12.23 ! Tren ve maç biletlerini toplu şekilde alacağız. (Karışıklığa mahal vermemek için)

Derince istasyonu'ndan geri dönüşümüz ise saat 17.41, Haydarpaşa'ya varış saatimiz ise 19.23 olacaktır...

Son istasyonun ZAFER olması umudu ile... Tren kalkıyorrrrrrrrrrr