Yalı.org sitesinde gördüm bu yazıyı... Okuyan anlar zaten, buyurun...
Başkanın Anlamaz,El Oğlu Anlar...
06.09.2009
Bizler az da olsak sevdamızın peşinde olan insanlarız..Akdeniz'de taraftar olmak gerçekten zordur..Bi Anadolu gibi değil.Malesef hafta sonu yapabileceğin sosyal faaliyet çok fazla..
Az ama öz bizimde bir desteğimiz var..Bugüne kadar buraya gelen deplasman taraftarıyla hiçbir sorun yaşamadık(1-2 istisna dışında.) Çünkü biliyordukki onlarda sevdalarının uğrunda yollara çıkmışlardı..Eşini dostunu sevdiğini bırakıp ta buralara gelmişlerdi..Saygı duyduk karşıladık ve en güzel şekilde yolladık..
Şimdi bu hafta gelecek olan camia gerçekten büyük bir camia..Takım olsun,geçmiş olsun,taraftar olsun saygı duymak gerekiyor..
Bizler hiçbirzaman ucuz kahramanlık peşinde koşmadık..Bizim tribünümüz şöyle biz binleriz,onbinleriz demedik,neysek o olduk..Rakibimizin düşmanının atkısını açmadık tribünümüzde..Bu rakibe yaptıgın saygısızlık değil kendine yaptığın saygısızlıktır..
Buradan GÖZTEPE taraftarlarına sesleniyorum..Alanya başka biyere benzemez..Alanya insanının kanında şerefsizlik yoktur..
İmkanı dahilinde bütün Göz Göz taraftarını davet ediyoruz..İçinizde hiç endişe olmadan gönül rahatlığıyla gelin ve desteğinizi verin.. Şortlarınızı unutmayın malum burada deniz hala çok güzel.. Sizleri karşılayıp imkan olursa gezdireceğiz..
Ogün herşey okadar güzel olacakki tüm Türkiye şunu anlayacak ; sorun deplasmana giden GÖZTEPE taraftarında değil,reklam peşinde koşan tribünsüzlerde..
Tek yapmanız gereken otokontrolü sağlayıp kanı hızlı akan gençlerin tatsızlık çıkarmamasıdır..Emin olun ozaman bütün Alanya halkı sizi alkışlayacaktır..
Selam olsun koca çınara..
Alanyaspor Taraftarlar Derneği Başkan Yardımcısı Erhan ÖZYİĞİT
8 Eylül 2009 Salı
SÖZ ŞİMDİ BİZDE (Ters Blog)
"SÖZ ŞİMDİ BİZDE" başlıklı taraftarlar ile yaptığım röportajdan ters bir blog yemiş bulunmaktayım ve Semt Aşığı arkadaşımın tarafıma sormuş olduğu sorular ve cevaplar ile yaptığımız röportaj... Buyurun...
(S.A : SEMT AŞIĞI)
(Mito: BEN)
S.A:Biraz seni tanıma amaçlı kişisel başlayalım. Bize özgü bir girişle Adana’nın hangi semtindensin?
Mito: 100.Yıllı’ yız biz.
S.A: Adanada 100.Yıl Turuncu mudur yoksa Mavi mi?
Mito: Bir zamanlar potansiyel olarak turuncuydu ta ki 100.yıl duvarlarına mavi yazılar yazana kadar şu anda 100.yıldan otobüs kalkmaktadır maçlara...
S.A: Sen azınlığın yanında oldun yani?
Mito: buna azınlık değil dışa vurulmamış sevgi denilebilir....
S.A: Semtçilik var mı Demirspor tribünlerinde? Maratonda sağ köşede şu semtin adamları şurada şu semtin adamları diye ayrılır mı? O Semtin ağabeyleri tribünde büyük olarak sayılır mı?
Mito: Evet bir nevi vardır Demirspor tribünlerinde de semtçilik nadir kişi tek başına gider maçlara; maçlara başlarında icabet eden her mahallenin bir ağabeyi vardır... O semtin ağabeylerinin semt çocukları tarafından sözü dinlenir tabi….
S.A: Sizin semtin abisi var mı?
Mito: Bizim semtimizde ağabey kavramı yoktur; sebebi de maçlara takılan arkadaşların yaşlarının birbirine yakın olmasıdır... Ama maçlara gitmeyi organize eden arkadaşlar her zaman bulunmakta.
S.A: Biraz daha senin özelinden yürürsek.Sen ekmek parasına İstanbul'a geldin."Doğduğun yer değil,doyduğun yer kavramı" üstündür bizde.İstanbul ‘dan Memleketinin takımı tutan biri olarak ne söyleyeceksin?
Mito: Tarihine düşkün olup da İstanbul’dan hoşlanmayan kimse yoktur ki ben kendimi o tarzda bir insan olarak nitelendiriyorum... İstanbul gerçekten çok hoşuma giden bir şehir fakat 19 sene burada görev yapma zorunluluğum olsa ve hayatım artık burada geçse 19 senenin sonrasında Adana’ya dönerim... Bu duyduğum ve gördüğüm kadarı ile Adanalıların çoğunda vardır Adana Milliyetçiliği...
S.A: Kısır bölge milliyetçiliği bizimkide bu sanırım. Peki buradan Demirspor için çalışmalıyım dedirten şey neydi sana? İlham veren güç veren şey neydi. Tabii Demirspor sevdası dışında.
Mito: İstanbul’a geldiğim günden bu yana; ulusal kanallarda boy gösteren takımların maçlarını çoğu kez takip ettim ve devamda etmekteyim.... Gittiğim ilk maçtan itibaren ne taraftar olarak ne organizasyon olarak ne değerine sahip çıkma, tarihinle yüzleşme açısından bu takımlar beni ikna edemedi... Üzüldüm de açıkçası neden diye sorular aklımdan geçti.... Ali Sami Yen stadında deplasman tribününü dolduramayan taraftarların yerinde neden biz yokuz diye belki psikolojik olarak İstanbul ‘dan destek sağlayabileceğimiz düşüncesi ile hareket ettim(ettik).
S.A: İstanbul Tayfası kaç kişi oldu(olduk)? (Karşılıklı gülüyoruz.)
Mito: Tam olarak sayı alamadık ancak Burada genç takımımızın oynadığı Giresun maçında 15 kişi var idik... Tabi bazı sebeblerden dolayı gelemeyen azımsanmayacak sayıda arkadaşım olduğunu biliyorum... Bu söylediğim rakam ile seyirci değil taraftar sayısını belirttiğimi anladınız zannedersem...
S.A: İstanbul tayfası Kombine aldı, Atkı ile ürünlere el attı, Livorno maçına organizasyon yaptı yeni projeleriniz nedir?
Mito: Faaliyete geçirmek istediğimiz proje çok fakat hepsini yapabilecek miyiz onu bilemiyorum?İlk hedefimiz sivil toplum örgütü yapılanmasıyla geleneksel bir kitap yardımı,kan bağışı, insani değerlere yönelik projeler gerçekleştirmek.... Bu arada Fethi’ ninde çok istediği Beyaz Show projesini de yabana atmamak lazım
S.A: www.tebevolimo.blogspot.com blogu bu projelerin neresinde görev alacak ve ya İstanbul Tayfasının çıkış noktası bu blog mudur?
Mito: İstanbul Tayfası aslında Geçmiş tarihlerde de vardı; fakat bir buluşma noktası bulunamamış zannedersem biz bunu yaptık sadece. Söz konusu blog ile alakalı Bu buluşma noktasına katkı sağlayacağı fikrini bize sunan arkadaş sayesinde böyle bir yapılanmaya gittik... Ayrıca Bloğun İstanbul Tayfası çıkış noktası olabileceği düşüncesini belirten arkadaşıma minnettarım.
S.A: Bir blog yazdım Hayatım değişti diyor musun?
Mito: Hayatım değişti diyemem fakat Renkli olan hayatıma yeni renkler katıldı bu beni çok mutlu etmekte.
S.A: Peki Bu oluşumda Ankara Tayfasının yeri nedir?
Mito:Ankara Tayfası Bizim bu oluşumu kurmaya başlamadan önce hayranlıkla takip ettiğimiz bir topluluktur ki hala öyledir.... Her olayın örnek alındığı bir yer vardır bizim kide Ankara Tayfası...
S.A: İstanbul'un Ankara’dan büyük olduğunu biliyoruz.Adanalı nüfusunun da fazla olduğunu ve çoğu takımın önce İstanbul Tayfasının olduğunu, en azından en aktifinin İstanbul Tayfasının olduğunu biliyoruz.Neden ADS taraftarı Ankara’da daha organize? Koskoca İstanbul bir “Vertumnus“ çıkaramadı mı? (Gülüyoruz)
Mito: Onu bana sormanız yanlış ben bir sene oldu İstanbul’a geleli diyerek topu atayım başkalarına şaka bir yana bunun çeşitli sebepleri olabilir mesela Ankara Tayfası bireyleri orada okumuş ve orada kalmışlardır... Sürekli İstanbul da yaşayan ve spordan anlayan insanların az olduğu veya bu işlere yanaşmadığı düşüncesindeyim... Ayrıca Ankara Tayfasını geçeceğimizin garantisini arkadaşlarıma sormadan sana verebilirim.
S.A: Bunu en çok Ankara Tayfası ister sanırım. Adana'dan ODTÜ'yü okumaya gidenlerin fazla olması ve ODTÜ'nün doğasında bir örgütleşme, bir dayanışma olduğunu kabulleniyorsun sende sanırım?
Mito: ODTÜ’ nün manevi yapısından dolayı sürekli birlikte hareket etme olgusu olduğundan dolayı sanırım… Bir nevi kabul ediyorum.
S.A:Sizde bu şekilde okullara açılmayı düşünüyor musunuz?
Mito: Düşüncemiz o yönde... Fakat başarılı olabilir miyiz bu konuda onu göreceğiz?
S.A: Artık Takıma döne biliriz? Siyasi açılımları pek sevmediğini biliyoruz. Bu Livorno davetine ve medyada ki “Yoldaş Dayanışması” yansımalarına nasıl bakıyorsun? Grubunuz adına ve kişisel görüşlerini ayrı ayrı sunar mısın?
Mito: Açıkçası Livorno daveti ile alakalı çok mutlu olduğumu söylemekten çekinmemem gerektiğini biliyorum... Bu siyasetten yana Türkiye de ses getirecek bir durumdu ve öylede oldu... Medya tarafından Adana Demirspor- Livorno yoldaş kardeşliğini açmaları olası bir durumdu; ancak çok daha ileriye gidip Adana Demirspor u ve taraftarını komünist olarak gösteren zihniyetten iğrendiğimi belirtmek isterim... Şahsım adana Demirspor’un işçi takımı olduğu bilmektedir komünist takımı değil
İstanbul Tayfası olarak Böyle organizasyonların devamlı arkasındayız.
S.A:"Kozmopolit" söylemine biraz ters düştü gibi algıladım ben bu daveti sence?
Mito: Tam dersi tam kozmopolit bir davet olduğu inancındayım.... İşçilerin kurduğu bir takımın başında sağ görüşlü bir başkan ve milliyetçi bir belediye başkanı başkanlığında İtalya’nın sol görüşlü bir takımı ağırlanıyor.... Bundan daha kozmopolit bir yaklaşım olamaz.
S.A: Yönetimin destekçisi sanırım İstanbul Tayfa?
Mito: İyi olan her şeyin arkasındayız... Yönetiminde iyi olduğu düşüncesi ile arkasında olmamız gerekmekte sanırım. Kısacası Yönetimin destekçisidir İstanbul Tayfa...
S.A: Neler bekliyorsun bu sene ADS'den?
Mito: Aslında ne beklediğimiz pekte önemli değil zannedersem. Her sene çok şey bekledik, her sene geliyoruz dedik, yeter artık dedik, olsun dedik fakat bir sonuç elde edilemiyor... Ben yinede mevcut yönetim başkanlığında iyi işlerin çıkarılacağı inancındayım... Yani " Geliyoruz; Baştan oynayacağız..."
S.A: Geliyoruz; Baştan oynayacağız demişken yüzme şubesinin yeniden açılacak olması seni heyecanlandırıyor mu? Benim hemen gözümün önüne Beykoz, Moda, İstanbul Yüzme ihtisas, İzmir Yüzme ihtisas, Adana Demirspor vs. yüzücülerinin boğazı geçme maratonunda yarıştıkları bir resim geldi.
Mito: Benim de aklıma Yılmaz güneyin söylediği bir söz geldi... Bu proje ile alakalı heyecanlanmamak mümkün değil. İnşallah Suya yazılanlar efsanesi egale edilebilir.
S.A: Fethiye - Göztepe olaylarında “Kaşınmayana kimse bir şey yapmaz.” tarzında bir yorumunu okudum bize açıklar mısın bunu?
Mito: Cümlemin aslı şu şekildir: "Doğru durana kimse bir şey yapmaz düşüncesindeyim." Hala aynı düşünce içerisindeyim... Yaklaşık 7 yıldır tribün içerisinde ve çevresinde bulunmaktayım... Bu süre zarfında tribünde yapılan her hataya karşılık bir tepki verilmiştir... Hatalar karşılıklı olabilir fakat Olay çıkmayan tribünler var ise olay çıkan tribünler kendini biraz özeleştiri pozisyonuna getirmelidir
S.A: Diyarbakır taraftarı taş atıp ,yağma yaparken su sıkılırken, Göztepe taraftarı Hamile, astım hastası bayanlara biber gazı sıkılması ve deplasman otobüsüne kurşun sıkılması çifte standart değil mi? Yada astım hastası bir hamile bayan ne yapmış olabilir?
Mito: Beni şiddet yanlısı olarak gösterme lütfen. (Gülüyoruz) astım hastası olan bir hamile bayan elbette bir şey yapmış olamaz ancak... Ortada bir suç var ise binlerce kişinin arasında ayıklama yapmak diğer masum insanların canını yakmaya teşebbüs etmektir yani elbette suçu olmayan kimsenin zarar görmesi beklenemez ancak bulunduğu yer bakımından astım hastası hamile bayan istisna konumundadır. Üzüntüden başka bir şey dile getiremem. Diyarbakır’ da yapılanlar ile Fethiye’de maçında yapılanlar çifte standart mıdır diye sorarsan kesinlikle bulunan ortam ile alakalıdır derim.
S.A: Bunun akabinde direk aklıma bizde mi böyle karşılık vermeliyiz sorusu geliyor?
Mito: Olayın boyutları farklı olduğu inancındayım. Farz edelim ki maça gidiyoruz seninle. Gittik maçımıza girdik, Bağırdık ,çağırdık çıktık evimize gittik.Birde öbür taraftan bakıyorum maça giderken etrafa saldırırız, içtiğimiz bira şişelerini fırlatırız, maça biletsiz girmeye çalışırız, tellerden atlarız, maç boyunca küfür ederiz,sahaya yabancı madde atarız, ikisinin arasında fark var değil mi ? Ama kesinlikle her türlü şiddete karşı olduğumu bilmenizi isterim.
S.A: Tribün kardeşliklerine nasıl bakıyorsun?
Mito: Tüm tribünlerin yanyana maçları izlemesi düşüncesine sahibim ancak herkesin kendi memleketinin takımını tutması gerektiğini savunmaktayım. Böylece tribün kardeşliği, memleketlerin de kardeşliğini sağlayacaktır.
S.A: Az önce konuştuğumuz olaylarda bir "Tribün Birliği" kurulsa toplu bir karşı koyma yapılsa, bu bilet fiyatlarına da tepki olabilir bu oluşuma katılmak ister misin Şimşekler grubuyla beraber?
Mito: Bu oluşumun her zaman arkasında olurum.Bu oluşum Avrupa ülkelerinin çoğunda bulunmakta zaten... Ama haklı konularda birleşme taraftarıyım her şey de olduğu gibi bu oluşumda da para ve çıkar söz konusu olamaması dileği ile bu oluşumun içerisinde bulunurum.
S.A:Çok uzun bi konuşma oldu söyliyecek bir şeyin var mı herkese selam gönderme den önce?
Mito: Söylemek istediğim Tribünler sadece taraftar olarak değil sivil toplum örgütü şeklinde yapılanmaya gitmelidir... Artık tribünlerde holiganizm ibaresinin kalkması gerekmektedir... Her şey de birlik olduğumuza göre tribünlerde de birleşme olanaksız değildir.
S.A: Evet Kapatıyoruz artık seni dinliyoruz.
Mito: Şahsım ve İstanbul Tayfası adına seni herzaman aramızda görmekten mutluluk duyacağız... Ayrıca bizlere sunduğun güzel düşüncelerine minnettarız...
Son Olarak İstanbul Tayfasını her güzel projede göreceğinizi belirterek sevgi ve saygılarımı sunuyorum....
S.A: Teşekkürler…
(S.A : SEMT AŞIĞI)
(Mito: BEN)
S.A:Biraz seni tanıma amaçlı kişisel başlayalım. Bize özgü bir girişle Adana’nın hangi semtindensin?
Mito: 100.Yıllı’ yız biz.
S.A: Adanada 100.Yıl Turuncu mudur yoksa Mavi mi?
Mito: Bir zamanlar potansiyel olarak turuncuydu ta ki 100.yıl duvarlarına mavi yazılar yazana kadar şu anda 100.yıldan otobüs kalkmaktadır maçlara...
S.A: Sen azınlığın yanında oldun yani?
Mito: buna azınlık değil dışa vurulmamış sevgi denilebilir....
S.A: Semtçilik var mı Demirspor tribünlerinde? Maratonda sağ köşede şu semtin adamları şurada şu semtin adamları diye ayrılır mı? O Semtin ağabeyleri tribünde büyük olarak sayılır mı?
Mito: Evet bir nevi vardır Demirspor tribünlerinde de semtçilik nadir kişi tek başına gider maçlara; maçlara başlarında icabet eden her mahallenin bir ağabeyi vardır... O semtin ağabeylerinin semt çocukları tarafından sözü dinlenir tabi….
S.A: Sizin semtin abisi var mı?
Mito: Bizim semtimizde ağabey kavramı yoktur; sebebi de maçlara takılan arkadaşların yaşlarının birbirine yakın olmasıdır... Ama maçlara gitmeyi organize eden arkadaşlar her zaman bulunmakta.
S.A: Biraz daha senin özelinden yürürsek.Sen ekmek parasına İstanbul'a geldin."Doğduğun yer değil,doyduğun yer kavramı" üstündür bizde.İstanbul ‘dan Memleketinin takımı tutan biri olarak ne söyleyeceksin?
Mito: Tarihine düşkün olup da İstanbul’dan hoşlanmayan kimse yoktur ki ben kendimi o tarzda bir insan olarak nitelendiriyorum... İstanbul gerçekten çok hoşuma giden bir şehir fakat 19 sene burada görev yapma zorunluluğum olsa ve hayatım artık burada geçse 19 senenin sonrasında Adana’ya dönerim... Bu duyduğum ve gördüğüm kadarı ile Adanalıların çoğunda vardır Adana Milliyetçiliği...
S.A: Kısır bölge milliyetçiliği bizimkide bu sanırım. Peki buradan Demirspor için çalışmalıyım dedirten şey neydi sana? İlham veren güç veren şey neydi. Tabii Demirspor sevdası dışında.
Mito: İstanbul’a geldiğim günden bu yana; ulusal kanallarda boy gösteren takımların maçlarını çoğu kez takip ettim ve devamda etmekteyim.... Gittiğim ilk maçtan itibaren ne taraftar olarak ne organizasyon olarak ne değerine sahip çıkma, tarihinle yüzleşme açısından bu takımlar beni ikna edemedi... Üzüldüm de açıkçası neden diye sorular aklımdan geçti.... Ali Sami Yen stadında deplasman tribününü dolduramayan taraftarların yerinde neden biz yokuz diye belki psikolojik olarak İstanbul ‘dan destek sağlayabileceğimiz düşüncesi ile hareket ettim(ettik).
S.A: İstanbul Tayfası kaç kişi oldu(olduk)? (Karşılıklı gülüyoruz.)
Mito: Tam olarak sayı alamadık ancak Burada genç takımımızın oynadığı Giresun maçında 15 kişi var idik... Tabi bazı sebeblerden dolayı gelemeyen azımsanmayacak sayıda arkadaşım olduğunu biliyorum... Bu söylediğim rakam ile seyirci değil taraftar sayısını belirttiğimi anladınız zannedersem...
S.A: İstanbul tayfası Kombine aldı, Atkı ile ürünlere el attı, Livorno maçına organizasyon yaptı yeni projeleriniz nedir?
Mito: Faaliyete geçirmek istediğimiz proje çok fakat hepsini yapabilecek miyiz onu bilemiyorum?İlk hedefimiz sivil toplum örgütü yapılanmasıyla geleneksel bir kitap yardımı,kan bağışı, insani değerlere yönelik projeler gerçekleştirmek.... Bu arada Fethi’ ninde çok istediği Beyaz Show projesini de yabana atmamak lazım
S.A: www.tebevolimo.blogspot.com blogu bu projelerin neresinde görev alacak ve ya İstanbul Tayfasının çıkış noktası bu blog mudur?
Mito: İstanbul Tayfası aslında Geçmiş tarihlerde de vardı; fakat bir buluşma noktası bulunamamış zannedersem biz bunu yaptık sadece. Söz konusu blog ile alakalı Bu buluşma noktasına katkı sağlayacağı fikrini bize sunan arkadaş sayesinde böyle bir yapılanmaya gittik... Ayrıca Bloğun İstanbul Tayfası çıkış noktası olabileceği düşüncesini belirten arkadaşıma minnettarım.
S.A: Bir blog yazdım Hayatım değişti diyor musun?
Mito: Hayatım değişti diyemem fakat Renkli olan hayatıma yeni renkler katıldı bu beni çok mutlu etmekte.
S.A: Peki Bu oluşumda Ankara Tayfasının yeri nedir?
Mito:Ankara Tayfası Bizim bu oluşumu kurmaya başlamadan önce hayranlıkla takip ettiğimiz bir topluluktur ki hala öyledir.... Her olayın örnek alındığı bir yer vardır bizim kide Ankara Tayfası...
S.A: İstanbul'un Ankara’dan büyük olduğunu biliyoruz.Adanalı nüfusunun da fazla olduğunu ve çoğu takımın önce İstanbul Tayfasının olduğunu, en azından en aktifinin İstanbul Tayfasının olduğunu biliyoruz.Neden ADS taraftarı Ankara’da daha organize? Koskoca İstanbul bir “Vertumnus“ çıkaramadı mı? (Gülüyoruz)
Mito: Onu bana sormanız yanlış ben bir sene oldu İstanbul’a geleli diyerek topu atayım başkalarına şaka bir yana bunun çeşitli sebepleri olabilir mesela Ankara Tayfası bireyleri orada okumuş ve orada kalmışlardır... Sürekli İstanbul da yaşayan ve spordan anlayan insanların az olduğu veya bu işlere yanaşmadığı düşüncesindeyim... Ayrıca Ankara Tayfasını geçeceğimizin garantisini arkadaşlarıma sormadan sana verebilirim.
S.A: Bunu en çok Ankara Tayfası ister sanırım. Adana'dan ODTÜ'yü okumaya gidenlerin fazla olması ve ODTÜ'nün doğasında bir örgütleşme, bir dayanışma olduğunu kabulleniyorsun sende sanırım?
Mito: ODTÜ’ nün manevi yapısından dolayı sürekli birlikte hareket etme olgusu olduğundan dolayı sanırım… Bir nevi kabul ediyorum.
S.A:Sizde bu şekilde okullara açılmayı düşünüyor musunuz?
Mito: Düşüncemiz o yönde... Fakat başarılı olabilir miyiz bu konuda onu göreceğiz?
S.A: Artık Takıma döne biliriz? Siyasi açılımları pek sevmediğini biliyoruz. Bu Livorno davetine ve medyada ki “Yoldaş Dayanışması” yansımalarına nasıl bakıyorsun? Grubunuz adına ve kişisel görüşlerini ayrı ayrı sunar mısın?
Mito: Açıkçası Livorno daveti ile alakalı çok mutlu olduğumu söylemekten çekinmemem gerektiğini biliyorum... Bu siyasetten yana Türkiye de ses getirecek bir durumdu ve öylede oldu... Medya tarafından Adana Demirspor- Livorno yoldaş kardeşliğini açmaları olası bir durumdu; ancak çok daha ileriye gidip Adana Demirspor u ve taraftarını komünist olarak gösteren zihniyetten iğrendiğimi belirtmek isterim... Şahsım adana Demirspor’un işçi takımı olduğu bilmektedir komünist takımı değil
İstanbul Tayfası olarak Böyle organizasyonların devamlı arkasındayız.
S.A:"Kozmopolit" söylemine biraz ters düştü gibi algıladım ben bu daveti sence?
Mito: Tam dersi tam kozmopolit bir davet olduğu inancındayım.... İşçilerin kurduğu bir takımın başında sağ görüşlü bir başkan ve milliyetçi bir belediye başkanı başkanlığında İtalya’nın sol görüşlü bir takımı ağırlanıyor.... Bundan daha kozmopolit bir yaklaşım olamaz.
S.A: Yönetimin destekçisi sanırım İstanbul Tayfa?
Mito: İyi olan her şeyin arkasındayız... Yönetiminde iyi olduğu düşüncesi ile arkasında olmamız gerekmekte sanırım. Kısacası Yönetimin destekçisidir İstanbul Tayfa...
S.A: Neler bekliyorsun bu sene ADS'den?
Mito: Aslında ne beklediğimiz pekte önemli değil zannedersem. Her sene çok şey bekledik, her sene geliyoruz dedik, yeter artık dedik, olsun dedik fakat bir sonuç elde edilemiyor... Ben yinede mevcut yönetim başkanlığında iyi işlerin çıkarılacağı inancındayım... Yani " Geliyoruz; Baştan oynayacağız..."
S.A: Geliyoruz; Baştan oynayacağız demişken yüzme şubesinin yeniden açılacak olması seni heyecanlandırıyor mu? Benim hemen gözümün önüne Beykoz, Moda, İstanbul Yüzme ihtisas, İzmir Yüzme ihtisas, Adana Demirspor vs. yüzücülerinin boğazı geçme maratonunda yarıştıkları bir resim geldi.
Mito: Benim de aklıma Yılmaz güneyin söylediği bir söz geldi... Bu proje ile alakalı heyecanlanmamak mümkün değil. İnşallah Suya yazılanlar efsanesi egale edilebilir.
S.A: Fethiye - Göztepe olaylarında “Kaşınmayana kimse bir şey yapmaz.” tarzında bir yorumunu okudum bize açıklar mısın bunu?
Mito: Cümlemin aslı şu şekildir: "Doğru durana kimse bir şey yapmaz düşüncesindeyim." Hala aynı düşünce içerisindeyim... Yaklaşık 7 yıldır tribün içerisinde ve çevresinde bulunmaktayım... Bu süre zarfında tribünde yapılan her hataya karşılık bir tepki verilmiştir... Hatalar karşılıklı olabilir fakat Olay çıkmayan tribünler var ise olay çıkan tribünler kendini biraz özeleştiri pozisyonuna getirmelidir
S.A: Diyarbakır taraftarı taş atıp ,yağma yaparken su sıkılırken, Göztepe taraftarı Hamile, astım hastası bayanlara biber gazı sıkılması ve deplasman otobüsüne kurşun sıkılması çifte standart değil mi? Yada astım hastası bir hamile bayan ne yapmış olabilir?
Mito: Beni şiddet yanlısı olarak gösterme lütfen. (Gülüyoruz) astım hastası olan bir hamile bayan elbette bir şey yapmış olamaz ancak... Ortada bir suç var ise binlerce kişinin arasında ayıklama yapmak diğer masum insanların canını yakmaya teşebbüs etmektir yani elbette suçu olmayan kimsenin zarar görmesi beklenemez ancak bulunduğu yer bakımından astım hastası hamile bayan istisna konumundadır. Üzüntüden başka bir şey dile getiremem. Diyarbakır’ da yapılanlar ile Fethiye’de maçında yapılanlar çifte standart mıdır diye sorarsan kesinlikle bulunan ortam ile alakalıdır derim.
S.A: Bunun akabinde direk aklıma bizde mi böyle karşılık vermeliyiz sorusu geliyor?
Mito: Olayın boyutları farklı olduğu inancındayım. Farz edelim ki maça gidiyoruz seninle. Gittik maçımıza girdik, Bağırdık ,çağırdık çıktık evimize gittik.Birde öbür taraftan bakıyorum maça giderken etrafa saldırırız, içtiğimiz bira şişelerini fırlatırız, maça biletsiz girmeye çalışırız, tellerden atlarız, maç boyunca küfür ederiz,sahaya yabancı madde atarız, ikisinin arasında fark var değil mi ? Ama kesinlikle her türlü şiddete karşı olduğumu bilmenizi isterim.
S.A: Tribün kardeşliklerine nasıl bakıyorsun?
Mito: Tüm tribünlerin yanyana maçları izlemesi düşüncesine sahibim ancak herkesin kendi memleketinin takımını tutması gerektiğini savunmaktayım. Böylece tribün kardeşliği, memleketlerin de kardeşliğini sağlayacaktır.
S.A: Az önce konuştuğumuz olaylarda bir "Tribün Birliği" kurulsa toplu bir karşı koyma yapılsa, bu bilet fiyatlarına da tepki olabilir bu oluşuma katılmak ister misin Şimşekler grubuyla beraber?
Mito: Bu oluşumun her zaman arkasında olurum.Bu oluşum Avrupa ülkelerinin çoğunda bulunmakta zaten... Ama haklı konularda birleşme taraftarıyım her şey de olduğu gibi bu oluşumda da para ve çıkar söz konusu olamaması dileği ile bu oluşumun içerisinde bulunurum.
S.A:Çok uzun bi konuşma oldu söyliyecek bir şeyin var mı herkese selam gönderme den önce?
Mito: Söylemek istediğim Tribünler sadece taraftar olarak değil sivil toplum örgütü şeklinde yapılanmaya gitmelidir... Artık tribünlerde holiganizm ibaresinin kalkması gerekmektedir... Her şey de birlik olduğumuza göre tribünlerde de birleşme olanaksız değildir.
S.A: Evet Kapatıyoruz artık seni dinliyoruz.
Mito: Şahsım ve İstanbul Tayfası adına seni herzaman aramızda görmekten mutluluk duyacağız... Ayrıca bizlere sunduğun güzel düşüncelerine minnettarız...
Son Olarak İstanbul Tayfasını her güzel projede göreceğinizi belirterek sevgi ve saygılarımı sunuyorum....
S.A: Teşekkürler…
3 Eylül 2009 Perşembe
12 Eylül Yaklaşırken ( Anne Ben Geldim!!!)

Beni Vurdular Anne!!!
Kaçımızın yüreği kıpırdıyor bu cümleyi duyduğunda… Herkes yazar gazetelere, dergilere; konuşur radyolarda, televizyonlarda; 12 Eylül 1980 sabahı ile başlayan cümlelerde…
Günün şartlarında bulunmayışım tam manası ile o günü anlamama manidir; fakat düz mantık (kuş mantığı) ile düşünmek istiyorum… Yıllarca o ona Komünist demiş, o ona Anarşist demiş, o ona Maoist, Leninist demiş, o ona Faşist demiş, o ona Gerici demiş, o ona Bağnaz demiş, o ona bucu, şucu diye lakap takıvermiş… Düz mantık ile devam etmekteyim… Kimse kimseye ya bu komünist ama benim kardeşim diyememiş mi?, ya bu Faşizme doğru ilerliyor ama benim kardeşim diyememiş mi? Ya bu Şeriat yanlısı ama benim kardeşim diyememiş mi? Oturup konuşma gibi bir şansları olmamış mı? İzin verilmemiş mi konuşmalarına… Her defasında bu Emperyalist Amerikanın oyunudur diyen zihniyet bu oyunu bozamamış mıdır? Veya Milliyetçi diye zikrettiğimiz insanlar kendi milletinden olan vatandaşlarla anlaşamamış mıdır? Anlaştırılamamış mıdır?
Şimdi 12 Eylül duyulduğu anda fırlanıyor oturulduğu yerlerden… Darbeye karşıyız sloganları atılıyor hep bir ağızdan… Düşüncesi kendilerine uymayanlar birbirlerini hedef alınıyor her defasında… Her 12 Eylülde Mini bir 12 Eylül enstantanesi sahne alıyor hafızalarda…
Hafızalarda artık “Yönetime şu andan itibaren el koymuş bulunmaktayız.” Cümlesinden çok; “Beni Vurdular Anne!!!” cümlesi olması lazım gerekiyor inancındayım… Hala düz mantık ile hareket ediyorum…
X Açılımı, nedir? Neyi hedeflemektedir?
Karşı çıkılmalı mıdır? Desteklenmeli midir?
Bu ülkede yıllarca iki kardeş karşı karşıya gelip konuşamadı, konuşturmadılar… Bu ülkede yıllarca beraber yaşamış insanların arasına kara kedi soktular, planlar kurdular, arkamızdan vurdular, Şimdi çıkıp bu “Vatan Hainliğidir.” Diyebilme cüretini kendilerinde görebilmektedirler… Bölücülerle masaya oturulmaz, onlar muhatap kabul edilmez cümlelerini tekrarlamak sureti ile yine her zaman ki gibi göl suyuna elini sokup suyu bulandırmaktan başka bir işe yaramaz zannediyorum… Düz mantık devam…
Bu zamana kadar nice vatan evladı şehit olmuş, nice insan hayatını kaybetmiş ki şahsım adıma bölücü bir kişinin hayatını kaybetmesi beni etkileyecek bir durum değildir… Fakat insani olarak bir annenin gözünden bir damla yaş düşmesi benim yüreğimde büyük bir tadilat gerektirebilir…
Bunca olaydan sonra insanların birbirleriyle konuşarak anlaşabildiklerine inanmaması bir insanda anormal bir durum olduğu şüphesini arttırır… Birisi ile konuşmak illaki ortak bir yol bulunur demek değildir… Tavırlar bellidir, maddeler bellidir, istekler bellidir, hayır cevabı alındığından itibaren tüm yolların mübah olma olasılığı yüksektir… ne kazandık bu konuşmadan diye bir soru akla gelir ise… Düz mantık ile devam ediyorum… Satrançta bir hamle yapılır iken 2 veya 3 hamle ilerisini düşünmek olması gereken bir durumdur…
Ne kazanırız konuşmadan?
En azından karşımızda oturan kişinin ne düşündüğünü bilmek bizim için yeterlidir… Ne istiyor, ne amaçlıyor, ne bekliyor sorularına cevap alabilmek bizim için yeterlidir…
Benim naçizane düşüncem; Konuşmanın en insani tavır olduğu düşüncesi ile hareket edilmelidir…
Her 12 Eylül günü sokaklara inen insanların “Anne beni vurdular!!!” cümlesini yok etmek için ne yapmalıyız diye düşünmeleri gerekmektedir.
Hala Komünist, Hala Faşist diyebiliyorsan kardeşine… Hala Etiketleyip konuşuyorsan kardeşinle… “Anne beni vurdular!!!” ruhu sende devam etmektedir…
“Anne beni vurdular!!!” cümlesinin yerinde “ANNE BEN GELİYORUM!!!” Cümlesi yeşersin…
SAYGILAR…
2 Eylül 2009 Çarşamba
Yeni Baslayanlar için ''TRİBÜN''
- ekseriyetle ilk toplumsallasma asamasinin yani 0 12 benetton devresinin meselesi olan tribün ortamlarina giris hadisesi ilerki yaslara ertelenirse uyum saglamak adina kendinizi sancili bir sürecin içinde bulabilirsiniz. evvela sabirli ve azimli olun.
...
- tribün hayatiniz boyunca sizi bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahlariniz olacaktir.
"hem eziyet çekiyorsun hem üstüne para veriyorsun","sampiyon olunca sanki sana para veriyolar" gibi ekonomik tabanli ikna cümleleri kafanizi bulandirmasin,siz bir yürek isi yapiyorsunuz.aldiginiz hazzin parasal karsiliginin olmadigini anlamalarini beklemeyiniz..
- tribüne gire-çika bünyeniz olumsuz hava kosullarina alisik olacagindan,"boyun kadar kar var disarda,otur evde seyret sicak sicak"ya da "ne isin var oglum adana'da,hemen eve gel" seklindeki anne replikleri aklinizi çelmesin,sevgi eylem ister.
- "uyutuyorlar olm sizi,futbol kitlelerin afyonudur,bos isler bunlar" diyen filozof arkadaslarinizi da kaale almayiniz.sizinkisi mantigin yanindan geçmeyen,tamamen gönülden, gözleri kapali bir sevda çünkü..
- eger 5 yaslarinda bir çocuksaniz ve babaniz üstünüze forma geçirip elinizden tuttugu gibi anlam veremediginiz sekilde ziplayan insanlarin doldurdugu,kalabalik,gürültülü betonarme bir yere götürmüsse korkmayiniz,orasi artik sizin ikinci evinizdir.bu yeni evinizin bireyleri öyle sen samata insanlardir ki durmadan sarki söylerler,ziplarlar hatta bazen de birbirlerine sarilirlar.ama burdaki sarkilar kreste ögrendiklerinize pek benzemez,babaniza bu sarkilarda geçen kelimelerin anlamini sormayi denemeyiniz..buradaki amcalar maç içinde bazen celallense de sizi görünce hep gülümser,göz kirpar ve hep ayni soruyu sorarlar: en büyük kim ?
- maça beraber gideceginiz,sizinle ayni asktan muzdarip,kafa dengi 4-5 kisilik tayfa diye tabir edilen bir arkadas grubu olusturun..ilk zamanlar maça yalniz da gidebilirsiniz.unutmayin ki stadyumlar erkeklerin en rahat kaynastiklari yerlerdir zira ortada çok büyük bir ortak payda vardir.
- stadyumlar bilhassa da açik tribünler imaj ve sekil kaygisinin sifir oldugu yerlerdir.kimse ne giydiginize ya da saçinizin modeline dikkat etmez, rahat olun..kis aylarinda tribünlerde takimin renklerinde atki,bere ve mont kreasyonundan olusan kamuflaj modasi revaçtadir.yaz modasi ise kirli kot-forma-yazlik atki seklindedir. çamurlanmasina bozulmayacaginiz bir pantalon,eski ama su geçirmeyen rahat bir ayakkabi tercih etmenizi öneririz.
- evden çikmadan önce sesinizi test ediniz. bogazinizi üsütmemeye dikkat ediniz. takildiginiz tezahuratlarin sözlerini bestesiyle prova ediniz.
- futbol sadece sahada oynanan 90 dakikadan ibaret degildir.maçin oldugu günü futbola ayirmalisiniz.stada gitmek için genelde ayni güzergahi ve tasitlari kullaniniz.bu hem tahmini varis saati hesabinizi kolaylastirir hem de haftalar ilerledikçe ayni yolu kullanan takimdaslariniza selam etmeye baslarsiniz.
- stadinizin yakinlarinda yemek yiyecek,zamanla müdavimleriyle enseye saplak göte parmak olacaginiz büfe ya da küçük restoran tadinda bir yer belleyin.tribün kültürünün olmazsa olmaz önemli bir parçasidir bu.sakin merak edip stad çevresinde satilan seyyar köftelerden yemeyin,kokusu zaten maç öncesi sizi yeterince denyolastiracak ve agresiflestirecektir.
- içki hadisesi tribün olayini bozar zira binlerce kisinin yanindan siyrilip zirt pirt çise gidene kadar goller kaçar,tezahurat bölünür,yerler kaptirilir. alemi maç sonrasina saklayiniz.buna karsilik "içkisiz tribüncü pankartsiz tribüne benzer" seklinde bir düsünce de mevcuttur.maç öncesi abartmamak kosuluyla birkaç bira kafidir.
- kuyruga kaynama yapmak risklidir. uyaniklik yaparken yakalanirsaniz sizi oracikta kaynatabilirler.
- hem stad disinda hem stad içinde ceplerinizi sik sik kontrol ediniz. cüzdan ve telefonu koymak için ön cepleri tercih ediniz.
- polisin içeri sokmaniza izin vermedigi üzerinizdeki bozuk paralari çekirdege degil enerji vermesi için çikolataya gofrete yatiriniz.
- her tarafta takimizin taraftarlarini görmek ilk baslarda sizi heyecanlandirabilir saga sola kosturabilirsiniz ama sakin olun ne de olsa orasi sizin eviniz.
- stada yaklastikça kaldirimda durmus,elleri ceplerinde açik var açik diye fisildayan kisiler karaborsacilardir.mecbur kalmadikça itibar etmeyiniz.
- stadyumda gördügünüz çocuk taraftarlara ilgi ve sefkat gösteriniz.onlar bu tribünlerin gelecegidir.
- her ne kadar tribünde bir bütün olunsa da kitle psikolojisine kapilip her denileni yapmayiniz.kendi kafanizda yargilayip olur verdiginiz eylemlerde ve tezahuratlarda yer aliniz.
- kiz arkadasinizi en az bir kere maça getirip anlam veremedigi bu tutkunuzu daha özenli sözcüklerle ve canli örneklerle bir kez daha anlatmayi deneyiniz.
- maç bittiginde sesiniz kisilmadiysa kendinizi kötü hissediniz.zira takiminizi ne kadar çok desteklerseniz galibiyetten ya da sampiyonluktan kendinize çikardiginiz pay o kadar artar.
- kaybedilen maçin ardindan hiç bosuna "bir daha maça gelirsem dombili olayim" seklinde cümleler kurmayiniz.15 gün sonra kosa kosa stadin yolunu tutarken mahçup olursunuz.
- deplasman taraftarligi apayri birseydir,tecrübe ister.tribüne yeni baslayanlara pek önerilmez.
Kaynak:Pankart.org
...
- tribün hayatiniz boyunca sizi bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahlariniz olacaktir.
"hem eziyet çekiyorsun hem üstüne para veriyorsun","sampiyon olunca sanki sana para veriyolar" gibi ekonomik tabanli ikna cümleleri kafanizi bulandirmasin,siz bir yürek isi yapiyorsunuz.aldiginiz hazzin parasal karsiliginin olmadigini anlamalarini beklemeyiniz..
- tribüne gire-çika bünyeniz olumsuz hava kosullarina alisik olacagindan,"boyun kadar kar var disarda,otur evde seyret sicak sicak"ya da "ne isin var oglum adana'da,hemen eve gel" seklindeki anne replikleri aklinizi çelmesin,sevgi eylem ister.
- "uyutuyorlar olm sizi,futbol kitlelerin afyonudur,bos isler bunlar" diyen filozof arkadaslarinizi da kaale almayiniz.sizinkisi mantigin yanindan geçmeyen,tamamen gönülden, gözleri kapali bir sevda çünkü..
- eger 5 yaslarinda bir çocuksaniz ve babaniz üstünüze forma geçirip elinizden tuttugu gibi anlam veremediginiz sekilde ziplayan insanlarin doldurdugu,kalabalik,gürültülü betonarme bir yere götürmüsse korkmayiniz,orasi artik sizin ikinci evinizdir.bu yeni evinizin bireyleri öyle sen samata insanlardir ki durmadan sarki söylerler,ziplarlar hatta bazen de birbirlerine sarilirlar.ama burdaki sarkilar kreste ögrendiklerinize pek benzemez,babaniza bu sarkilarda geçen kelimelerin anlamini sormayi denemeyiniz..buradaki amcalar maç içinde bazen celallense de sizi görünce hep gülümser,göz kirpar ve hep ayni soruyu sorarlar: en büyük kim ?
- maça beraber gideceginiz,sizinle ayni asktan muzdarip,kafa dengi 4-5 kisilik tayfa diye tabir edilen bir arkadas grubu olusturun..ilk zamanlar maça yalniz da gidebilirsiniz.unutmayin ki stadyumlar erkeklerin en rahat kaynastiklari yerlerdir zira ortada çok büyük bir ortak payda vardir.
- stadyumlar bilhassa da açik tribünler imaj ve sekil kaygisinin sifir oldugu yerlerdir.kimse ne giydiginize ya da saçinizin modeline dikkat etmez, rahat olun..kis aylarinda tribünlerde takimin renklerinde atki,bere ve mont kreasyonundan olusan kamuflaj modasi revaçtadir.yaz modasi ise kirli kot-forma-yazlik atki seklindedir. çamurlanmasina bozulmayacaginiz bir pantalon,eski ama su geçirmeyen rahat bir ayakkabi tercih etmenizi öneririz.
- evden çikmadan önce sesinizi test ediniz. bogazinizi üsütmemeye dikkat ediniz. takildiginiz tezahuratlarin sözlerini bestesiyle prova ediniz.
- futbol sadece sahada oynanan 90 dakikadan ibaret degildir.maçin oldugu günü futbola ayirmalisiniz.stada gitmek için genelde ayni güzergahi ve tasitlari kullaniniz.bu hem tahmini varis saati hesabinizi kolaylastirir hem de haftalar ilerledikçe ayni yolu kullanan takimdaslariniza selam etmeye baslarsiniz.
- stadinizin yakinlarinda yemek yiyecek,zamanla müdavimleriyle enseye saplak göte parmak olacaginiz büfe ya da küçük restoran tadinda bir yer belleyin.tribün kültürünün olmazsa olmaz önemli bir parçasidir bu.sakin merak edip stad çevresinde satilan seyyar köftelerden yemeyin,kokusu zaten maç öncesi sizi yeterince denyolastiracak ve agresiflestirecektir.
- içki hadisesi tribün olayini bozar zira binlerce kisinin yanindan siyrilip zirt pirt çise gidene kadar goller kaçar,tezahurat bölünür,yerler kaptirilir. alemi maç sonrasina saklayiniz.buna karsilik "içkisiz tribüncü pankartsiz tribüne benzer" seklinde bir düsünce de mevcuttur.maç öncesi abartmamak kosuluyla birkaç bira kafidir.
- kuyruga kaynama yapmak risklidir. uyaniklik yaparken yakalanirsaniz sizi oracikta kaynatabilirler.
- hem stad disinda hem stad içinde ceplerinizi sik sik kontrol ediniz. cüzdan ve telefonu koymak için ön cepleri tercih ediniz.
- polisin içeri sokmaniza izin vermedigi üzerinizdeki bozuk paralari çekirdege degil enerji vermesi için çikolataya gofrete yatiriniz.
- her tarafta takimizin taraftarlarini görmek ilk baslarda sizi heyecanlandirabilir saga sola kosturabilirsiniz ama sakin olun ne de olsa orasi sizin eviniz.
- stada yaklastikça kaldirimda durmus,elleri ceplerinde açik var açik diye fisildayan kisiler karaborsacilardir.mecbur kalmadikça itibar etmeyiniz.
- stadyumda gördügünüz çocuk taraftarlara ilgi ve sefkat gösteriniz.onlar bu tribünlerin gelecegidir.
- her ne kadar tribünde bir bütün olunsa da kitle psikolojisine kapilip her denileni yapmayiniz.kendi kafanizda yargilayip olur verdiginiz eylemlerde ve tezahuratlarda yer aliniz.
- kiz arkadasinizi en az bir kere maça getirip anlam veremedigi bu tutkunuzu daha özenli sözcüklerle ve canli örneklerle bir kez daha anlatmayi deneyiniz.
- maç bittiginde sesiniz kisilmadiysa kendinizi kötü hissediniz.zira takiminizi ne kadar çok desteklerseniz galibiyetten ya da sampiyonluktan kendinize çikardiginiz pay o kadar artar.
- kaybedilen maçin ardindan hiç bosuna "bir daha maça gelirsem dombili olayim" seklinde cümleler kurmayiniz.15 gün sonra kosa kosa stadin yolunu tutarken mahçup olursunuz.
- deplasman taraftarligi apayri birseydir,tecrübe ister.tribüne yeni baslayanlara pek önerilmez.
Kaynak:Pankart.org
İLK ÜRÜN...
1 Eylül 2009 Salı
Endülüs Emevi Dergisi...

Endüstriyel Futbola karşı olmak veya olmamak…
Kimseyi düşüncesi yönünden yargılayamazsın ancak; düşüncesini teşhir etmiş, düşüncesi ile alakalı faaliyetlerde bulunmuş, yazılı ve görsel medyada bunu dile getirmiş bir kurum şimdi kalkıp ben yanlış yapmışım diyorsa ben bu düşüncesinden dolayı art niyet arama konusunda biraz ileriye giderim…
Konuya Fransız kalındı farkındayım…
Şöyle ki: Kurulduğu günden bu yana Endüstriyel Futbola karşı olarak görünen (Yazılar, Resimler, Videolar v.b.) bir forum sitesinden bahsediyorum… Tribünlerin içerisinde bulunan çoğu arkadaşın da bu forum sitesinde nadiren de olsa vakit geçirdiğini biliyorum…
Söz konusu forumun üst tarafında bulunan Endüstriyelleşmeye karşı duruşu simgeleyen materyallerin yerinde şimdilerde Endüstriyelleşmeye yardımcı olan reklâmlar görünmekte…
Atılan mesajlara aldırmayan, her defasında forumda bulunan çoğu arkadaşa saygılı olmaları gerektiği vurgusunu yapıp ta bunu ne yazık ki kendilerine aşılayamayan insanlar bu gün para kazanma yolunda önemli adımlar atma kararı almış zannedersem… Yalnız bu adımlar ileriye atılırken kişilik, onur, şeref, gurur ve istedikleri saygıda ise geriye doğru gitmektedir.
Kendini Para kazanma yolunda her şeyi yapabilecek bir duruma sokan forum yöneticisine atılan sağduyulu ve soru niteliği taşıyan mesajlara karşılık “Haddini Bil” cevabı veriliyorsa benimde bu yazıyı yazarak cevap verme zorunluluğum vardır…
Yaptığım kısa bir araştırmada; aslında forumun kurulduğu ilk günden bu yana endüstriyelleşme yolunda olduğu ve çeşitli oyunlar oynadığı ve bu oyunların çoğunda başarılı olduğu, yazdıkları yazılar vasıtası ile aynı bölge takım taraftarlarını karşı karşıya getirerek prim sağladıkları, “Atatürk Stadyumu” deyiminden rahatsız oldukları, Kendilerine itici gelen takım taraftarlarına karşı üslup sınırlarını zorladıkları, kendi sınırları içerisinde forum üyelerine alaycı bir tavır sergiledikleri görülmüştür…
Amacım bir kişiyi düşüncesinden ötürü yadırgamak değildir; amacım düşüncesi ile yaptıkları tezatlık içeren şahısları eleştirmektir…
Biliyorum ki kendilerine karşı olan tutumumuz hoşlarına gitmemekte ve çoğu kez kendileri vasıtası ile engelleme işlemi gerçekleştirilmektedir… Kendilerine karşı tutum ve davranışlarımız değişmeyecektir, Tribünlere gelip kendini taraftar diye nitelendiren, maç başladıktan sonra kendi sesinin anlaşılmayacağını düşünerek “playback” yapıp maçtan çıkıp giden kişilere karşı her zaman tavrımız bellidir… Yanında bulunan masum insanlardan faydalanmak mazur görülecek bir durum değildir…
Blogda yer aldığım müddetçe söz konusu forumu yaptıkları “reklâm kokan hareketler” den geri adım atıncaya kadar eleştirmekte kararlıyım…
Kimseye protesto edelim, e-mail atalım v.b tarzında bir ricada bulunmuyorum, tribün kültürü nü yaşayan insanlar var oldukça sahtekâr insanların kırmızı kart görüp oyunu terk edeceği inancındayım…
Para; ona tapanların, Sevgi ise bizim olsun… Saygılar…
Not: Devamı Yakında...
Adanademirspor-Şanlıurfa Multimedia
31 Ağustos 2009 Pazartesi
Dergi Tribünü!!!
Tribünden anlamayıpta haybeden bişeler sallayanlara...
İşlerine geldikleri gibi konuşanlara...
Endüstriyelleşmeye karşı olupta paraya tapanlara...
Tarafsız davrandıklarını söyleyipte, taraf olanlara...
Söyleyecek sözümüz var...
Tribünleri FORUMlardan ibaret sayan zihniyete yazıklar olsun...
Yakında...
İşlerine geldikleri gibi konuşanlara...
Endüstriyelleşmeye karşı olupta paraya tapanlara...
Tarafsız davrandıklarını söyleyipte, taraf olanlara...
Söyleyecek sözümüz var...
Tribünleri FORUMlardan ibaret sayan zihniyete yazıklar olsun...
Yakında...
30 Ağustos 2009 Pazar
1de1
Adanademirsporumuz:4-2:Şanlıurfaspor
Dakika 10:Aydın | Dakika 63:Abdullah
Dakika 48:Tayfun | Dakika 86:Abdullah
Dakika 50:Cem
Dakika 59:Alper
Böyle güzel maçlarda stadda olamamak insana çok koyuyor ama Şimşeğimin gol haberlerini duymakta insanı o kadar dert arasında İstanbul'da çok mutlu ediyor.
Devamı gelsin MaviŞimşekler...
Dakika 10:Aydın | Dakika 63:Abdullah
Dakika 48:Tayfun | Dakika 86:Abdullah
Dakika 50:Cem
Dakika 59:Alper
Böyle güzel maçlarda stadda olamamak insana çok koyuyor ama Şimşeğimin gol haberlerini duymakta insanı o kadar dert arasında İstanbul'da çok mutlu ediyor.
Devamı gelsin MaviŞimşekler...
MÜJDE!!!
Müjde!!!AdanaDemirspor'umuzun maçları Çukurova Tv'de.
Gurbette yasayan bizler maçlarımızı senede üç beş defa izleyebiliyorduk. Takımımızn nasıl oynadığından haberdar olamıyorduk. Maçlarımızı artık Çukurova Tv den izleyebileceğiz. Ama uydudan yayın yapmayan kanalı sadece canlı tv izle gibi yerlerden izleyebiliriz.
Umarım maçların televizyondan verilecek olması takımımızın itici gücü taraftarımızı stada gelmekten alıkoymaz. Çünkü 5 Ocak mavilacivert taraftarıyla güzel!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





