23 Nisan 2009 Perşembe

Cumhuriyetin Çocukları Ataları Gibi Onurlarıyla ÖLECEKLER...

Efendiler, bu güne kadar sağladığımız zaferler, bize ancak ilerleme ve uygarlık yolunu açmıştır. Yoksa ilerleme ve uygarlaşmaya henüz ulaşmış değiliz. Bize ve çocuklarımıza düşen görev, bu yol üzerinde duraksamadan ilerlemektir.

Atatürk'ün TBMM 2.Dönem 1.Yasama Yılı Açılış Konuşmasından
13 Ağustos 1923
Mustafa Kemal Atatürk

22 Nisan 2009 Çarşamba

ANKARA TAYFASI - YORUMSUZ

Ankara Tayfası’ndan özür dileyerek yazıma başlamak istiyorum…

Sizin cevap vermediğiniz bir konuda benim konuşmam doğrumudur bilemem ama kendilerini örnek aldığım kişi ve kurumları haksız yere eleştirenlere karşı bir cevap hakkım doğacağı inancındayım…

Şöyle ki;

Ben Ankara Tayfası’nın demokratik, özgür bir ortamı savunduğunu düşünüyorum… Sitelerinde de Argo kelime kullanılan yorumlar hariç tüm yorumlara izin veriliyor zannımca… Ancak bazı kişiler Ankara Tayfası’nın bu düşüncesine karşı tepkili olacak ki Tayfayı eleştirmekten geri kalmamış… Her olayı yazıya dökmeyi adet edinenler, bir telefon edip konu hakkında bilgi edinmeyi zor gördü olsa gerek… Ankara Tayfası’nın Demirspor ve Taraftarları için yaptıkları ortadadır…

Pek açıklayıcı olmadı galiba… Açıklayayım…

Ankara Tayfası Bloğunda yazılan bir yazının altında bir yorum yayınlanmış, bu yorum birilerinin tepkisini çektiği kadar benimde tepkimi çekmiştir… Ama hiçbir zaman bu yorumunun kaynağını tayfaya bağlayamazsın… Tayfanın belirtilen hatası şu imiş ki; yazılan yorumlar izin verildikten sonra yayınlandığı için Ankara Tayfası nasıl böyle bir yorumu yayınlarmış… Yayınlanmaması lazımmış… Biz her zaman ne diyoruz… KOZMOPOLİT… Evet, Adana Demirspor taraftarı KOZMOPOLİT bir taraftar topluluğudur… Kendi dediğimiz bir şeye kendimiz inanmıyoruz… Eğer o yorum yayınlanmasaydı… İşte o zaman her zaman savunulan “özgürlük” kelimesi tutsak kalırdı… O yorumun yayınlanması Ankara Tayfası’nın o yoruma katıldığı anlamına gelmez siz böyle düşünseniz de…

Tebevolimo ekibi olarak Dünyanın neresinde olursa olsun Adana Demirspor Taraftarının bir bütün olduğunu düşünüyoruz ve böyle devam etmesini diliyoruz…

Eğer yazıda bir kişi yi kurumu kırdıysam saygısızlık yaptıysam Ankara Tayfası başta olmak üzere özür dilerim…

Buda bizim yorumumuz… İsterseniz kaldırırız… ;)

İstanbul Tayfası’ndan 5 Arkadaşın adına yazılmıştır…

20 Nisan 2009 Pazartesi

1 E 2 VAR MI?


Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere 1E 2 terimi bilet fiyatları ile doğru orantılı olarak kullanılan bir terimdir... Peki nasıl kullanılır bu terim veya hangi durumlarda daha sık rastlanır söylenmesine...

Kısa kısa ikili konuşmaları aktaralım sizlere...

- Abi 1 E 2 varmı?
- Yok herkes 1 bilet le girecek
- Ya bari bu maçta yapmayın şampiyonluk maçı...
- Ben ne yapayım kardeşim yönetimin talimatı...
------------------------------------------------

- 2 kişi giremezsiniz!
- Oğlum ya o benim bu seferlik girsin abisi hadi...
- Allahım yarabbim tamam girsin...
------------------------------------------------

- Abi benide sokarmısın maça ya?
- Gel 2 kişi alırlarsa...
- Çık çık 2 kişi alınmıyor...
- Ya takım küme düşecek hala bilet davası...
-----------------------------------------------
Tük bu konuşmalar birbirine çok yakın konuşmaladır... Aslında buradaki tüm gayret her maçta ve deplasmanda dahi 1 E 2 uygulaması olması içindir...

Yani Takım şampiyonluğa oynar, takım küme düşmemeye oynar hiç farketmez 1 E 2 uygulamasının hayata geçmesi lazımdır... Bu konu hakkında Tribün liderleri ne düşünüyor yazacağız...SAYGILAR

17 Nisan 2009 Cuma

BİR MEŞ-ALE BULUNUR...

Nedir meşale yakmaktaki amaç... Atmosferin daha coşkulu olmasımı, Rakibe korku salmak mı, Takıma destek olmak mı, yoksa görüntü itibari ile güzel olduğu mu?

Doğrusunu söylemek gerekirse MEŞALE yakmayı ve izlemeyi çok seviyorum ama... Evet aması şu ki yakılan meşaleler sahaya atıldıkça, rakip takım taraftarlarının birbirlerine karşı kullanmasıyla, meşelade yine olağan kullanımı dışında kullanılmaya başlanmış ve gerekli emniyet tedbirleri aldırılmaktadır. (gerçi yakan yakıyor ama...)

Bir Buca maçı öncesi yapılan tesis ziyaretinde yakılan meşaleler artı güç olarak takıma yansımış, ve takım gerekeni yapmış idi...

Ben her zaman tribünde görsellikten yanayım... Bir arkadaşım varki takımın en kötü durumunda dahi elinde olan bir meşelayi yakarak... Tüm stadı ayağa kaldırarak takımın galibiyetinde önemli rol oynamıştır...

Meşela yakmak yasaklansada; tribün gruplarının,taraftarların,amigoların,tribün organizatörlerinin, Tribünlerin görselliği açısından başka bir MEŞ-ALE bulacaklarına eminim...

(Eğer kelime yanlışlığım varsa affola...)

15 Nisan 2009 Çarşamba

İADEİ ZİYARET...


Hatırlayacağınız üzere Beşiktaş-Kayserispor maçı öncesi Polis ile beşiktaşlı taraftarlar arasında olaylar çıkmış, Yaşanılan olaylar büyük bir üzüntü içerisinde seyredilmişti...

Ancak; Beşiktaş Tribün Lideri Alen; Polisimize nezaketen Bayrampaşa Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde iadei ziyarette bulunmuştur...

Amaç!!! Neden!!!

Alen Markaryan, Kayserispor maçı öncesi yapılan meşaleli yürüyüşte çıkan olaylarla ilgili olarak da "Devletimizin polisiyle hiçbir zaman karşı karşıya gelmek istemeyiz ama 10 bin kişinin olduğu bir yerde araya sızmalar olacaktır.


Üzücü olan, olayların son 10 dakikaya denk gelmesiydi. 3-3,5 saat hiçbir olay yaşanmazken, ne olduysa son 10 dakikada olaylar meydana geldi. Bu bize ders oldu. İzin almadan böyle bir şeye girişmenin anlamsız olduğunu anladık. Bu ziyaret özür mahiyeti de taşıyor. Bizim kalplerimiz bir, onlarla beraberiz" diye konuştu.


Çevik Kuvvetten Sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Yücel Aktaş da 10 bin kişi içinde art niyetli kişilerin olabileceğini belirterek, "Olaylarda alkolün büyük etkisi vardı. Bir grup taraftar bira, içki şişelerini görev alan arkadaşlarımıza doğru attı. Yaralanan arkadaşlarımız oldu. Üzülüyoruz, bir spor olayında bu tür şeyler yaşanmamalıydı" dedi....

ALEN 1 MAYISTA NERDE OLACAĞINI SÖYLEYEBİLİRMİSİN?

SÖZ ŞİMDİ BİZDE (SEMT AŞIĞI)

Bu röportajımızı Bana büyük yardımları dokunan "semtimiz sevdamız" bloğu ile tanınan semt aşığı kardeşim ile yaptım... Ben zevk aldım bu röportajdan... Tekrar teşekkür ediyorum semt aşığı kardeşim...




- Sizi çoğu kimse www.semtimizsevdamiz.blogspot.com bloğundan tanıyor. Bize blog-taraftar ilişkisinden biraz bahseder misiniz?

- Aslında tanınıyor muyuz tanınmıyor muyuz onu sorgulamak lazım? Blog – Taraftar ilişkimiz biraz zayıf. Bu bloga yazmalıyım derken hep öğrencilik, askerlik dönemimde iletişimden uzak kaldığım yılları düşünerek yazdım. Aslında bir offical site olsa bunlara hiç gerek kalmayacak. Fakat blog kendi aşarak taraftar grubu içinde ufak bir alt tayfa oluştu sezon sonu manifestosuyla, grup logosuyla beraber maddi imkanlar el verirse tribün ürünleriyle blogdan kendini duyuracak. Yinede tribünde blogdan haberi olan insan sayısı çok düşük.

- Peki, bir semt takımının taraftarı olmak nasıl bir duygudur?

- Adana da Galatasaray’ı değil de Demirspor’u tutmak gibi, bunu en iyi sen anlarsın.(siz anlarsınız).Ben gururluyum şahsen. Bizim şöyle başarımız var böyle işler yapmışız diye anlatmak istemiyorum. Bunun için takım sevilmez zaten bu bir o topraklara ait olma duygusu. Avcılar Gençlik diye bir taraftar oluşumu var. Avcılar geçmişte Şampiyonlar ligi kupası mı kaldırdı da amatörde bile 1 otobüs adam oradan oraya gidiyor her hafta sonu? Her sevgi gibi anlatılamaz bir şey bu. Sadece seversin işte…

- Avrupa daki kasaba takımları dahi üst liglerde mücadele ederken, Türkiye de bulunan Anadolu kulüpleri neden başarı elde edemiyor?

- Türkiye’de hangi iş de alt sınıf, üst sınıfın yerinde yer alabiliyor ki bu iş futbolda böyle olsun ya da sporda. Geçtiğimiz 3 sene Basketbol 1. Liginde mücadele ettik. Son senemizde 5 adım atıp son saniyede 3 ‘lük atan çukulataspora karşı yenildik ligden zorla düşürüldük. Bu sadece Beykoz’a yapılanlar. Bursa nasıl futbolda ligden düşürüldü hepimiz izledik. Avrupa da ki o kasaba takımlarının arkasında da büyük güçler var. Bunun adaletle, kaliteyle alakası yok. Yani bir gün burada da olabilir. İnşallah Beykoz böyle bir etiketle bir yere gelmez. Ben alt ligleri seviyorum. Profesyonel Amatörlük yapılıyor çünkü…

- Son dönemlerde Anadolu kulüplerinin; 3 büyükler diye tabir edilen kulüpleri geride bıraktığı düşüncesine katılıyor musunuz?

- İlk önce şunu açıklayayım bence tüm klüpler Anadolu klübü diğerleri 3 büzükler, büyükler diye bir şey yok. Bu satırları okuyan çArşı, GFB, uA ‘lı arkadaşlar yanlış anlamasın. Onların her yaptığı işe saygı duyuyorum geçen sene 15 tane maça gitmişim sadece koreografi ve tribün şovlarını izlemek için. Bu 3 ‘lü birbirine muhtaç. Bunlara kimse yanaşamaz. Ben Avrupa da 2 lig kurulmasından yanayım. Türkiye ‘den bu 3 klüp alınsın orda oynasınlar. 2.Ligden başlasınlar Münih, Barça, Lyon, ManU falan aralarında oynasın, İstanbul Ligi ve bölge ligleri yeniden kurulsun sene sonu Türkiye şampiyonası yapılsın bölge karmalarıyla. İstanbul da oturan birisin ligi düşün Beykoz, Taksim, Beyoğlu, Feriköy, Karagümrük, Eyüp, Sarıyer, Anadolu Üsküdar, Vefa hangisi daha güzel? Sorunun cevabına gelince 100 yılda 1 kere olmuş bir şeyi hiç olmamış sayamayız ama bence öyle bir şey yok.

- Dünya derbisi denilen Galatasaray-Fenerbahçe maçında çıkan olaylar ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

- Yensinler birbirlerini En Büyük Beykoz diyorum  Rezalet falan demeyeceğim. Kimse maç izlemeye gitmedi. Futbolcularda oynamaya gelmemiş zaten. Tam bize yakışır bir derbi oldu istediğimizi aldık. Kemik tayfayı ayrı tutarak konuşuyorum yine, taraftarlar ya Emre ‘ye sövmek için izlediler ya da Sabri ’ye. Bunların kavgası tuz biber oldu. Bunlar olmasaydı “Nasıl koyduk size” demek için maç izleyeceklerdi. Bu kahvedeki boş adam da Holding ceo sunda da aynı reaksiyon olacaktı. Normal buluyorum umarım cezalar çifte standartsız olur ve ceza alanlar ıslah olur.

- Sıkça dile getirilen bir konu ama Sporda şiddetin önlenmesi için neler yapılmalı?

- Taraftarı taraftara bırakacaksın arkadaş. GS-FB derbilerin de dünyanın olayı çıkıyor stat çevresinde değil mi? Bunlar sadece 2 bin kişilik olaylar hani bunların 25 Milyon taraftarı vardı. Hepsi kahvede yan yana kimse kimseyi öldürmüyor. Kabul etmem gerekir ki tribün içinde de bir agresiflik var. Sağduyu ve hoş görü aşılanmalı bu insanlara. Yıllarca jop vurduk, hapse tıktık bir şey olmadı. Şimdi para cezası veriyoruz üstüne yine değişmiyor. Bence tek tek yakalayıp ders vermek lazım takım nasıl tutulur diye. Rakip den dövdüğümüz adamlar ne tribün bırakıyor ne de bir dahaki sene korkup gelmemezlik yapmıyor aksine hırs oluyor. Bumerang gibi ne kadar hızlı atarsak o kadar hızlı dönüyor. Tribünde şiddet en anlamsız şey. Otobüs taşlıyorsun adamlar dönerle iniyor karşılıklı vurulanlar oluyor. Sen aynı şekilde gidiyorsun yapabiliyorsan aynılarını yapıyorsun yapamazsan esnafa saldırıyorsun. Ertesi sene ya deplasman yasağı oluyor yada aynı seneryo… Kimseden ne bir şey eksiliyor nede artıyor.

- Halk arasında Taraftarın, Bilgisiz ve cahil insanlardan oluştuğu öngörüsü hakim; bu görüşe katılıyor musunuz?

- Katılırım ama gülmekten. Bizim tribünden 20 tane adam sayarım hafta içi takım elbiseli. %50 den fazla üniversite ve lise mezunu. Hepsinin ya ailesi var ya da çok iyi işleri. Hepimizin bir dünya görüşü var. Bana herhangi bir sosyal platformdan bir tane Alparslan Dikmen gösterin. Ya da bana. Bir sosyal ortam söyleyin 10 bin kişiden oluşacak ve bu ortamın lideri bir Ermeni olacak? Kim kabullenebilir bunu... Ama taraftar dediğimiz olgu kabullenebilir bunu...



- Peki, taraftar neden deplasmana gider diye bir soru sorulsa ne cevap verirsiniz?

- Hani haddime midir tüm herkes adına cevaplamak ya da kendi adıma bile cevaplayacak kadar çok kilometrem var mı bilemiyorum? Kırşehir’e 4 kişi gittiğimizde o topçuların yüzünü görmen lazımdı. Tokat da 8 kişilik tribüne secde eden futbolcuya sormak lazım. Ben 12. adam değilim. Ben o ekibin bir parçasıyım. Malzemeci veya Klüp başkanı nasıl bir parçaysa bende bu bütünün bir parçasıyım. Takım benim tabii ki deplasmana gideceğim. İşimi bazen iyi yapar bazen kötü yaparım ama o gün orda elimden gelenin en iyisini ortaya koyarım. En Uzak deplasmana gitmektir taraftar olmak. Bu da bizim o bahsettiğim küçük tayfanın baş felsefesi.

- Deplasman ile ilgili bir hatıranızı kısaca anlatır mısınız?

- Aklıma gelen her şey rakipleri küçük düşürücü şeyler. Kayıt dışı konuştuğumuz da anlatırım tabii ki ama böyle bir platformda hiçbir rakibimize saygısızlık yapamam. Aslında bir önceki soruya cevap olacak bir anımız var 3.Ligdeyken Yalova maçımız vardı. 1001 güçlük yaşandı. Anca 2. Yarı oraya varabildik. Çünkü otobüs de kendi aramızda para toplama vs. işleri uzun sürdü birde feribot sırası. Neyse stada 100 kişi kadar girdik. İlk yarı yeni bitmişti 1-0 yenilmiştik. Topçular bizi görür görmez inanılmaz bir güven yüklediler kendilerine. Bizim desteğimizi de arkasına alan takım 2. yarı 1-3 yaptı durumu sayısızda gol kaçırdı. Belki geçen senenin şampiyonluğunda önemli bir 3 puandı.

- Son olarak Futbolculara. Taraftarlara, Federasyona, Spor ile alakalı kişilere ve bloğumuzu okuyanlara neler söylemek isterseniz?

- Daha çok blog okumak bu işin içinden adamlardan daha çok bilgi almak anlamına geliyor. Sıfır rant full özveriyle yapılıyor bu işler. Buradakiler başkalarına yaranmak zorunda değil varlığını devam ettirmek için o yüzden gerçek düşüncelerini yazmakdan başka seçenekleri yok. Beykoz’u öğrenmek isteyenler Kelle İbrahim kimdir neler yapmıştır bunu öğrensinler önce. Adana Demir’i öğrenmek isteyenlerde Tebe – Volimo ne demek ve neden bu tribünlere pankart olmuştur. Geçmişimize esas duruşla baktığımız sürece en iyiyi yapacağız. Bide herkese bu uzun şeyleri okudukları için teşekkür edeyim. Sana da beni röportaj yapılacak kadar yaptın ya helal olsun diyorum.Saygı ve Barış!

DUY SESİMİZİ İSTANBUL BASINI...


Sabah sabah girdim http://www.demirgibiyiz.blogspot.com/ sitesine karşımda bir yazı bu ne müthiş, bu ne güzel bir haber...
Birden gözümde Eto'o nun Adana Demirspor atkısı takmış hali geliyor gözümün önüne...
Yazıdan bir bölüm anlatır her şeyi...
"1997’den beri İtalya’da düzenlenen, tüm dünyanın ırkçılık karşıtı taraftarlarını biraraya getiren Mondiali Antirazzisti’ye Türkiye’den katılan ilk takım olarak gidiyoruz. "
TEŞEKKÜRLER ANKARA TAYFASI

14 Nisan 2009 Salı

ÇOCUK GİBİ KOŞUN...


Hatırlıyorum da babam bir çikolata alıp kapının önünde beklerdi de kimin daha hızlı koşacağını görmek isterdi... Öyle koşardım ki aklımda ne düşme korkusu vardı ne de çikolatayı alamama ihtimali... Kaybedeceğim ihtimalini hiç düşünmeden amansız bir şekilde koşup o çikolatayı alırdım... Sonra gönlüm razı olmaz al kardeşim sen ye deyiverirdim,babamda yok yok onu sen ye ben aldım kardeşinede derdi...

Bir bağlantı kurulabilirmi bilmiyorum ama ben yine kurdum :) ve diyorum ki bırakın profesyonel olmayı ÇOCUK GİBİ KOŞUN... Düşme korkusu olmasın içinizde, kazanamama ihtimalini düşünmeyin... Dediğim gibi ÇOCUK GİBİ KOŞUN yeter...

CUMHURİYET...

Cumhuriyetin Değerini anlayamayanlara karşı bu resimi sürekli bloğda güncelleyeceğim... Anlayana kadar...

13 Nisan 2009 Pazartesi

TASARIM-PANKART



Hangi Takım Taraftarı olduğunu bilmemekle beraber... Çok hoşuma giden bir pankart stili... Şeffaf bir tasarım... Taraftar grubu organizasyonları sağlam...