Mevlüt AVŞAR (http://www.sporsitesi.net/author_article_detail.php?id=4203)
Bugün akşam sahadaki futbolcular Milli Takımın iskeletini oluşturan, yani millete mal olmuş oyuncular. Daha bir hafta önce omuz omuza İspanya'ya karşı mücadele etmiş olan bu oyuncular bugün akşam oynadıkları rezil oyunun üstünü örtmek ister gibi birbirlerine tekme tokat saldırıyorlar.
Bizim futbol anlayışımız bu mu? Türk milletine bunun layık görülmesini asla kabullenemiyor, çok büyük bir saygısızlık olarak görüyor ve bir taraftar olarak futbolculardan özür bekliyorum.
Güya diyoruz ki Avrupa'nın en büyük derbilerinden… Sizin derbi anlayışınız bu mu? Biz hiç yenilenin yeneni tebrik ettiği, yenenin de yenileni teselli ettiği bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisi izleyemeyecek miyiz. Bunu şu millete neden çok görüyorlar?
Bugün bir Avrupa kanalı bu maçı gale alıp yayınlamak isteseydi ne olurdu halimiz? Ben söyleyeyim. Dünya ve Avrupa 3.sü olmuş ama hala futbolun bir eğlence olduğunu kavrayamamış durumuna düşerdik ve bizle alay ederlerdi.
Mantalite farkı işte buna diyorlar. Avrupalı güzel futbol oynayıp seyirciye zevkli bir 90 dakika izletme derdindeyken biz ise aşırı duygusal davranarak olayı hayat memat meselesi haline dönüştürerek kendimizi rezil ediyoruz...
13 Nisan 2009 Pazartesi
11 Nisan 2009 Cumartesi
Bir tek hayat koyu lacivert... (VERTUMMUS-YORUM)
Şu fotoğrafa bir bakın önce:
http://ankaratayfasi.deviantart.com/art/ADANA-DERBI-1-116516832
Geçen sene bitime 3 hafta kala oynadığımız Adanaspor maçına giderken çekildi.
Ankara'dan Adana trenle 14 saat sürdü o gece. Hayal meyal hatırlıyorum şimdi inanın. Buğulu kalmış anılar. Koştur koştur gara gidişimiz, boynumda "uğurlu" dediğim atkım, "Vardık, Varız, Var olacağız" yazıyor bir yanında; öbür yanında "Masmavi Şimşekler"
Bir var olma mücadelesi bizimkisi. Alt liglerin en altına da düşsek, "biz varız ulan!" deme iddiası..."Şehrin Asi Çocukları" pankartımız varya hani, o hesap işte. Bize dayatılana inat, içimizde sevdalar büyütmek karakterimiz olmuş her birimizin...
Boynumdaki atkı, biniyorum trene paldır küldür. Yol, biter mi? Önce yemekli vagona geçiyoruz, gecenin karanlığı çöküyor rayların tıkırtıları arasından. Hafiften besteler giriliyor, alkol kokmaya başlamış dudakların arasından. Bir vagon adamız, bir vagon maviyiz...
Herkesin içinde umut. Ertesi gün stadın önünde "Bugün yenin, bu şehri yıkalım!" pankartını göreceğiz. Daha onu görmeden hepimizde aynı heves. Kimse maçtan konuşmuyor, konuşmamaya çalışıyor. Bir önceki yılın Giresun maçı, hiç akla getirilmemeye gayret ediliyor. Bitime 3 hafta var...1-0 alsak, 1.ligdeyiz...İçiyoruz
Sigara dumanı siniyor formamın üzerine. Daha yarın bu formaya kebap kokuları, alınteri kokuları, stadyum kuyruğu kokuları sinecek...Deplasman kokar hale geleceğim yarın...Ve umarım sabaha kadar tur atmanın yorgunluğu sinecek diyorum...İçiyorum...
Sabaha karşı oluyor vakit, söylenmedik beste kalmamış. Tezahürat etmiyoruz sanki, sanki dilimize gelen her şey bir dua, yaptığımız ayin...Herkesin gözünde görüyorum, ruhunda o güne kadar taşıdığı iyi ne varsa hepsini Demirspor'a yollamak istiyor içten içe...Herkesin gözünde umut...O gece, herkesin gözü mavi...
Güneşin ilk ışıklarını görmeye dakikalar kala, bir bir vagonlara geçip, şöyle az uzanabileceğimiz yer arıyoruz. Yolculuğun 10.saatini doldurmuşuz. 2li koltuk bulan kıvrılıyor. Yerköy'den sonra biraz hafiflemiş tren. Kimisi bir damla uykunun peşinde, dayanamıyor başka türlü, maç saatini beklemek sabra sığmaz bir işkence...Kimisi de tam tersi, uyku tutmuyor alkolden alev almış gözlerini. Sigara üzerine sigaralar yakılıyor...Lokomotif Toroslar'ı dönmeye başlıyor...
Taze bir hava giriyor kapı aralıklarından içeri...Yeniden kendimize geliyoruz. Toroslar, göğsünü açmış, şampiyonu kucaklıyor diyorum kendimce...Bir sigara daha yakıyorum, bedenim kendimi yeiliyor taze hava ve güneşle...Besteler yeni baştan başlıyor...Tayfa, şampiyonluğa gidiyor!!!
Ayağımı Adana garında yere basana dek, bu muhteşem rüyanın içine giriyorum...
O rüyadan, keşke bugün bile hiç uyanmamış olsam diyorum...
Tren, mavi
Rüya, mavi
Ben, mavi...
Bir tek hayat koyu lacivert...
http://ankaratayfasi.deviantart.com/art/ADANA-DERBI-1-116516832
Geçen sene bitime 3 hafta kala oynadığımız Adanaspor maçına giderken çekildi.
Ankara'dan Adana trenle 14 saat sürdü o gece. Hayal meyal hatırlıyorum şimdi inanın. Buğulu kalmış anılar. Koştur koştur gara gidişimiz, boynumda "uğurlu" dediğim atkım, "Vardık, Varız, Var olacağız" yazıyor bir yanında; öbür yanında "Masmavi Şimşekler"
Bir var olma mücadelesi bizimkisi. Alt liglerin en altına da düşsek, "biz varız ulan!" deme iddiası..."Şehrin Asi Çocukları" pankartımız varya hani, o hesap işte. Bize dayatılana inat, içimizde sevdalar büyütmek karakterimiz olmuş her birimizin...
Boynumdaki atkı, biniyorum trene paldır küldür. Yol, biter mi? Önce yemekli vagona geçiyoruz, gecenin karanlığı çöküyor rayların tıkırtıları arasından. Hafiften besteler giriliyor, alkol kokmaya başlamış dudakların arasından. Bir vagon adamız, bir vagon maviyiz...
Herkesin içinde umut. Ertesi gün stadın önünde "Bugün yenin, bu şehri yıkalım!" pankartını göreceğiz. Daha onu görmeden hepimizde aynı heves. Kimse maçtan konuşmuyor, konuşmamaya çalışıyor. Bir önceki yılın Giresun maçı, hiç akla getirilmemeye gayret ediliyor. Bitime 3 hafta var...1-0 alsak, 1.ligdeyiz...İçiyoruz
Sigara dumanı siniyor formamın üzerine. Daha yarın bu formaya kebap kokuları, alınteri kokuları, stadyum kuyruğu kokuları sinecek...Deplasman kokar hale geleceğim yarın...Ve umarım sabaha kadar tur atmanın yorgunluğu sinecek diyorum...İçiyorum...
Sabaha karşı oluyor vakit, söylenmedik beste kalmamış. Tezahürat etmiyoruz sanki, sanki dilimize gelen her şey bir dua, yaptığımız ayin...Herkesin gözünde görüyorum, ruhunda o güne kadar taşıdığı iyi ne varsa hepsini Demirspor'a yollamak istiyor içten içe...Herkesin gözünde umut...O gece, herkesin gözü mavi...
Güneşin ilk ışıklarını görmeye dakikalar kala, bir bir vagonlara geçip, şöyle az uzanabileceğimiz yer arıyoruz. Yolculuğun 10.saatini doldurmuşuz. 2li koltuk bulan kıvrılıyor. Yerköy'den sonra biraz hafiflemiş tren. Kimisi bir damla uykunun peşinde, dayanamıyor başka türlü, maç saatini beklemek sabra sığmaz bir işkence...Kimisi de tam tersi, uyku tutmuyor alkolden alev almış gözlerini. Sigara üzerine sigaralar yakılıyor...Lokomotif Toroslar'ı dönmeye başlıyor...
Taze bir hava giriyor kapı aralıklarından içeri...Yeniden kendimize geliyoruz. Toroslar, göğsünü açmış, şampiyonu kucaklıyor diyorum kendimce...Bir sigara daha yakıyorum, bedenim kendimi yeiliyor taze hava ve güneşle...Besteler yeni baştan başlıyor...Tayfa, şampiyonluğa gidiyor!!!
Ayağımı Adana garında yere basana dek, bu muhteşem rüyanın içine giriyorum...
O rüyadan, keşke bugün bile hiç uyanmamış olsam diyorum...
Tren, mavi
Rüya, mavi
Ben, mavi...
Bir tek hayat koyu lacivert...
10 Nisan 2009 Cuma
SÖZ ŞİMDİ BİZDE(Blue_Angel)
Bu zamana kadar sürekli futbolcular,yöneticiler.teknik adamlar konuştu,Bloğumuz bize göre yeni bir açılım yapıyor ve taraftarlarla röportaj yapıyor... Röportajlarımız msn üzerinden olacak çünkü Türkiyenin dört bir tarafından yapacağımız röportajlara yetişmemiz imkansız onun için röportajlar kısa ama güzel olacak inşallah... İlk deneyimimiz... Blue_Angel nickli bir arkadaşımız ile bir röportaj... Buyrun...
- Size göre Taraftarlık nedir?
Ben Taraftar olmayı felsefi olarak tanımlayamıyorum yani bir yaşam biçimi veya bir tutku diyemiyorum.
Taraftarlık veya şöyle diyeyim Taraftar olabilme kendi takımın için var olan savaşı verme aynı zamanda rakip takım taraftarının da var olma savaşı vermesi için olanak sağlama olarak tanımlıyorum.
- Nasıl yani?
Mesela; Bir taraftar takımının herhangi bir haksızlığa maruz kaldığını gördüğünde gösterdiği tepkiyi, Diğer haksızlık gören takım veya taraftar içinde göstermeli.
- Türkiye de böyle bir Taraftar Kitlesi var mı?
Olmaz olur mu?
- Mesela?
Türkiye deki tüm taraftar grupları bunun canlı birer örneğidir. Mesela Eto’o ya karşı ırkçılık baş gösterdiği anda Dünyada bu olaya ilk tepki gösteren Türk Tribünleridir. Karşıyakalı özgür’ ün cenaze töreninde Göztepe ile Karşıyaka atkılarının yan yana olması da taraftar olabilmeye bir örnektir.
- Karşıyaka ve Göztepe demişken isterseniz bir iki cümle edelim bu iki takım Taraftarları hakkında?
Gerçekten iki takım taraftarına da ayrı ayrı teşekkür etmek lazım. Türkiye de tribünlere renk katan bu taraftarlar Tribünlere önemli bir yol gösterdiler.
- Göztepe mi? Karşıyaka mı?
Açıkçası söylemek gerekirse Göztepe taraftarını daha çok seviyorum.
- Herhangi bir sebebi var mı?
Tek sebebi söyledikleri İsyan Marşı.
- Bu arada sormayı unuttuk siz hangi Takımlısınız?
Demirsporluyum.
- Adana DemirSpor mu?
Adında Demirspor bulunan her takım benim takımımdır ama en fazla izlediğim ve gönlümün daha yakınında bulunan takım evet Adana DemirSpor.
- Adana DemirSpor’ u ligde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Soruyu yanlış bir kişiye sordunuz. Ben ne yorum yaparsam sürekli tersi çıkıyor, en iyisi hiç yorum yapmayayım. Sadece hayırlısı olsun demek ile yetineyim.
- Peki, son olarak bloğumuzu okuyanlara bir mesajınız olacak mı?
Mesaj vermek bana uygun düşmez sadece bir temennide bulunmak istiyorum. İnşallah Tribünler zamanla daha çok dolar, daha çok organize olur. Son olarak belirtmek isterim ki; biz taraftarız cevap hakkımızı şiddette ile değil Tribünler de vermeliyiz.
- Temenniniz; Temennimizdir.
- Size göre Taraftarlık nedir?
Ben Taraftar olmayı felsefi olarak tanımlayamıyorum yani bir yaşam biçimi veya bir tutku diyemiyorum.
Taraftarlık veya şöyle diyeyim Taraftar olabilme kendi takımın için var olan savaşı verme aynı zamanda rakip takım taraftarının da var olma savaşı vermesi için olanak sağlama olarak tanımlıyorum.
- Nasıl yani?
Mesela; Bir taraftar takımının herhangi bir haksızlığa maruz kaldığını gördüğünde gösterdiği tepkiyi, Diğer haksızlık gören takım veya taraftar içinde göstermeli.
- Türkiye de böyle bir Taraftar Kitlesi var mı?
Olmaz olur mu?
- Mesela?
Türkiye deki tüm taraftar grupları bunun canlı birer örneğidir. Mesela Eto’o ya karşı ırkçılık baş gösterdiği anda Dünyada bu olaya ilk tepki gösteren Türk Tribünleridir. Karşıyakalı özgür’ ün cenaze töreninde Göztepe ile Karşıyaka atkılarının yan yana olması da taraftar olabilmeye bir örnektir.
- Karşıyaka ve Göztepe demişken isterseniz bir iki cümle edelim bu iki takım Taraftarları hakkında?
Gerçekten iki takım taraftarına da ayrı ayrı teşekkür etmek lazım. Türkiye de tribünlere renk katan bu taraftarlar Tribünlere önemli bir yol gösterdiler.
- Göztepe mi? Karşıyaka mı?
Açıkçası söylemek gerekirse Göztepe taraftarını daha çok seviyorum.
- Herhangi bir sebebi var mı?
Tek sebebi söyledikleri İsyan Marşı.
- Bu arada sormayı unuttuk siz hangi Takımlısınız?
Demirsporluyum.
- Adana DemirSpor mu?
Adında Demirspor bulunan her takım benim takımımdır ama en fazla izlediğim ve gönlümün daha yakınında bulunan takım evet Adana DemirSpor.
- Adana DemirSpor’ u ligde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Soruyu yanlış bir kişiye sordunuz. Ben ne yorum yaparsam sürekli tersi çıkıyor, en iyisi hiç yorum yapmayayım. Sadece hayırlısı olsun demek ile yetineyim.
- Peki, son olarak bloğumuzu okuyanlara bir mesajınız olacak mı?
Mesaj vermek bana uygun düşmez sadece bir temennide bulunmak istiyorum. İnşallah Tribünler zamanla daha çok dolar, daha çok organize olur. Son olarak belirtmek isterim ki; biz taraftarız cevap hakkımızı şiddette ile değil Tribünler de vermeliyiz.
- Temenniniz; Temennimizdir.
TREN İLE DEPLASE OLMA…

2 Yada 3 gün öncesi İşten çıkıp eve doğru yola koyulmuşum… İstiklal Caddesini yürüyerek geçiyorum… Geçerken de ara sıra insanların boyunlarına attıkları atkılara gözüm çarpıyor… Anadolu kulüplerinin atkılarına pek rastlayamıyorum… Taksim meydandan metrobüs yapmak için merdivenlerden iniyorum önümde 3 genç hızlıca yürüyorlar… Maç diyorlar, deplasman diyorlar fazla bişe duyamıyorum uzaklaşıyorlar… 4.Levent metrosu geliyor biniyorum… Aynı bölümde denk geliyorum o gençlerle… Konuşmalarına kulak misafiri oluyorum… Şapkalarından Galatasaray’lı oldukları belli oluyor bu 20 li yaşlardaki gençlerin… Konuşmalarını geçiyorum alt yazı…
Lan hiç trenle deplasman yapmadım?
Ankara’ya gidelim mi trenle?
Kaç saat buradan Ankara?
Yarın toplantıya geliyorsunuz değil mi?
Biz geliyoruz da Mehmet gelmiyor.
Bana geleceğim demişti oğlum.
Vallahi bilmiyorum bana gelemeyeceğim dedi.
Neyse olsun sen ben bir de murti var işte 3 kişi yeteriz. (gülüşüyorlar)
Derken metro geliyor durağa iniyoruz metrodan… Buradan katılayım sohbetlerine…
Kardeşim Tren ile deplase yapmak bambaşkadır… O demiryolunun sesini duymak, atkını pencereden dışarı salmak, Tren hatlarının yanlarında bağıran çocuklarla göz göze gelmek, Trenin peşinden koşmalarını izlemek, Sigara içenler ile Kapı girişlerinde buluşmak, Muhabbet etmek, “Geçen sene … maçı vardı ya” cümleleri ile başlayan ; “Lan o golü yemeseydik” cümlesiyle biten sohbetlere girmek, Durakta 1 dakika içinde trenden inip 50 kişinin sıra bekleyip su içtiği çeşmeden su içmek, Bir simit alıp Hiç tanımadığın birisine yarısını vermek, Maç bitiminde Kompartımanda yerini alıp 5 desibel ses düzeyinde duygusal besteler söylemek, Eve dönüp yatağına yattığında hala sallanmak, Kulaklarında demiryolları sesi ile karışık besteleri duymak bambaşkadır…
Pek anlatabildim mi bilmiyorum ama kısacası
“TREN İLE DEPLASE OLMAK BAŞKADIR…”
9 Nisan 2009 Perşembe
UMUT-HEYECAN-HÜZÜN
Son zamanlarda Adana Demirspor'un lige enteresan bir dönüş yapması ile ilgili düşüncelerim bir hayli karışık... Aslında yazmak istemiyordum... Daha doğrusu umut vermek istemiyorum... Denizli ile karşılaşılacak... Hesaplar yapılıyor herkes tarafından... Zihinler buna odaklanmış durumda... Bir yerde okudum zannedersem... Diyor ki: "Aynı anda hem küme düşmemeye hem de liderliğe oynayan başka bir takım var mı acaba merak ediyorum?" gerçekten öyle... Ama ben burada herhangi bir hesap yapmayacağım sadece En iyi dileklerimi Demirspor için tuttuğumun bilinmesini istiyorum... Korkmuyorum da değil hani... Umutlar yeşeriyor, Heyecan yakalanıyor, Sonuç Hüzün ile bitiyor...
Eğer sonu yine hüzün olacaksa boşverin be kardeşlerim... Biz böyle iyiyiz... Umutlanmaya,heyecenlanmaya sonrasında hüzünlenmeye hiç gerek yok... Biz sadece İNANMIŞLIĞIN arkasında duran insanlarız... İnandık deyin... Oynayın... Küme düşsenizde olur... Hiç fark etmez siz yeterki inanın... Biz hep arkanızdayız...
Başka bir yorum yapamayacağım sanırım... İleride bir MAVİ IŞIK görene kadar...
Eğer sonu yine hüzün olacaksa boşverin be kardeşlerim... Biz böyle iyiyiz... Umutlanmaya,heyecenlanmaya sonrasında hüzünlenmeye hiç gerek yok... Biz sadece İNANMIŞLIĞIN arkasında duran insanlarız... İnandık deyin... Oynayın... Küme düşsenizde olur... Hiç fark etmez siz yeterki inanın... Biz hep arkanızdayız...
Başka bir yorum yapamayacağım sanırım... İleride bir MAVİ IŞIK görene kadar...
8 Nisan 2009 Çarşamba
BİR İNSAN (DÜŞÜNCE) TRİBÜNE BU KADAR ÇOKMU YAKIŞIR

Resmi ilk gördüğümde… Bu yazının başlığı gibi “Bir İnsan Tribüne Bu Kadar Çokmu Yakışır. “ deyivermiştim içimden… Resim siyah-beyaz değildi ama içime siyah-beyaz bir hüzün doluvermişti… Resmin üzerinde Her vefat eden insanın arkasından duymaya alıştığımız, görmeye alıştığımız; “UNUTMAYACAĞIZ” yazmıyordu…
Resmin üzerine yazılan yazı, AYKUT’un Tribünlerde Olmasını istediği duruşun özetiydi… Bu naçizane bir dilek idi… Gerçekleşiyor mu bu dilek onu bilemeyeceğim ama AYKUT’un dileğini paylaştığımı söylemek isterim.
AYKUT Benim gibi düşünür mü bilmem ama Ben sadece Tek tarafın değil iki rakip taraftarında omuz omuza olmasını istemekteyim… Deplasmanlara Sopa, bıçak değil kardeşlik, rekabet götürülmesinden yanayım… Üzüntüden değil mutluluktan ağlamaktan yanayım… Ve eminim AYKUT’ta benim düşündüğüm gibi düşünüyordur…
Bence;
Bir Düşünce Tribüne Bu Kadar Çokmu Yakışır.
Bence;
Bir İnsan Tribüne Bu Kadar Çokmu Yakışır.
Resmin üzerine yazılan yazı, AYKUT’un Tribünlerde Olmasını istediği duruşun özetiydi… Bu naçizane bir dilek idi… Gerçekleşiyor mu bu dilek onu bilemeyeceğim ama AYKUT’un dileğini paylaştığımı söylemek isterim.
AYKUT Benim gibi düşünür mü bilmem ama Ben sadece Tek tarafın değil iki rakip taraftarında omuz omuza olmasını istemekteyim… Deplasmanlara Sopa, bıçak değil kardeşlik, rekabet götürülmesinden yanayım… Üzüntüden değil mutluluktan ağlamaktan yanayım… Ve eminim AYKUT’ta benim düşündüğüm gibi düşünüyordur…
Bence;
Bir Düşünce Tribüne Bu Kadar Çokmu Yakışır.
Bence;
Bir İnsan Tribüne Bu Kadar Çokmu Yakışır.
6 Nisan 2009 Pazartesi
FENERBAHÇE-ESES
Dün akşam eskişehirli 2 arkadaş ile birlikte Fenerbahçe-Eses maçına gittik... Eskişehir taraftarı gerçekten sevdiğim taraftarlar arasında yer alır her zaman... İstanbuldaki tüm deplasmanlarda dolduruyorlar misafir tribün yerini... Tribün liderleri mustafa abi ile Anadolu klüpleri üzerine biraz muhabbet ettik... Şu sözü çok hoşuma gitti..." Kurtuluş savaşında dahi mücadeleler sürekli anadoludan itibaren başlar... Futboldada öyle Liglere anadolu takımları yön verir...
Tribünler gerçekten güseldi...
Bu dayılar Tribüne harbiden ayrı renk katdılar... Her deplasmanda bunlar varsa, harbiden süper...
1965 liler derneği başkanı Tribün Lideri Mustafa Abi ve Ben KIsa bir muhabbetin ardından...
Minik Bir eses taraftarı
Deplasman; Ev sahibi takım taraftarı stadı boşalttıktan 1,5 saat sonra dışarıya çıkabilmendir...
5 Nisan 2009 Pazar
Joe Jonese Ateşdağlı

Geçenlerde flying ekibinden birisi ile tanıştım... Biraz sohbet ettik, İsmini sorduğum da joe cevabını aldım... Türkçe yi nasıl konuşuyorsun dedim... Babam Türk dedi... Adana Demirsporlu olduğumu söylediğimde yazdığı cümlelerden Adana Demirspora karşı bir sempatisi olduğunu anladım... Ne düşünüyorsun dedim e-mail olarak atacağım dedi... Hiç dokunmadan...
Ben yıllarca alt liglerde oynayan bir takımın deplasmanlarına, yenilgilerine, haksızlıklarına şahit oldum. Hakkı yenen, görmezlikten gelinen takımın tribününde bağırmaktan-çağırmaktan dolayı ve daha önemlisi kol-kola tirbünde olduğum insanlarla bu olayları görmezlikten gelip daha iyi bir tribün için çok uğraştık. Bunca yılların birikimi üzerinde birgün bu işi bırakıp hazneme çekildiğim şu günlerde kendime yakın bulduğum ve samimiyetlerine bir gram şüphe etmediğim bir Tribün grubu var; Adana Demirsporlu çocuklar. Hedefleri ve başaramadıkları ne olursa olsun böyle gruplaşmaya ve tribünde sesini duyuramaslarda eminim bir gün istediklerini elde edebilecekler. Bu yüzden Tüm Türkiyeye bir örnek olabilecek "alt lig" tribün oluşumu ve interaktif ortamlarda dertlerini/niyetlerini anlatabilen bu çocuklara-kardeşlerime başarılar diliyor, Tüm bu oluşumun ve oluşturdukları niteliklerin "alt lig" takımları için birer kıvılcım niteliği görmesini temenni ediyorum.
Joe Jonese Ateşdağlı
Düşüncelerin ve dileklerin için Teşekkürler... Adana Demirsporlu çocuklar hep dimdik... Saygılar
2 Nisan 2009 Perşembe
İLKBAHAR-YAZ-SONBAHAR-KIŞ

Tribünlerin bahar aylarında daha çok misafir ağırladığı kanısındayım... Stadın yolunu bilmeyen bir kişi dahi komşusunun veyahut akrabalarının "ya hava güzel hadi maça gidelim." cümlesiyle götürülürler maça... Ama harbiden öyledir, bahar da tribün grupları daha çok organize olurlar gibime geliyor...
Ben kış aylarında tribün hayatını daha çok seviyorum... Polarlar atkılar, bereler (gerçi hayatımda hiç bi maçta bere takmadım) bir de bunun üzerine zıplamalar, hoplamalar, bağırmalar, yırtınmalar işte size yaz oldu...
Nedendir bilmiyorum ama kışın o yağmurda bana tezahurat yapmak daha hoş geliyor... Saçının ıslanması Zıpladıkça su tanelerinin etrafa saçılması... bağırdıkça ağzından buhar çıkması...
En güzel marşların kış aylarında ortaya çıktığı kanısındayım... En bilinen örnek yağmurlu bir günde görmüştüm seni... Yağmur sevgiyi anlatır, bağlılığı anlatır,birisini yağmurlu bir günde görme ona karşı olan sevgiyi anlatır...
Böyle bir yazı yazma ihtiyacı duydum... Allaha emanet...
YAZILARIN,YAZIMIZDIR!!!

Anadoludanfutbol bloğunu takip etmeye başladığımda blog sahibinin bir Adana Demirspor taraftarı olduğunu bilmiyordum... Sonraları blog banner ının üzerindeki ADANA DEMİRSPOR yazısından anladım....
Blog sahibi HÜSEYİN ATAŞ şimdi di FOUR FOUR TWO dergisinde yazmaya başlayacakmış... Anadoludan futbol şimdide Dergi Sayfalarında kendine yer bulacak... Hayallerinin başladığı noktadan daha ileriye gidebilmen dileği ile... Yazdığın tüm yazılar yazılarımızdır... Kalbimiz seninle...HÜSEYİN ATAŞ...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)